1. YAZARLAR

  2. Melih Altınok

  3. CHP-ML’liler
Melih Altınok

Melih Altınok

Yazarın Tüm Yazıları >

CHP-ML’liler

A+A-

Türkiye devrimci solunun ‘alayına isyan’ tavrına hepimiz aşinayız.

Tanımadıkları, halka ve onun temsilcisi iddiasında oldukları için kendilerine karşı örgütlendiğini düşündükleri bir sistemin tüm resmi bileşenlerine doğal olarak karşıdırlar.

Çünkü bu anlayışa göre, parlamentonun çıkardığı bir yasa, yargının bir kararı ya da belediyenin bir faaliyeti, içeriği halkın çıkarına bile olsa, son tahlilde sistemin devamına hizmet eden bir hamle, bir göz boyamadır.

Devrimci solun bu geniş reddiyecilik perspektifi, sistemin devlet aygıtı dışında kalan yargı, parlamento, sendika vs gibi kurumlarını ideolojik aygıt (DİA) olarak sınıflandıran Althuzer gibi pek çok Marksist yönelimli isim tarafından da gerekçelendirildi. Bu nedenle önermelerinin genel olarak kendi içerisinde turtalı olduğunu söylemek pekâlâ mümkün.

Bizde teorik boyutu göz ardı edilerek daha çok bir ‘ergen isyanı’ şeklinde tezahür eden bu ‘yıkıcı’ yaklaşımı eleştirmenin çok da anlamlı olduğunu düşünmüyorum. Teorik olarak doğru olabilir ama kazın ayağı öyle değil der geçerim.

Ama yukarıda tanımlamaya çalıştığım ideolojik perspektifte son dönemde pragmatist yarılmalar yaşanıyor. Ve bu yarılma sol kamuoyunda ciddi bir manipülasyona yol açıyor.

Bu yazıyı yazarken NTV’deki mülakatını dinlediğim Ertuğrul Kürkçü, halen devrimci sol cephede durduğunu iddia edip, DİA’ların demokrasi için attıkları adımların daha da ileriye götürülebileceğini iddia eden solcuları ‘liberal’, ‘sisteme entegre’ olmuş aydınlar olarak nitelendiren, buna karşın, dialardan dia beğenmekte beis görmeyenlere tipik bir örnek. Bu yüzden birkaç laf etmek farz oldu artık.

Biliyorsunuz CHP, TSK İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesinin değiştirilmesi için Meclise bir teklif verdi. Değişiklik dediklerine bakmayın. Önerileri, TSK’nın söz konusu maddede tanımlanan cumhuriyeti koruma vazifesine “parlamenter demokratik sistemin işlerliği çerçevesinde ve Anayasa bağlı olarak” diye bir ek yapılmasından ibaret.

Yani, TSK asli görevi olan dış tehditlere karşı örgütlenmek yerine, ‘iç düşmanlara’ (bildiğiniz halk canım) karşı cumhuriyeti koruma işgüzarlığına parlamentoya ve anayasa uygun olarak devam etsin diyor CHP.

Nerden baksan tutarsızlık nerden baksan ahmakça!

Solun dümen suyundan hâlâ hâlâ çıkamadığı, ehveni şer diye göz kırptığı sosyalist enternasyonal üyesi parti, “Neyi kimden koruyorsun, bir ordu halkına karşı örgütlenir mi, bu ne saçmalıktır. 35. madde kaldırılsın” demiyor da, “Defalarca bu maddeyi gerekçe gösterip bizi darbeleyen ordumuz, Cumhuriyeti bizden yasal sınırlar içerinde sakınsın” diyor.

Peki, Türkiye devrimci solunun sembol isimlerinden Sayın Kürkçü ne diyor dersiniz bu kepazeliğe? Şöyle: “Kemal Kılıçdaroğlu’nu tebrik ediyorum. Askeri vesayetin kırılması yolunda önemli bir adım atmışlardır.” Ardından Anaysa değişikliğine, tam bir özgürlük getirmediği ve AKP iktidarını meşrulaştıracağı gerekçesiyle karşı olduğunu ekliyor tabii ki.

Peh! Dikkat edin, CHP’nin 35. maddeyi tahkim eden önerisine yetmez ama evet falan değil, sonuna kadar evet diyor devrimci Kürkçü. Yoldaşlarının aksine, CHP’yi AKP gibi düzen partisi olarak görmüyor belli ki.

Kuşkusuz ki bu görüş yalnızca Kürkçü’ye ait olsa boş ver der geçerdim. Ama aynı zihniyetteki pek çok devrimci bu ruh halinde.

Darbecilerin yargılanması, askerlere sivil mahkemelerin yolunun açılması, yargı vesayetinin zayıflatılması gibi içerisinde onlarca madde olan Anayasa paketine, “düzen içi çözüm bunlar. AKP iktidarını güçlendiriyor” diye karşı çıkıyorlar. Ama sırf, üstüne basarak söylüyorum sırf CHP’den geliyor diye, 35. madde değişikliği önerilerinde tescillendiği üzere TSK partisi olduğunu kanıtlayan bu partinin her türlü edimini, “düzen içi çözüm” şerhi düşmeden, destekliyorlar.

Devrimci solcularmış! Hadi canım. Sizden olsa olsa CHP’li Marksist Leninist olur. Ahalinin bu amorf titre neresiyle güleceğini merak ediyorsanız da, Avrupalı sosyalistlerin- Marksistlerin CHP’nin nevi şahsına münhasır solculuğuna dair yaptıkları açıklamaları okuyun yeter.

Herkes için adalet

Geçen hafta, 102 subay hakkında yakalama emri çıkartılması karşısında “ne aceleniz var” diyerek tepki gösteren AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’i eleştirmiştim. Sayın Çelik aradı. Genel bir sorunun altını çizildiğini, yalnızca askerler için değil, tüm yurttaşlar için evrensel hukuk normlarının işletilmesi gerektiğini söyledi. Bugüne değin gerek Ergenekon davası gerekse darbeci zihniyet karşısında hükümet içerisinden cesur çıkışlarıyla tanıdığımız Çelik’e hassasiyetinden dolayı teşekkür ediyorum.

melihaltinok@gmail.com

TARAF

YAZIYA YORUM KAT