CHP’nin ince gülü

23.12.2010 00:04

Necmettin Turinay

CHP üzerine eğildiğimiz yazıların amacı ne bu partiyi karalamak, ne de durduk yerde tarihi bir vukuatı pir ü pâk hale getirmek! Bilâkis Türkiye siyasetinde derinden derine uç veren bazı gelişmeleri, bu parti üzerinden okumaya çalışmaktır. Çünkü CHP’nin maruz kaldığı son operasyonlar siyasi hayattaki müstakbel gelişmeler bakımından, bu partiyi neredeyse bir katalizör bir prizma hüviyetine büründürmektedir de onun için!.. İşte bu yüzden CHP’yi kavramak, hiç olmazsa seçimlere kadar olan dönemin iniş çıkışlarını, yeni yönelimleri ve siyasetteki muhtemel bazı yer değiştirmeleri kestirmek bakımından faydadan hali değildir.

İkinci bir husus da şudur: Satranç bilir misiniz, bilmem!.. Satrançta ileri sürülen taşlardan birinin oyun değerindeki değişme, sahadaki bütün aktörlerin konumunu sarsabilir veya değiştirebilir. Ya da böyle bir istikametten bizi haberdar kılabilir. Yani taşlardan birindeki yer değiştirme oyunu kilitler veya oyunun kaderini tayin eder.

İşte satranç oyunu eski şark sultanlarının nezdinde bir vakit geçirme aracı olarak değil de, bir nevi savaş stratejilerinin denendiği, uygulamalı bir harp oyunu olup çıkmıştır. Dolayısıyla siyaseti bir satranç oyunu gibi telakki ettiğimiz takdirde, CHP taşındaki bir yer değiştirmenin onun oyun değerinde oynamalara yol açacağını, bunun da az veya çok kendi takımından, ya da rakip takımda tesirler üreteceğini hesap etmek zor olmamalıdır.

Dolayısıyla daha önceki yazılarda vurguladığımız hususlardan birine daha işaret etmek istiyorum burada: CHP meclis grubunun en parlak simalarından Muharrem İnce, son günlerde bayağı temayüz etti biliyorsunuz. Onun, kabinenin en sakin bakanlarından Beşir Atalay’a ve Nimet Çubukçu’ya karşı sergilediği pervasız tutumu, sizler de izlemiş olmalısınızdır. Köpürmüş bir ağız ve kin kusan gözlerle yaptığı iki konuşma, CHP’nin yeni bir Kamer Genç vizyonu üretmek üzere olduğunu haber vermiyor mu? Fakat Yalova’nın bu genç küheylanının eskiden böyle olmadığını, daha sakin konuşmalar yaptığını hatırlayınca, şahidi olduğumuz kişilik karmaşasının sebebine inmek, ister istemez lüzumlu hale geliyor.

Hemen herkes sanır ki bu sinir patlamaları, iktidara karşı bir kızgınlıktan ileri gelmektedir. Hayır, hadisenin böyle bir yanı bulunmamakta, doğrudan doğruya da CHP’nin içinden geçtiği son sürecin doğurduğu sıkıntılardan ileri gelmektedir. Yani orta yerde Muharrem İnce ve takımının istikbali söz konusu olduğu için sırf bu yüzden şuur dışı bazı reflekslerle karşılaşabileceğimizi şimdiden müjdeleyebiliriz(!).

Son derece inceliklerle memlû bulunan bu zatı muhteremin, Deniz Baykal’ın devrilmesinin hemen ardından, bizatihi Önder Sav tarafından arkalanarak ön plana çıkarıldığını da sakın unutmayın!.. İşte onda şahidi olduğumuz son sinir patlamaları, AK Parti’ye kızgınlıktan ziyade kongrede kendi takımının tasfiye edilmesinden ileri gelmektedir. Sayın Muharrem İnce’nin, ince değil kalın tehevvürünün asıl sebebi de burada yatmaktadır.

Dolayısıyla onda şahidi olduğumuz sinirsel gerginliği siz Önder Sav grubunun bütününe teşmil edebilirsiniz. Siyaseti ülke menfaatine ilişkin stratejiler temelinde ele almayan buna karşılık sürekli hukuk ve tüzük oyunlarıyla vakit geçiren, daha doğrusu da ayak oyunlarını sanki bir marifetmiş gibi pazarlamaya çalışan bu sınıfın hali pür-melâli, işte gözünüzün önünde!.. O daldan bu dala koşuyor, itiraz üzerine itiraz geliştiriyolar. Dolayısıyla CHP’de, 28 Şubat döneminden beri hakim olan bu kafalar, son günlerini yaşıyor denilse yeridir. Bunlar böyle giderse ya CHP’den topluca ayrılmaya kalkışır ya da önümüzdeki seçimlerde tasfiye olup giderler!.. İşte Muharrem İnce’ye şuurunu kaybettirecek onu bir nevi Kamer Genç kişiliğine sevkeden husus budur.

Sırf Muharrem İnce değil; Önder Sav’ın icad ettiği bir başka isim daha var CHP’de!.. O da, 28 Şubat döneminin ekran süslerinden, yani darbe uygulamalarına anayasal fetvalar biçmekte mahir Süheyl Batum!.. Süheyl Batum hatırlar mısınız bilmem, H.Cindoruk tarafından, DYP Genel Başkanlığı için düşünülmüş birisidir. DYP’nin adam olmayacağı anlaşılınca da, Demirel-Cindoruk ikilisi tarafından; bir yandan Kılıçdaroğlu (Demirel), öbür yandan da Önder Sav (Cindoruk) üzerinde kurulan ilişkilerle CHP’ye transfer ediliverdi. Peki neden? Çünkü bu sınıf, seçime doğru, DYP ve CHP’nin işbirliği fikrini ortaya atacaklardı da onun için!.. Süheyl Batum da bir yandan bu sınıfların bir yandan da Önder Sav’ın adam olarak, böyle tarihi bir rol oynayacaktı.

Bu arada Demirel, Cindoruk ve Mesut Yılmaz’ın; Tansu Çiller’i DYP’ye davetlerine gelince!.. Bu bütünüyle sahte bir oyundur. Maksat da davet değil; tam aksine, Çiller’in gelmeyeceğini DYP kamuoyuna göstermekten öte bir anlam taşımamaktadır.

Yani DYP camiasını Cindoruk’a razı etmek; ileride atılacak adımlarda da Çiller’in muhalefetini şimdiden boşa çıkartmaktır. (Not: Ergenekon davalarında şimdiye kadar, Tansu Çiller’e ilişilmediğine dikkatinizi çekmek isterim. Gelişmelerin bu istikamette devam edeceği de kuvvetle muhtemeldir. Yani Demirel ve Cindoruk ikilisi ile, Tansu Çiller’in durduğu yerin farkına işaret etmiş oluyoruz böylece.)

Tekrar CHP’ye dönecek olursak: Şu anda bu parti def gibi gerilmiş görünüyor. Liste krizi, isim çizmeler, çeşitli hukuk savaşları, vs. Yani partinin geleceği üzerine hesap yapan mihraklar, şu anda Süheyl Batum ve Gürsel Tekin isimleri üzerine kilitlenmiş vaziyette.

YENİ AKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim