CHP-BDP ittifakı

24.11.2010 00:38

Mehmet Kamış

AK Parti'nin 2011 Haziran'ında yapılacak seçimlerden sonra üçüncü dönem de iktidarda olacak gibi görünmesi, siyaset mühendislerini bir hayli tedirgin ediyor.

Bunun önünü alacak birçok siyasi atraksiyonu aynı anda düşündükleri, çok farklı senaryolar üzerinde ciddi ciddi çalıştıkları bir gerçek. Bu minvalde üzerinde durdukları senaryoları ya gizli gizli konuşuyorlar ya da yüksek sesle dillendirip kamuoyunun tepkisini ölçüyorlar. Ancak şu bir gerçek ki; seçimlere kadar CHP-BDP ittifakı ya da birçok partinin birlikte çatı parti oluşturması gibi formülleri daha çok konuşacağımız kesin. Statükonun mühendisleri, toplumun belirli kesimlerinde oluşan AK Parti karşıtlığını kullanarak son yıllarda Türkiye'nin gösterdiği yapısal değişimin önüne geçmek için bir hayli gayret sarfediyor.

Son günlerde gündeme gelen CHP-BDP'nin seçimlerde ittifak edecekleri yolundaki düşüncelere hiç şaşırmamak gerekir. Yargıtay üyesi Hamdi Yaver Aktan'ın internete düşen ses kayıtlarında AK Parti'ye karşı PKK'yı yardıma çağıran konuşmalarını hatırlayın.

Doğru bir gözle baktığınızda aslında ikisi de aynı parti. İkisi de devlete ve silaha dayalı politikalar yürütüyordu bugüne kadar. CHP'nin bunca yıllık siyasi geleneğinde son kertede askerî bir darbeye ümidi bağlayan bir anlayışa sahip olduğunu hepimiz biliyoruz. BDP'nin ise Hakkâri'de yaşandığı gibi PKK'nın silahıyla toplumu hizaya getirmeyi çok da abes görmediği aşikar. İki parti de toplumun temel değerleriyle mücadele halinde. Çok açıktan mücadele etmeseler de en azından bunlara son derece soğuk oldukları kesin. İkisi de toplumu eğitme ya da yola getirme iddiasında. Laiklik ise en temel ilkelerin başında geliyor. Bu anlayış, siyasette kendine din karşıtlığı olarak yer buluyor.

Aslında ikisi de statükonun partisi. Türkiye'deki değişime şiddetle karşı çıkıyorlar ve bundan rahatsızlıklarını açıkça dillendiriyorlar. Nitekim 12 Eylül referandumunda bunu açıkca görmüştük. Türkiye'de ne zaman demokratik gelişmeler olsa, ne zaman bu değişimler kritik evrelerden geçse mutlaka PKK'nın bir sabotajıyla karşı karşıya kalıyor. İki parti de bölgesel parti. Biri kıyı şeridi ve zengin semtlerin partisiyken diğeri de Güneydoğu'nun belirli yerlerinde etkili.

Kamuoyundaki görüntüleri ise bambaşka. Siyasi anlayış olarak birbirlerinden yüz seksen derece farklı iki siyasi aktör gibi görünüyorlar. CHP'nin savunduğu ilkeler BDP'nin ortaya çıkmasına sebep oluyor, BDP'nin ve PKK'nın yaptıkları ise kıyı şeridinde CHP'yi besliyor.

Bugün AK Parti'nin önünü kesme projesinde birbirlerine ihtiyaç duyuyorlar. Referandumda yaptıkları gibi yeni bir birlikteliği yüksek sesle tartışıyorlar. Kemal Kılıçdaroğlu'nun dün yaptığı konuşmada ittifak arayışlarına karşı çıkması ve yandaş medyayı(!) suçlaması sizi yanıltmasın. Bu düşünce, siyaset mühendislerinin planladığı, sonra da ilk olarak Milliyet Gazetesi'nden kamuoyuyla paylaştıkları projeden başka bir şey değil. CHP ve BDP tabanından gelen büyük tepkilerden sonra geri adım atmışlar gibi görünmeleri, bu işten tamamen vazgeçtikleri anlamına gelmez. Ancak şunu da düşünmek gerekir ki; siyasette her zaman iki kere iki dört etmiyor. Siyaset mühendisleri, bu formülleri oluştururken partilerin yüzlerindeki maskelerini düşürme risklerini de göz önünde bulundurmalı.

Böyle bir ittifakın bazı iyi tarafları da olmaz değil. Mesela CHP'nin, kıyı şeritlerinden Güneydoğu gerçeğiyle yüzleşmeye doğru bir adım atması ve onları anlamak zorunda kalması, Türk siyaseti bakımından çok önemli bir gelişme olabilir. Topluma daha yakın politikalar üretilmesine belki zemin hazırlayabilir. Aynı şey BDP'liler için de geçerli. Kim bilir belki bölgesel parti olmaktan bile kurtulabilirler. m.kamis@zaman.com.tr

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim