CHP ve ‘çağdaş-feminist’ kadınlar

14.05.2010 10:08

Leyla İpekçi

Geri dönmesi için evinin önünde nöbet beklenen Deniz Baykal’ı izlerken, seks skandalları konusunda oldukça deneyimli olan Batı’da, siyasetçilerin mahrem hayatının yalnızca aileleriyle sınırlı olduğunu öğrendim.

Yasalara göre, halkın oyuyla seçilen ve halkın vergisiyle maaşını alan bir siyasetçi böyle durumlarda halkına ve seçmenine hesap vermek zorunda bırakılıyor. Hele ki ortada bir parti liderinin milletvekili adayı olarak önerdiği kişilerle mahrem ilişkisi tesbit edilmişse...

(Dikkat: Yasa ilişkinin mahremiyet derecesini filan sorgulamıyor. Soruşturmaya tabi olan; kendi nüfuzunu bir başkasının önünü açmak veya onu kayırmak için kullanıp kullanmadığı.)

***

Kamuoyunun gerçeği sorgulama hakkı işte böyle durumlarda doğuyor. Ve ailesinin onurunu düşünen bir siyasetçi de, halkının önünde kendi güvenilirliğini yeniden kazanmak için ‘makul’ bir şeyler söylemek durumunda bırakılıyor.

‘Mahrem görüntüleri’ yayınlanan Baykal ise bir yandan hükümete suç atıyor ve “Erdoğan mutlaka bu olayı çözmek zorundadır” diyor. Bir yandan da görüntülerin kaydedildiği ev hakkında kendisine soru sorulduğunda ifade dahi vermekten kaçınıyor!

Eğer o görüntüler (28 Şubat’taki gibi) kurgu olsaydı sahiden istifa etme gereği duyar mıydı, diye soruyor etrafımdaki herkes... Baykal, bu imajıyla sahiden siyasete onurlu bir biçimde dönebilir mi?

***

28 Şubat’ta medya yine ‘mahrem görüntü’ler yayınlamıştı. Ama o zaman bunun adı ‘seks skandalı’ idi en masum ifadesiyle. Uyduruk bir tarikatın sözde şeyhi rolünü oynayan Müslüm Gündüz ile ona belki de sahiden inanan müridesi Fadime Şahin’in seks skandalı patlak verdiğinde neler olmuştu?..

Bu olay ‘hanımefendi’nin haysiyetini korumak için, bugünkü isimler dahi telaffuz edilmeden geçiştirilmiş miydi? Bugün hepimiz ağız birliği ederek ahlaklı olmak adına ‘mahrem görüntüler’ dediğimiz görüntüler için o vakitler en ağır sözleri kullanmamış mıydık? ‘Seks skandalı’ günlerce kasıp kavurmamış mıydı ortalığı?..

Tüm bunları kamuoyuna hatırlatan, Balçiçek Pamir’in programına katılan yazar Sibel Eraslan’dı. Dönemin hükümeti olan Refahyol’un düşürülmesi için iktidarı ele geçirmeleri an meselesi olan şeriatçıların içyüzünde böyle ‘utaç verici’ olaylar olduğunu halka benimsetmek gerekiyordu.

Bu sebeple düzenlenen usta bir mizansendi bu. Şeyh rolündeki kişinin müridesiyle basılması ve canlı yayın ekiplerinin mahrem hayatın içine dalması günler önceden planlanmıştı. Ve bu kurgu, Erbakan’ı alaşağı ederek yapılması planlanan postmodern darbeye de zemin hazırlamıştı.

***

Hangi derin güç tarafından yürütüldüğü henüz tam anlaşılamayan benzer bir operasyon bugün de Baykal üzerinden yürütülüyor. 28 Şubat’ta Türkiye’nin önünün açılması mümkün olabilirdi. Çünkü Susurluk skandalıyla patlak veren derin devletin kirli ilişkiler ağı su yüzüne çıkmaya başlamıştı. Skandal, bu süreci de durdurdu.

Bugün de Ergenekon davasıyla ve ona bağlı olarak gittikçe su yüzüne vuran birbirinden kirli ve kanlı ilişkiler ağıyla hesaplaşmaya çalışıyoruz. Ve ne tesadüf ki yine asla kabul edilemez biçimde ‘mahrem görüntü’ler siyasete alet ediliyor.

***

Ahlak polisliği yapma hakkına elbette hiçbirimiz sahip değiliz. O yüzden susuyor, mağdurelerin adını anmaktan dahi imtina ediyoruz. Ama bu suskunluğun siyasetteki karşılığı hiç de iç açıcı değil.

Fadime Şahin’in ve onun gibi siyasete alet edilen diğer kadınların hakkını korumak için –kendilerine feminist diyen- CHP’li kadın milletvekilleri neden etkili olamadı hiçbir zaman?

Ancak Baykal sözkonusu olduğunda mı ‘mahremiyet’ ilkeleri hatırlanacak?

Şimdi değilse ne zaman bir özür bekleyecekler geri dönmesi konuşulan Baykal’dan?

Pozitif ayrımcılığı ve kadınların siyaset yapmasını kolaylaştıran yasa tekliflerine neden hep muhalefet ettiklerinin hesabını ne zaman verecekler?

Türkiye’nin her konuda önünü tıkamak için gösterdikleri performansın yanında, kendilerine neden yeni bir başkan dahi çıkarmakta zorlandıklarını şimdi değilse ne zaman sorgulayacaklar?

lipekci@yahoo.com

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim