CHP-İş Bankası ortaklığı

14.12.2011 00:29

Mustafa Ünal

Bir partinin bankası olur mu? Olmaz. Zaten yasalara göre siyasî partilerin ticari faaliyette bulunması yasak. Peki, CHP-İş Bankası ilişkisine ne demeli? Bu, siyasetin kadim tartışma konusudur. Zaman zaman gündeme gelir, tartışılır, sonra da unutulur gider.

Bütçe görüşmeleri sırasında hatırlandı. CHP lideri Kılıçdaroğlu "İş Bankası'nın ortağı değiliz." dedi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Bülent Gedikli dün cevap verdi. Kılıçdaroğlu'na bir öneride bulundu; "İş Bankası genel müdürüne 'Biz ortak mıyız?' diye sor, aldığın cevabı da kamuoyuna açıkla." dedi.

Bülent Gedikli, ekonomi konularında uzmandır. Söylediklerinin bir karşılığı vardır. Ortaklığı ayrı bir tartışma konusu ama ben şu çağrısını yerinde buldum. "CHP, İş Bankası'ndaki hisselerini ya Hazine'ye ya da kayyuma devretmeli." dedi. Doğru bir çağrı...

CHP'nin İş Bankası ile ilişkisi olduğu kesin. Yıllar önce 1995'te bu konuda dosya hazırlamıştım, Aksiyon Dergisi'ne 'Bu İş Karışık' başlığıyla kapak olmuştu. İş Bankası, Atatürk'ün talimatıyla Celal Bayar tarafından kuruldu. 1 milyon liralık sermayenin 250 bin lirasını Atatürk verdi. Bu para nereden mi geldi? Hintli Müslümanların Milli Mücadele'ye destek için gönderdiği paralardan arttı. Kişisel bir servet değil yani.

Atatürk 1933'te mal varlığını vasiyet yoluyla CHP'ye bıraktı. Vefatı sonrası nakit para ve hisselerin yönetimi CHP'ye geçti. Bu oran yüzde 28'dir. Üçte birine yakın bir oran. Sembolik değil, ciddi bir pay. CHP, bankanın yönetim kurulunda hissesi oranında temsil edildi. Bu, 3 yönetici anlamına geliyor.

CHP'nin iktidar olduğu dönemlerde ise Hazine'nin temsilcilerinin de bu parti tarafından atandığı dikkate alınırsa CHP'nin bankanın yönetiminde söz sahibi olduğu söylenebilir. Adnan Menderes, Demokrat Partisi iktidar olduğu zaman bu konuya el attı. 'CHP'nin Haksız İktisaplarının İadesi Kanunu'nu' çıkardı. İş Bankası'ndaki Atatürk'ün hissesi Hazine'ye devredildi.

Kanunun müzakereleri sırasında Meclis'in sert tartışmalara sahne olduğunu tahmin etmek zor değil. İnönü, Menderes'e 'Atatürk'ün vasiyetini iptal ediyorsunuz' diyerek yüklendi. Menderes de gerekli cevabı verdi: "Biz Halk Partisi'nin mallarını almıyoruz. Halk Partisi'nin malı olanlar kendisinin olsun, yüzde 96'sı gaspa dayanıyor..."

27 Mayıs 1960 darbesi sonrası Anayasa Mahkemesi bu kanunu iptal etti. CHP hisselerini tekrar elde etti ve bankanın yönetimine üç kişi soktu. 12 Eylül 1980 askerî darbesinde CHP kapatıldığı için hisselerin temsili Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği'ne verildi. CHP tekrar açılınca hisselerine kavuştu.

Bankanın yönetimine temsilci gönderdi. Aralarında Mustafa Özyürek, Adnan Keskin, Cevdet Selvi ve Enis Tütüncü gibi tanınmış isimler var. 1990'lı yılların başında Meclis'e araştırma önergesi verildi. Ancak bir sonuç alınamadı. CHP'nin mal varlığı ve İş Bankası'ndaki hisseleri bütün yönleriyle araştırılamadı.

Tarih kitaplarındaki bilgi ve belgeler CHP-İş Bankası ilişkisini ortaya koyuyor. Bugün CHP'nin İş Bankası'nda hissesi olduğunu kim inkâr edebilir? Bu, herkesin kabul ettiği bir gerçek... Hisse sahibi olmak ortak anlamına gelmiyor mu? Bir yönüyle 'evet'... Doğrudan parayı siyasi amaçlarla kullanamasanız bile kredi gibi banka faaliyetlerinde etkili oluyorsunuz.

1920'lerin, 1930'ların şartlarında CHP'nin, İş Bankası'na ortak olması izah edilebilir. Ama bugün asla... CHP o dönem tek partiydi. Başka parti yoktu. Türkiye 1946'da çok partili hayata geçti. İş Bankası'nın kurucusu Celal Bayar Demokrat Parti'ye vücut verdi.

İş Bankası'ndaki hisse konusu, önce bütün yönleriyle ortaya konulmalı, ardından günün şartlarına göre yeniden değerlendirilmeli. En doğru yol ise 'Hazineye devir'... O hisseler bir partinin değil, Atatürk'ten mirasla milletin. 2010'ların dünyasında bankası olan bir parti olamaz.

ZAMAN 

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim