1. HABERLER

  2. HABER

  3. Cezaevlerindeki Sol İçi İnfazları Yazdı
Cezaevlerindeki Sol İçi İnfazları Yazdı

Cezaevlerindeki Sol İçi İnfazları Yazdı

İçimizdeki Hapishane kitabının yazarı Aytekin Yılmaz, cezaevlerindeki sol içi infazları anlattı: 1996’da Bayrampaşa Cezaevi’nde “infaz edilenlerden” biri 17 yaşındaki lise öğrencisi Şimal Aydın’dı.

A+A-

Haber: Tuğba Tekerek

Aytekin Yılmaz, PKK davasından dokuz yıl cezaevinde kalmış. Şimdi şiddetin bir mücadele biçimi olarak benimsenmesine karşı çıkıyor, sivil toplum çalışmalarını Mahsus Mahal Derneği’nde sürdürüyor. “80 öncesi örgütler arası şiddetle yüzleşildi ama 80 sonrasındaki örgüt içi infazların üstü örtüldü” diyen Yılmaz, yenilenmiş baskısı geçtiğimiz günlerde yayımlanan İçimizdeki Hapishane kitabında bahsettiği cezaevindeki infazları ayrıntılarıyla Taraf’a anlattı.

Siz ne zaman girdiniz cezaevine?

92’de, PKK davasından. Giderken kafamdaki cezaevi “Girdiğin andan itibaren işkence yaparlar” şeklindeydi. Ama Bayrampaşa’ya gittim, gardiyanlar kayıt işlemlerini yaptı, örgüt temsilcileri bizi aldı, Sonra gardiyanları görmedim bir daha. Tamamen örgütlerin denetiminde olan koğuşlara alındık.

Koğuşlar ne zaman örgütlerin denetimine geçmişti?

Türkiye hapishane tarihinde 1990-2000 dönemi çok özeldir. Hapishaneler 1991’de antiterör yasasıyla boşaltıldıktan sonra sol radikal örgütler iç idareyi ele geçirmişti. Ve bu 10 yıl sürdü, 19 aralık hayata dönüş operasyonuna kadar... O dönemde, devletin jandarmanın operasyonları sonucu öldürülen siyasi mapus, devrimci sayısı 28. Ama diğer taraftan görüyoruz ki, bayağı iç infaz var. Ben 20 kişinin ismine ulaşabildim. Emin olamadıklarınızla birlikte toplam sayı 30-40.

Bu infazları yapan örgütler hangileri?

Büyük örgütler olarak Dev-Sol, TİKKO, PKK. Ama içlerinde en masumu PKK’ydi. Cezaevi merkezi önlemeye çalışıyordu böyle şeyleri.

Siz hiç tanık oldunuz mu infazlara?

92’nin sonu ya da 93’ün başıydı. PKK İstanbul sorumlusu yakalanmış, çözülmüştü. Geldiler dediler ki “hain filankes cezalandırıldı” “devletin işbirlikçisi”... Bayrampaşa’da PKK’nin tek infazı o olmuştu. Diğer örgütlerin daha çok.

Diğer örgütler ne yaptı?

93’te, bu olayın bir yıl sonrası... Dev-Sol Yağan ayrışmasında, bize yakın bir koğuşta bağımsızlarda kalmakta olan biri işkenceden yeni gelmiş. Erdoğan Eliiuygun. Sonradan yanına gidenler anlattı, yoğun işkenceden dolayı elleri tutmuyormuş. Savunmasızdı. Örgüt, tabancalarla bastı koğuşu, karakol basar gibi, vurdu. 11 tane örgüt vardı orada, hiç biri ses çıkarmadı. Ajan değildi. Solun eski kadrolarındandı. Onu orda katlettiler. En trajik olay ise Bursa’da yaşandı.

Orada ne oldu?

Sene 98’in Eylül ayı. Mehmet Çakar TİKKO’dan İzmir Buca’da yakalanmış, Sonra Bursa’ya gelmiş. Örgüt tutukladığında 5 yıldır cezaevindeydi ve 12.5 yıl ceza almıştı örgüt üyeliğinden. Bir gün duyduk ki, örgüt bağımsızlar koğuşunu basmış. Mehmet Çakar’ı almış sorguluyor. “Bizim onla bir hukukumuz var. Kimse müdahale etmesin, biz sonra açıklama yapacağız.” Tabii çok rahatsız olduk. Ben dedim ki “kesin...” Çünkü aynı dönemde Bayrampaşa’da bir infaz, Ulucanlar’da bir infaz var. Aynı örgüt, aynı gerekçe, Kardelenler hareketi. Üçüncüsünü Bursa’da yapacaklar. Bir hareket, ayrışma başlamış. Güya kendisinin içine sızmış ajanları tasfiye diyor. Aslında bunlar basbayağı devrimci insanlardı. Mehmet Çakar güzel sanatlar okumuştu, tiyatro mezunuydu. Öldürüp koğuşun önüne bıraktılar.

İçerde örgütler nasıl bir hayat kurmuştu?

Örgüt ilerde kurmak istediği modeli uyguluyordu içerde. Derste örgüt sorumlumuz “Buradaki yaşam, gelecekte kuracağımız özgür Kürdistan’ın modelidir” derdi. Diyarbakır (Cezaevi) sürecini yaşamış, 12 yıllık kıdemli yoldaşlar tarafından idare edilen bir komün yaşamı. Ben ona şöyle diyorum: Diyarbakır mezunlarını verdi. Bayrampaşa’da yeni bir Diyarbakır yaratıldı. Hepsi için diyemem ama psikolojileri bozulmuştu. Koğuşa her yeni gelene ajan şüphesiyle bakılıyordu. Ben gözaltında direnmiş olmama rağmen aylar sonra anladım ki, izleniyorum. Yıllar sonra da öğrendim ki koğuşun yarısı diğer yarısını izliyor. Çok çılgın bir atmosferdi.

Kitabınızda “ranzaya bağlama”dan bahsediyorsunuz. Tam olarak nedir bu?

En korkunç işkencedir. Koğuşun arka yerinde, son 2 ranza olabilir, bir perde çekerler. 50 kişilik koğuşta 49 kişi seninle konuşmaz. Başında bir nöbetçi. Bu ranzadan başka hiçbir yere gitmeyeceksin, ekmeğin suyun yanına gelecek, her ne istiyorsan nöbetçinden izin alacaksın. Hapishane içinde hapishane.

Neden bağlıyorlar ranzaya?

Çözülmek de bir neden, örgüt yaşamına uymamak da bir neden. O ranza senin için bir soruşturma yeri. Bu 20 gün de sürebilir, 6 ay da 2 yıl da. Bayrampaşa’da ranza hiç boş kalmazdı. Oraya gelenlerin yüzde 70’i uygulumadan geçerdi. 49 kişi konuşuyor sen konuşmuyorsun. Dışlamak, cinayetlerin en korkuncu. Çünkü başka gidecek yerin yok. Başka insan da yok.

Ne içerdeki solcular ne İHD engel olmadı

Bursa Cezaevi’nde İsmail Beşikçi ve Celalettin Can’la beraber kalıyormuşuz. Onlar tepki göstermedi mi infazlara?

Beşikçi hoca çok içe dönük yaşıyordu, bu gibi olaylara pek müdahale etmezdi. Kendisine sormak gerekiyor; “Bir şeyler demiş mi?” Ama Celalettin çok aktifti ben beklerdim tavır almasını. Ama almadı, öyle biliyorum, bu konuda yazdığı herhangi bir şey de görmedim.

Peki dışarıdakiler, mesela İHD?

Kimseden ses çıkmadı. Mesela Mehmet Çakar’ın durumunu İHD’ye bildirdik. ‘Tepki koymazsanız infaz yapacaklar’ dedik. İlgileneceklerini söylediler ama engel olamadılar. Sonrasında da bir tepkileri olmadı, en azından biz duymadık. Öncesinde şöyle birşey olmuştu. Bayrampaşa’da 1996’da infaz edilen 17 yaşındaki Şimal Aydın için o dönemki İHD başkanı avukat Ercan Kanar “Devlete ‘yaşını büyütüp asıyorsunuz’ diye tepki gösteriyoruz, biz bu durumda ne diyeceğiz” diye açıklama yapmıştı. Bundan sonra DHKP-C yayın organlarından birinde Kanar tehdit edildi. Daha sonra onu İHD’de görmedik.

Şimal Aydın neden öldürülmüştü?

Ben o cezaevinde değildim. Öldürülme gerekçesi ajan olmak. Sorguda çözülmüş, “işbirliği yapmış” ama tabii iddia bunlar. Canımız hem içeridekilere sıkıldı, hem dışardakilere. Nasıl görmezsin sen bunu? Hayatını koyuyor iyi kötü bir şey yapıyor. Sonra bir gece bakıyorsun. Atmışlar koridora. Bunlar görülmedi.

TARAF 

HABERE YORUM KAT