CHP ve BDP için deniz bitti...

04.07.2011 17:15

Ayhan Aktar

CHP yönetiminin başlattığı yemin krizinin amacı TBMM’nin iradesine ipotek koymak ve sistemi kilitlemekti, ama beceremediler. Başbakan Erdoğan kapıyı yüzlerine kapatıverdi. Şimdi, çaresizlik içinde debelenip duruyorlar. Bugün TBMM yeni Başkanını seçecek, daha sonra da yeni hükümet açıklanacak. Yeni Bakanlar Kurulu Cumhurbaşkanı tarafından onaylandıktan sonra, hükümet programı okunacak ve güvenoyuna gidilecek. Hükümet güvenoyu aldıktan sonra da, TBMM 1 ekim tarihine kadar tatile girecek. Başbakan Erdoğan, seçimden önce TBMM’den “Kanun Kuvvetinde Kararname” çıkartma yetkisi de almış olduğu için, AKP’lilerin bilgisayar başına geçip yazdıkları her metin, Bakanlar Kurulu tarafından imzalandıktan sonra kanun olarak geçerlilik kazanacak. CHP de seyredecek! İyi mi?

Şimdi bir an için kendinizi “Ergenekon tetikçisi” olmayan ve ayrıca kendisini “solcu sayan” sıradan bir CHP milletvekilinin yerine koyun: Listeye girmek için çaba göstermişsiniz, seçilmek için epey masraf etmişsiniz ve sonunda içinde bulunduğunuz konum, Meclis koridorlarındaki saksılardan farksız! Genel Kurul salonunda adınız okunduğunda “yok” diyerek kendinizi siyaseten sıfıra indirmişsiniz. Ayda 8.200 lira net maaşı cebe indirdikten sonra, nasıl orada öyle “saksı gibi” durabilirsiniz? Bunu nasıl içinize sindirirsiniz? Bayramda seçim bölgenizi ziyaret ettiğinizde, insanlara bu durumu nasıl açıklarsınız? Bence, CHP’nin falında “üç vakte kadar” bir çatlama gözüküyor.

Aslında Meclis tatile girecek, ama siyaset tam gaz devam edecek. Yazın bizi sıcak bir gündem bekliyor. Ağustos ayında Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) toplantısı var. Ergenekon davası dolayısıyla gözaltına alınmış veya yargılanmakta olan generallerin çoğu emekliye ayrılacak. Seçimde oyların yüzde 50’sini almış bir başbakanın YAŞ toplantısına girerken havası da bir başka olur, herhalde. Bir de Ergenekon savcıları darbecilerin medya ve iş dünyasındaki bağlantılarını ortaya döken bir tutuklama dalgasını başlatırlarsa, seyreyle sen gümbürtüyü...

Süheyl Batum ve “hukukçu” arkadaşlarının CHP’yi sürüklemiş olduğu yemin krizine bu açıdan bakarsanız, tasfiye olma yolundakilerin “son dakika golü” atma çabasını görebilirsiniz. Aktif görevdeki veya etkili yerlerdeki Ergenekon mensuplarının artık günleri sayılı. Onlar ellerindeki son kozu oynadılar, CHP’ye de sistemi kilitleme görevi verdiler. CHP yönetimi de gereğini yaptı, ama duvara çarptılar.

Yaz aylarında, olup bitenden rahatsız olan 20 tane basiret sahibi milletvekili CHP’den istifa edip yeni parti kurarlarsa, bendeniz hiç şaşırmam. Tabii ki o parti, şu anki Meclis aritmetiği içinde tam anlamıyla “anahtar parti” olur! Hatta AKP ile işbirliği yaparak veya AKP’nin kabızlıklarının üzerine giderek Türkiye’nin önünü açacak bir anayasanın mimarı da olabilir. Batılı anlamda “özgürlükçü” bir parti, TBMM’deki titrek muhafazakârların sekiz yılda yapamadıkları bazı siyasi reformları kısa zamanda gerçekleştirebilir. Ama bunun ön şartı, “oynamam” deyip kenarda saksı gibi durmak değildir.

“CHP üst yönetimi bunları görmüyor mu” veya “Kılıçdaroğlu neden bunlara izin veriyor” sorusunu sorduğunuzu duyar gibi oluyorum. Size bir örnekle cevap verebilirim. 1960 Yassıada yargılamaları sırasında Adnan Menderes cezaevi koşullarının kötülüğünü gündeme getirip nedenini sormuştu. Mahkeme Başkanı Salim Başol da ona şu cevabı vermişti: “Sizi içeri tıkan irade böyle istiyor!” Evet, önce Baykal’ın kasetini piyasaya sürüp, sonra da Gandi Kemal’i partinin başına getiren “irade” CHP grubunun Meclis’te yemin etmesini istemiyor. Mesele budur!

Gelelim, BDP’ye... Onlar milliyetçilik sarhoşu oldukları için olup bitenin farkında değiller. Durumları, aynen Fuzulî’nin meşhur gazelinin ilk beytinde olduğu gibi: “Öyle sermestim ki idrâk etmezem dünyâ nedür?“ (Gazelin Türkçesi: Öyle sarhoşum ki, artık bilmiyorum dünya nedir??Ben kimim, sâki kimdir, içki nedir, şarap nedir?). Bence, BDP’lileri “hoş görmek” lazım!

Düşünün, Hatip Dicle’nin cezasını Yargıtay mart ayında onadığında, Dicle’nin avukatı “kararın gözden geçirilmesini” isteyen dilekçeyi veriyor. BDP, buna rağmen Hatip Dicle’yi listeye koyuyor! YSK itiraz etmeyince, “yedirdik” sandılar. Sonra YSK yapacağını yaptı, bir milletvekilini AKP’ye kaptırdılar. KCK davasının hâkimleri, sanıklar Kürtçe savunma yapmaya çalışırken duruşma zaptına “Bilinmeyen bir dilde konuşmalar” diye not düşmüşlerdi. Böyle bir anlayışa sahip hâkimlerin, sırf seçildiler diye KCK tutuklularını tahliye edeceğini düşündüler. Siyasi baskılar sonuç vermeyince, şimdi “yandım Allah” diye bağırıyorlar. Devletimizin ayak oyunlarını bilmiyorlar desem mümkün değil, bunu Kürtlerden daha iyi kimse bilemez. BDP’nin aymazlığı yüzünden altı milletvekilinin kaybı, bence ancak sarhoşlukla izah edilebilir.

Sonunda “kumda oynamaya” karar verip Diyarbakır’da bir parkta “grup toplantısı” yaptılar. Artık deniz bitti, Meclis’e gelip yemin ederler mi? Bilemiyorum! Bence, sokağa çıkıp seçmenleri ile konuşsunlar. Kürt siyaset esnafının hayal dünyasında yaşadığını düşünüyorum, ama ortalama Kürt vatandaşımızın basiretine ve aklıselimine inancım tamdır.

TARAF 

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim