1. YAZARLAR

  2. Mustafa Ünal

  3. CHP + Yüksek Yargı eşittir...
Mustafa Ünal

Mustafa Ünal

Yazarın Tüm Yazıları >

CHP + Yüksek Yargı eşittir...

A+A-

En sert itiraz 'yargıya ilişkin düzenlemeye'... HSYK ve Anayasa Mahkemesi'nin yapısının değişmesine. İlginçtir, karşı çıkış üslubu 27 Nisan sürecini hatırlatıyor.

Yine aynı çevreler. Aynı isimler, aynı yüzler. Zorlama yorumlarla Anayasa'nın başlangıç maddelerine göndermeler yapılıyor.

Yargının kuşatılmak istendiğinden, çatının çökeceğinden söz ediyorlar. Ne demekse... Anayasa değişikliğini 'yargıya el koyma girişimi' olarak görmekten geri durmuyorlar. Üye sayısının artacağı doğru... Hiçbirisi AK Parti teşkilatlarından seçilmeyecek. HSYK'nın da, Anayasa Mahkemesi'nin de temsil zemini genişleyecek.

Yeni düzenleme gerçekleşirse 'dar alanda kısa paslaşmalar' sona erecek. Seçim sistemi normal değil. Yargı içi demokrasiden eser yok. Mevcut halden bizzat yargının kendisi muzdarip... Farklı sesleri duymak için içeriye biraz kulak kabartmak yeterli.

Anayasa değişikliğine karşı giderek keskin bir cephe oluşuyor. Siyasette başı CHP çekiyor. Bir sol parti olmasına rağmen statükonun yılmaz savunucusu. Değişimin önünde Berlin Duvarı gibi duruyor. İlk kez 12 Eylül Anayasası'nın ruhuna ilişen reform paketini engellemek için her yola başvuracağı kesin.

AK Parti heyetinin sunduğu dosyanın kapağını açmış değil. Daha muhtevaya bakmadan gardını aldı. Bizzat değişimin kendisine karşı... Darbe anayasasına dokunulmasına karşı... Değişime kapalı bir sol acaba başka ülkelerde var mı? Bugünden, arka bahçesi gibi gördüğü Anayasa Mahkemesi'ne gitmenin, referandumun önünü kesmenin hesaplarını yapıyor. Oysa CHP anamuhalefet partisi olarak daha fazlasını istemeliydi. 'Yirmi küsur madde yerine en az yarısını değiştirelim' diyebilmeliydi.

Toplumun kahir ekseriyeti mevcut anayasayı 'kendisine zorla giydirilmiş deli gömleği' diye niteliyor. Ve her değişikliğin eskisinden daha iyi olacağını düşünüyor. Dünyanın her yerinde iktidarlar statükocu, muhalefet değişimcidir. Demokratik ülkelerde muhalefetin bütün stratejisi değişim konusunda iktidarı zorlamaktır. Türkiye'de tersine döndü. İktidar değişim yanlısı. Muhalefet ise fren... Statükonun bekçisi.

Muhalefetin anayasa değişikliği için hiç mi somut bir önerisi yok? Peşinen karşı çıkmak yerine CHP'nin değişmesini istediği hiç mi madde yok? Ne siyasetten ne de yüksek yargı sözcülerinden gelen itirazların hiçbiri somut gerçeklere dayanmıyor. HSYK Başkan Vekili 'Çatı çöker' dedi. Üye sayısının artması, kurula Yargıtay ve Danıştay dışından yeni üyelerin gelmesi niye çatıyı çökertsin?

Yargının çatısı Şemdinli'de çatırdadı. HSYK, dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın emri üzerine Şemdinli savcısını kapının önüne koydu. İsterseniz daha gerilere gitmeyelim... Bugüne bakalım, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, internet sitelerine düşen ses kaydında kozmik odadaki arama için, 'İzin vermeseydim nah girerlerdi' demişti. Bu sözün muhatabı yargı. İktidardan gelen en ufak eleştiride ayağa kalkan yargı Başbuğ'u duymazdan geldi.

Haydi, onu da geçelim. Başbuğ gazetelere verdiği mülakatta Erzurum'daki davada bir numaralı sanık olarak yargılanan Orgeneral Saldıray Berk'in arkasında olduğunu ilan etti. Bunun yargıya açıkça müdahale olduğunu görmek için hukuk tahsili yapmaya gerek yok. Yargı yine sessiz...

Yüksek yargının itirazları hukuki dayanaktan yoksun. Söyledikleri siyasi ve ideolojik. Bildiriler, ayak üzeri yapılan açıklamaların üslubu ve içeriği statükoyu koruma kaygısından öte amaç taşımadığını ele veriyor.

İşte HSYK'da son yaşananlar... Bir üye unvan kararnamesi için girişimde bulundu. Yangından mal kaçırırcasına... Müsteşar karşı çıktı, toplantıdan ayrıldı. Dünkü toplantıya da katılmadı. Mazeretsiz değil, birlikte çalıştığı arkadaşının babasının cenazesi için Ankara dışına çıktı. HSYK tutanakla tespit yaptı ve suç duyurusunda bulunmaya karar verdi.

Hem siyasetin hem yargının reforma karşı çıkarken daha sağlam gerekçeleri olmalı. İtirazların 12 Eylül darbesinin inşa ettiği statükoyu korumaktan öte anlamı yok...

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT