1. YAZARLAR

  2. Demiray Oral

  3. Ceylan’sız eksik kalmıyor mu bu ülke
Demiray Oral

Demiray Oral

Yazarın Tüm Yazıları >

Ceylan’sız eksik kalmıyor mu bu ülke

A+A-

Telefonun diğer ucundaki adamdan duyduğum son cümle, evimizin salonundaki mahya misali asılı kaldı havada.

Şöyle yazıyordu o mahyada: “Bu cinayetin örtbas edileceğinden en ufak bir şüphen var mı?”

Evinin önünde parçalanan küçük Ceylan’dan söz ediyordu, Diyarbakır’dan arayan eski dostum.

Televizyoncu tabiriyle “hattan düştü” sonra, o soruyla noktalandı muhabbetimiz.

Düşündüm de, hayır, en ufak bir şüphem yoktu Ceylan’ı öldürenlerin bu işten yırtacaklarından.

O gece telefonda konuşurken de yoktu, sabah “Ceylan’ın ölümü terörle mücadele veya terör örgütünün eylemi kapsamında değerlendirildi” haberini okuduğumda da.

Değerlendiren kim? Lice’deki savcı.

Hani, Ceylan’ın öldüğü mezraya “can güvenliği” gerekçesiyle gitmeyip, eline bir kamera verdiği imamı yollayan savcı.

İnsanın, “can tatlı değil mi beyler” diye sorası geliyor...

Peki, bu değerlendirmenin anlamı ne?

Soruşturma artık bir terör soruşturması demek.

Ya “terör örgütünün eylemi” sonucuna varılacak... Ki bu durumda baştan geçmiş olsun!

Ya da “TSK’nın terörle mücadeleyle ilgili eylemi” olduğuna karar verilecek.

Bu durumda ise alınmış olan gizlilik kararı sürecek, birileri gizli gizli soruşturulup, hesapta yargılanacak.

Ceylan’ın ailesi de, avukatları da, basın da dosyayla ilgili hiçbir şey öğrenemeyecek.

Hatta 20 faili meçhul cinayetin sorumlusu olarak yargılanan Kayseri İl Jandarma Komutanı Albay Cemal Temizöz davasında olduğu gibi, Ceylan’ı paramparça edenlerin avukatlık ücretlerini Türk Silahlı Kuvvetleri ödeyecek.

Şimdiye kadar olan bitene bakınca, aslında bunları anlatmak bile saçma geliyor.

Vicdanı olanlar elini oraya koyup bir düşünsün.

Siz hiç 12 yaşındaki çocuğunun parçalarını yerlerden toplayan bir annenin, “bunu kim yaptı açıklansın” feryadına “asimetrik psikolojik harekât” diye cevap veren bir ordu duydunuz mu?

Memleket için tanıdık bir mantık aslında bu.

Unutkan hafızalara yardımcı olayım:“Çocuklarının asimetrik psikolojik harekâtta kullanılacak şekilde ölmesini engelleyemeyen ana babanın hiç mi suçu yok!”

Bir aile ne düşünür böyle bir açıklama karşısında.

Mesela, “ne yapalım, madem asimetrik psikolojik harekât var, vatan sağ olsun” mu demelerini istersiniz.

Yoksa, “diğer çocuklarımız da feda olsun vatana” mı desinler.

Hadi biz gazeteciler “vatan haini” olmaya alıştık. İnsan acılı aile için bir çift taziye cümlesi de mi söylemez?

Diğer yanda siyasiler ise kendi aralarında açılımcılık oynama derdinde.

Muhalefetteki 2B, yani Baykal ve Bahçeli zaten umutsuz vaka.

Peki, Erdoğan, “üç çocuk da üç çocuk” şeklinde verdiği demeçlerin onda biri kadar Ceylan’a ilgi gösteremez miydi?

Bu ülke Ceylan’sız eksik kalmıyor mu yoksa?

Diyarbakırlı dostum, yarım kalan telefon konuşmamızda işte tam da bunu, Ceylan’ın ölümü ve sonrasında yaşananların bölge halkının yüreğinde yarattığı o büyük eksikliği anlattı.

Tıpkı terörist diye öldürülen küçük Uğur Kaymaz gibi Ceylan da bir simge olmuş artık.

Her haber, yapılan, daha doğrusu yapılmayan her açıklama bölgede dikkatle izleniyor.

“Ceylan soruşturması, AKP için açılım konusunda bir samimiyet testi olacak” diyor arkadaşım.

Anladığım şu. Gerçeklerin ortaya çıkması için irade gösterilmesi, bu soruşturmanın da örtbas edileceğine inanan Kürtlerin yeniden güvenini kazanmak için önemli bir adım olacak.

Bu nedenle bir an önce kriminal incelemenin bitip, Ceylan’ı öldüren şey her neyse açıklanması gerekiyor.

Ancak Dağlıca, Aktütün veya eline bomba verilip ölümle cezalandırılan er olaylarındaki gibi açıklamalar değil.

Yani yalanları değil, gerçekleri istiyor artık insanlar.

Yaparsınız ya da sokak diliyle söylersek her zamanki gibi “çok da tın” tavrını sürdürürsünüz.

Ama unutmayın, açılımcılık oynamanın bedeli, açılım yapmamaktan bile ağır olacaktır.

TARAF

YAZIYA YORUM KAT