CHP Başbuğ'u Hatırlıyor mu?

29.06.2011 00:40

Adem Yavuz Arslan

Beylik bir laf ama CHP'nin içine düştüğü yanlışı özetleyecek en iyi tanımlardan birisi olduğu için tekrar hatırlatmakta fayda var:

Stratejik hataları taktiksel manevralarla düzeltemezsiniz.

CHP mahkemenin tahliye etmediği Mehmet Haberal ve Mustafa Balbay'ı bahane ederek Meclis'te yemin etmeme eylemi yaptı. Üstelik Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu kendini bağlayacak ağır bir ifadeyle "Arkadaşlarımız yemin edinceye kadar biz de yemin etmeyeceğiz" dedi.

Ayrıca da MHP'yi 'arkadaşlarını satmakla' itham etti.

CHP'nin yaptığı nereden bakarsanız bakın stratejik bir hata. Çünkü AK Parti iktidarını tehdit hatta şantajla bir adım atmaya zorlayamayacağını bunca yıl boyuca öğrenmiş olmalıydılar.

Kaldı ki bu konudaki en yakın örnek geçtiğimiz Yüksek Askeri Şûra toplantısında yaşandı. Hadiselerin sıcaklığı hâlâ hissediliyor. Dönemin Genelkurmay Başkanı Başbuğ kazanamayacağı bir savaşa girdi ve stratejik hata yaptı. Hem başbakanın hem cumhurbaşkanının kabul etmeyeceği bir ismi dayattı. Sonrasında da 'Madem benim istediklerim olmuyor o zaman ben de hiç kimseyi önermem' dedi.

Sonra ne oldu?

Tabii ki Başbakan geri adım atmadı ve komuta kademesini kendi istediği şekilde değiştirdi.

Aynı hatayı şimdi CHP yapıyor. Sonuçta bile bile lades dediler ve mahkemenin serbest bırakmayacağı tahmin edilebilen sanıkları vekil adayı yaptılar.

Seçim öncesinde iki ayrı röportajda bizzat ben Genel Başkan Kılıçdaroğlu'na 'Mahkeme sanıkları tahliye etmezse ne yapacaksınız' diye sordum. Hadi birinde düşünmeden cevap verdi diyelim. İkinci röportajda, canlı yayında iki kez sorduğumda da 'Mahkeme kararına saygılı olacağız' dedi.

Bugün ise tam tersi bir tutum içine giriyorlar. Belki CHP yönetimi kendine haklı bir mazeret bulur ama halk bunu yutmaz.

Ayrıca bugün yaşadığımız sorunun enteresan bir boyutu daha var. CHP, MHP ve BDP'nin sorunu aynı.Fakat üçü bir araya gelip bir çözüm önerisi sunmayıp adımı iktidardan bekliyor. Oysa her üç partinin de 'çözümden' kastı farklı ve bir diğer partinin işini görmüyor. Yani her parti sadece kendi sorununun çözümüne yanaşıyor.

Bütüncül çözümü ise iktidardan bekliyor.

Üstelik başbakanı tek adamlıkla eleştiren üç parti de Erdoğan'ın doğrudan yargıya talimat vermesini ve sanıkların tahliyesini istiyor. Oysa yapılması gereken basitti. MHP, CHP ve BDP bir araya gelip ortak bir teklifte bulunacaktı. AK Parti bu aşamada çözüme katkı sağlamazsa o zaman eleştirecek, belki de boykotta bulunacaktı.

Ama daha yolun başında bu işi yaparak kazanamayacakları bir savaşa girmiş oldular. Çünkü AK Parti kanadında hava hiç de CHP'nin beklediği gibi değil.

CHP'liler dün gün boyunca Meclis kulisinde ve buldukları her mikrofonda suçu iktidar partisine attılar. Başbakan Erdoğan'ın durumunu hatırlatıp haklılıklarını izaha çalıştılar. Ama söylediklerine kendileri inandı mı orası meçhul.

Çünkü Ankara kulisleri CHP'nin dünkü manevralarının biraz da kendi iç mücadelelerinin bir eseri olduğu yönündeki bilgilerle kaynıyor. Yani ana muhalefet partisinde kafalar çok karışık. Herkes farklı şeyler söylüyor.

MHP'ye gelince... MHP bu tip durumlarda yani devlet ciddiyeti gerektiren konularda çok sağduyulu davranıyor. Daha önce de öyle davrandı. Bu yönüyle takdire şayan. Mücadelesini Meclis'te yapmayı planlıyor. CHP'den gelen 'arkadaşlarını satıyorlar' eleştirisine ise tarihe geçecek bir cevap veriyorlar: "Biz milleti satmadık."

MHP'nin yaşadığı iç sorunlara rağmen gösterdiği sağduyu not edilmeyi hak ediyor.

Dün Meclis tarihi günlerden birini daha yaşadı. Ama görünen o ki önümüzdeki günler çok şeye gebe.

BUGÜN 

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim