1. YAZARLAR

  2. Hüseyin Gülerce

  3. CHP'yi acil servise getirdiler...
Hüseyin Gülerce

Hüseyin Gülerce

Yazarın Tüm Yazıları >

CHP'yi acil servise getirdiler...

A+A-

Meğer Kılıçdaroğlu ile Sav arasında insanî bir yakınlık da yokmuş. Meğer o el sıkışmalar, sarılmalar pozmuş. Siyaset evet acımasız, vefasız, insafsız bir meydan ama bu kadar mı ölçüsüz, bu kadar mı kin, nefret ve öfke ile doluymuş? İşte şuraya yazıyorum; bunlardan daha beterine hazır olunuz...

CHP'de kavga, geçici, tamir edilebilir bir kriz değildir. Bölünmedir, dağılmadır, parçalanmadır. Ecevit-İsmet İnönü kavgasından, Baykal-Erdal İnönü kavgasından, Baykal-Altan Öymen kavgasından farklı olan bir şey var. O kavgalardan sonra CHP'nin alternatif liderleri vardı ve parti toparlanabildi, yoluna devam edebildi. İkincisi, vesayet sistemi CHP'nin payandalığına muhtaçtı, güç odakları devreye girdiler. Yani CHP'nin yer ile yeksan olmasına izin verilmedi.

Halbuki şimdi CHP'yi toparlayacak, bir arada tutacak bir alternatif lider yok. İsmet İnönü mağlup olduğunda Ecevit vardı. Ecevit'in yeni bir söylemi, parti tabanına heyecan veren bir karizması vardı. Öymen aşağı indirildiğinde Baykal vardı. Baykal, Türkiye'de en zor işin CHP'ye genel başkanlık yapmak olduğunu biliyordu. Çünkü CHP, içiyle uğraşmaktan, Türkiye'nin problemleri ile uğraşmaya fırsat bulamayan bir partidir. Açık söyleyelim; Kemal Kılıçdaroğlu ne Ecevit'tir ne de Baykal'dır. Meclis grubunda, delege içinde, gençlik kollarında kadrosu, ekibi yoktur. Zor dönemde üzerinde ittifak edilen bir isimdir. 6. ayda o ittifak dağılmıştır. Kılıçdaroğlu geçici çözümdü. Doğan medyası, istediği kadar destek versin, Kılıçdaroğlu CHP'nin parçalanmasını önleyemez, sandığa bir umut olarak taşıyamaz. Sav'ın yerine getirilen ismin, sıkı bir Ergenekoncu olması, "Yeni CHP"nin, vesayetin yeni bir versiyonu olacağı gerçeğini anlatmaya, yeter de artar bile... Seçimlere 6 ay kala CHP karizmatik bir lider çıkaramaz. Evet, Baykal kenarda duruyor ama o da artık eski Baykal değildir...

CHP'de kavga, asla bir Kılıçdaroğlu-Sav kavgası olarak görülmemelidir. Türkiye demokratikleşirken, gerçekleri okuyamayanların sen-ben kavgasından, çözüm adına bir şey çıkmaz. Mesele şudur: Demokratikleşme dalgası, nihayet CHP sahillerine varmıştır. Varmıştır ama tsunami etkisi yaparak parti yönetimini vurmuştur. Çünkü öncü sarsıntılar CHP yöneticilerini uyandırmamıştır. Parti binasında hizip kavgaları ile vakit geçirme yerine, statükonun bittiğini, ona payandalık yapmanın artık hiçbir anlamı kalmadığını asla anlayamamışlardır. Medyada bazılarının başına gelen, şimdi CHP'nin ağır toplarının başına geliyor. Değişime ve yenilenmeye direnç gösterenler, sahneden inmek zorunda kalıyorlar...

Yeni Türkiye'nin gerçeğini okuyamayan CHP, artık kendisiyle baş başadır. Artık ne muhtıra veren askerler ne de çat kapı Anayasa Mahkemesi var... Lafla olsa bile Kılıçdaroğlu'nun demokratik çıkışlarına; "sözleri kendisini bağlar arkadaş..." diye alay edenler, çıkmaz sokağın duvarına toslamışlardır.

Evet, CHP çıkmaz sokakta şimdi bir kör dövüşüne mahkûm edilmiştir. Bu kavgada sulh olmaz. Çünkü tarafların niyeti birbirlerini tasfiye etmektir. "Küçük olsun benim olsun" tabelasının asılması, dükkânı kapatmadan önceki son sahnedir... Şimdi ufukta bir parçalanma kurultayı var.

Ecevit, CHP'nin akıbetini erken görmüş ve DSP'yi kurmuştu. CHP'ye oy veren insanları asla üzmek, kırmak istemem. Hatta Türkiye'de siyasetin adam gibi sol bir muhalefet partisine ihtiyacı olduğuna inananlardanım. Ama CHP, militan laiklikten vazgeçmiyor. Dinle barışmayı samimi olarak istemiyor, demokratik laiklikten korkuyor. Bu yüzden Avrupa sosyal demokrat partilerinin ilkelerine, standartlarına sahip yeni bir sol partiye ihtiyaç var.

Tamam, Kılıçdaroğlu'na, yeni CHP'ye bir şans tanınsın ama bu yapıyla, bu kafayla CHP'nin böyle bir şansı yok. Şu anda CHP acil servise getirildi. Bünyede kırıklar, çıkıklar var. Şuuru yerinde değil, kalp ritmi bozulmuş ve tansiyon fırlamış. Umutsuz vaka gibi gözüküyor. Yine de halkımızın temennisi ile bitirelim: Çıkmadık canda umut vardır...

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT