Ceza, suçun cinsindendir

30.01.2012 00:08

Ali Ünal

Sezai Karakoç, temel fıtrî ve İslâmî gerçeklerden olan "Ceza, suçun cinsinden olur." kaidesinden hareketle suç ve ceza münasebeti konusunda şöyle yazar:

Batı hukukunda cezalar mücerrettir; oysa nasıl suçlar fiil cinsinden ise yağ kirini yine yağ tortusu olan sabunun gidermesi gibi, cezaların da fiil ve müşahhas olması gerekir. Meselâ, adam öldürme suçu ile hırsızlık suçu arasında tam bir mahiyet farkı vardır. Dolayısıyla her suçun kendi cinsinden bir fiille cezalandırılması gerekirken, Batı hukukunda sanki bütün suçlar aynı mahiyetteymiş gibi, hepsine hapis cezası verilmekte, fark sadece kemiyete havale edilerek, kemiyetle mahiyet aynîleştirilmektedir. O bakımdan, Batı ceza hukukunun müeyyideleri insanın hürriyetini, üretkenliğini, ruh bağımsızlığını ve ruhunu tehdit etmekte, hattâ öldürmektedir. Oysa ceza, ruhu uyarıcı ve suçtan önceki sağlıklı haline iade edici, müşahhas, terbiye ve ıslah edici, ibret saçıcı, içtimaî kangrenlerin cerrahı, ruhu ve cemiyeti ihya, mağduru ikna ve tatmin, suçluyu tecziye ve tehbih edici olmalıdır." (İslâm, 74-78)

Fethullah Gülen Hocaefendi de savaş ve ceza hukukunu birlikte değerlendirerek, şu önemli yorumda bulunur: "Savaş ve ceza hukuku, aslî değil, arızî hususiyete sahiptir, öyle olmalıdır; nitekim İslâm nazarında böyledir. Cenab-ı Allah (cc), hem suçlar hem de cezalar hakkında seyyie, yani kötülük tabirini kullanır. (Yunus Sûresi/10: 27; Şura Sûresi/42: 40) Cezalandırma da, savaş da, zatında kötülüktür ve prensip olarak Kur'an-ı Kerim, kötülüğü iyilikle savmayı kuvvetle tavsiye buyurur ve böyle davrananları över. (Ra'd Sûresi/13: 22; Mü'minûn Sûresi/23: 96; Kasas Sûresi/28: 54; Fussılet Sûresi/41: 34) Fakat kişi, kendine yapılanlara hazm-ı nefs edebilir, fakat başkasına, topluma ve ülkeye yapılanlara kişilerin de, devletin de hazm-ı nefs etme hakkı yoktur. Dolayısıyla, ferdin kendisine yapılan kötülüğü affetmesi ve iyilikle savması bir fazilet olmasına mukabil, âmmeye (kamu), topluma ve ülkeye karşı işlenen suçlar, kendi cinslerinden cezalandırılır. Cezalandırmada aslolan, bir kötülük olan suçu kendi cinsinden ve neticesi hayır olacak başka bir kötülükle, yani ceza ile savmaktır. Şöyle ki: Vücut için aslolan sıhhattir; sıhhatli insana ne ilaç verilir ne de bu insan ameliyata alınır. İlaç da, ameliyat da, hasta insan için uygulanır. Hastalık kötü bir durumdur; ilaç kullanmak ve ameliyat da zatında kötülüktür. Fakat daha büyük kötülük olan hastalığı önlemek ve vücudu sıhhatine kavuşturmak için gerekirse ilaç kullanılır, gerekirse ameliyat uygulanır, gerekirse istirahat tercih edilir. Öyle ki, bazen kol gibi, hattâ bacak gibi bir uzvu kesmek bile gerekebilir. İşte savaş ve ceza hukuku, tedavi hukukudur; sağlığı bozulan ferde veya topluma yeniden sağlığını kazandırmak için uygulanır. Dolayısıyla, nasıl hastalığı tedavi için zatında kötülük olan ilaç kullanmaktan ve ameliyattan vazgeçilmezse, savaş ve ceza hukukundan da gerçekle asla alâkası olmayan fanteziler uğruna vazgeçilmez. Ve nasıl hastalığın cinsine, mahiyetine ve hastalığın şiddetine göre tedavinin şekli ve dozu ayarlanır, savaş ve cezalar da aynı şekilde uygulanır. İslâm, bunu yapmış, sulhü ve sağlığı esas almış, fakat bir insanlık realitesi olarak bunların bozulduğu durumlarda da savaş ve ceza hukukunu devreye koymuş, bunları birer tedavi hukuku olarak vazetmiş ve öyle uygulanmalarını emir buyurmuştur."

Türkiye'de yaptığımız hemen hiçbir şey aslî ve fıtrî gerçeklere uymadığı, ideolojik ve siyasî tercihlere, zamana, şartlara ve menfaat ilişkilerine dayandığı ve daha çok da taklit olduğu için sık sık anayasa ve "adlî reformlar" yapma gereği duyuyoruz. Şu günlerde yeni bir adlî reform yapmaya çalışırken, inşallah bu tür tesirler altında hareket edilmez. Aksi halde, fıtrî ve kaderî boyutuyla insanın kendisinden kurtulamayacağı "Ceza, suçun cinsinden olur (gelir.)" kaidesince, kendimizi korumaya çalıştığımız suçlular eliyle gelecek bir fitneye ve darbeye mahkûm ederiz.

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim