1. YAZARLAR

  2. Mümtazer Türköne

  3. CHP, bir 'Mübarek rejimi' kurabilir mi?
Mümtazer Türköne

Mümtazer Türköne

Yazarın Tüm Yazıları >

CHP, bir 'Mübarek rejimi' kurabilir mi?

A+A-

İkisi de isyan. Mısır'da yüz binler sokaklarda. İsyan ateşi bütün şehirleri sardı. Mübarek rejimi sallanıyor. İsyan eden kitlelerin hedefi dikta rejimini yıkmak, özgürlükçü ve demokratik rejimi tesis etmek.

Türkiye'de ise CHP isyanda. CHP'li dört üye TBMM'de, Adalet Komisyonu'ndan istifa edip halkı sokak sokak direnişe çağırıyor. Amaç, yüksek yargı üzerindeki CHP nüfuzunu ve oradan devlet üzerinde yargı oligarşisinin vesayetini sürdürmek. Nasıl? Bir Mübarek rejimi tesis ederek.

Kılıçdaroğlu'nun Menderes dönemine ve tahkikat komisyonlarına yaptığı gönderme, doğrudan 27 Mayıs modelini, CHP'nin ilan ettiği direnişin hedefi haline getiriyor. Bu model, bugün Mısır'da sallanan Mübarek rejiminden başka bir şey değil. Hatırlayalım 27 Mayıs darbesi, doğrudan Mısır'daki Genç Subaylar örnek alınarak yapıldı. Bizim 27 Mayısçılarımız da Baasçılığı benimsedi. Bugün Silivri'de yargılanan Ergenekon örgütünün ideolojisi de Baasçılıktı. Baasçılık, askerî cuntaların biraz sosyalist, biraz ulusalcı fikirlerle toplumdaki azınlıklardan destek alarak oluşturdukları ideolojinin ve kurdukları düzenin adı. Hafız Esad'ın azınlık mezhebi üzerinde Suriye'de kurduğu düzen, bu modelin en tipik örneği olmuştu. Baasçılık Türkiye'de uzun ömürlü olmadı, sadece arada nükseden askerî cuntalar ve İlhan Selçuk gibi Baasçılığın ideologları eliyle gündemde tutuldu. Ama Ortadoğu'da çok uzun ömürlü oldu. 30 yıldır Mısır'ı yöneten Hüsnü Mübarek, Nasır'la başlayıp, Enver Sedat'la devam eden bu Baas geleneğinin son temsilcisi.

Eğer Meclis'teki Adalet Komisyonu, 1959'un Tahkikat Komisyonu ise ve bu benzetmeden 27 Mayıs özlemi çıkıyorsa, CHP'nin isyan çağrısının tek anlamı Hüsnü Mübarek'in dayandığı rejimi Türkiye'de tesis etmek olacaktır. Mısır'daki isyan Hüsnü Mübarek'i devirmeyi ve demokrasiye geçişi amaçlıyor. CHP'nin isyanı ise bir Hüsnü Mübarek yaratmayı. Sizce bulunabilir mi? Çetin Doğan gibi biri bulunacak ve Hüsnü Mübarek rolüne soyunacak; Kemal Kılıçdaroğlu da onun işlevsiz başbakanı olmaya razı olacak?

Sorun şurada: İslâm dünyası Hüsnü Mübarek'leri temizlerken, çağın bu kadar gerisine düşen bir modeli Türkiye'ye nasıl uygulayacaksınız? Üstelik yükselen değer, Türkiye'nin bugün sahip olduğu demokrasi modeli. Türkiye bir model ülke ve tam olarak bu modelin olağanüstü değer ve anlam kazandığı bir tarih kesitine adım atmadık mı? Vicdanın sesini yükselten dış politikamız, bu modelin gücünü artırmadı mı?

Tunus'ta demokratik bir seçim yapıldığı takdirde iktidara gelmesi kaçınılmaz olan Gannuşî'nin El Nahda'sı, AK Parti'yi model olarak benimsiyor. Mısır'da serbest seçimlerde İhvan-ı Müslimîn tam olarak AK Parti'yi taklit ederek yeni bir siyasî kimlik edinecek. El Kaide ile laik-dikta yönetimleri arasına sıkışmış olan Ortadoğu halkları, Türkiye'nin demokrasi tecrübesinin bıraktığı izlere basa basa ilerleyecekler. CHP'nin, MHP'nin, eski vesayet düzenine özlem duyan sivil-asker bürokrasinin artık görmesi gerekiyor: Bu ülkelerde, Türkiye'nin başbakanı seçime girse bütün oyları silip süpürecek durumda. Onun yerine Türkiye'ye yakın duran partiler bile, kendi toplumları nezdinde büyük bir itibar sahibi olacaklar.

Ortadoğu'yu saran isyan dalgasının hedefi, Türkiye modeli bir demokrasiyi tesis etmek. Gerekçeleri çok sağlam: 'Türkiye başardığına göre biz de başarabiliriz' diyorlar. Evet, gerçekten başarabilirler. Çünkü biz başardık. Üstelik CHP'ye rağmen, CHP'nin çağdışı özlemlerine rağmen.

Tarih gürül gürül akıyor. CHP'nin ters istikamette ilerlemek için gösterdiği çaba kendilerine de, bu memlekete de bir zulüm değil mi? Seçime giden bir parti hangi akılla 27 Mayıs'ın darbe edebiyatına atıflarda bulunur? Bir Mübarek rejimi için isyan başlatmak, rüzgâra karşı tükürmek demek. Üstelik Mübarek'ler de, Mübarek'lerin çıktığı karanlıklar da artık çok gerilerde kalmadı mı?

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT