1. HABERLER

  2. HABER

  3. Çevik Bir Karadayı Adına Yargıda Terör Estirmiş
Çevik Bir Karadayı Adına Yargıda Terör Estirmiş

Çevik Bir Karadayı Adına Yargıda Terör Estirmiş

28 Şubat sürecinde Çevik Bir ‘Genelkurmay Başkanı adına’ yüzlerce suç duyurusu yaptı. ‘Takipsizlik’ verilen dosyaları emirle yeniden açtırıp, istediği gibi karar çıkarttı. Emre itaat etmeyen hakim-savcı sürgün edildi.

A+A-

HAMZAERDOĞAN / STAR

TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu’na Adalet Bakanlığı’ndan yeni gelen belgeler, 28 Şubat sürecinde TSK’nın, mahkemelere ve Adalet Bakanlığı’na resmen emir ve talimatlar yağdırdığını ortaya çıkardı. Buna göre, kendileri ile ilgili en küçük bir eleştiri yapan gazeteciler hakkında Adalet Bakanlığı’na suç durusunda bulunan 28 Şubatçıların, takipsizlikle sonuçlanan yada kapanan dosyaları talimatla yeniden açtırdıkları ve lehte karar aldırdıkları görülüyor. Üstelik kararın istedikleri yönde çıkması için dosyaları ‘derhal’ vurgusuyla askeri üyelerin bulunduğu Ağır Ceza Mahkemelerine aldırmışlar. Talimatlara uymayan hakim ve savcılardan bazılarının yerini değiştirilmiş, bir kısmına ise cezalar verilmesi sağlanmış. Yargıya verilen talimatların çoğunun altında ise dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı ‘namına’ Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir’in imzaları var.

Çevik Bir, yargıya emir veriyor

STAR, Adalet Bakanlığı’ndan geç geldiği için Meclis Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu raporuna girmeyen belgelere ulaştı. Adalet Bakanlığı’ndan yeni gelen belgelerde, BÇG’nin başındaki Çevik Bir’in yargıya yönelik şok yazışmaları yer aldı. Gelen belgelerde askerin, özellikle Adalet Bakanlığı ve mahkemeler üzerinde kurduğu baskının sadece brifinglerle sınırlı kalmadığı anlaşıyor.

İsteğimiz işlemi yap acil bilgi ver

Adalet Bakanlığı’ndan gelen çok sayıdaki belgelerde, TSK’nın, 28 Şubat sürecinde tüm yazılı basın taranarak kendileri aleyhinde olan yazı ve haberler varsa, kendilerine suç isnat eden yada tenkit eden ne kadar yazı varsa bunlarla ilgili Adalet Bakanlığı’na suç duyurusunda bulundukları görülürken, sonucundan da Genelkurmay Başkanlığı’nın acilen haberdar edilmesi talep ediliyor. Yazışmaların baskı unsuru olarak kullanılması dikkat çekiyor. Suç duyurularındaki temel suçlamanın “devletin askeri kuvvetleri alenen tahkir ve tezyif edilmektedir” klişesi olması da dikkat çekiyor.

Bakanlık takipçisi olmuş

Savcılıklara yapılan suç duyurularının ardından Çevik Bir’in ‘gizli’ ibareli yazışmalarla Adalet Bakanlığı’ndan ivedi olarak bilgi istediği görülüyor. Bakanlıkların, ilgili makamlardan dosyalarla ilgili aldıkları bilgi ve belgeleri ise Genelkurmay Başkanlığı’na ‘Arz olunur’ ibaresi ile çok kısa sürede ulaştırdıkları anlaşılıyor.

Beğenmedim ağır cezaya gitsin

Genelkurmay Başkanlığı, o dönemde sadece suç duyurusu yapmakla kalmamış, suç duyurusunda bulundukları dosyalara bakan hakim ve savcıları yakın markaja da almış. Açtıkları davaların sonuçlarını beğenmeyince müdahale etmişler. Örneğin gazetecilerle ilgili yapılan suç duyurularında takipsizlik kararı verilince derhal harekete geçip itiraz ettikleri görülüyor. Çevik Bir imzalı yazılarda, mahkemelere “Siz... takipsizlik verdiniz. Derhal dosyayı Ağır Ceza mahkemesine gönderin” diyerek savcı ve hakimlere doğrudan talimatlar verildiği görülüyor.

Emre karşı gelene ceza var

Belgelere göre, ayrıca, Çevik Bir imzası ile açılan davalarda istenen sonuçlar alınmayınca zorbalığa başvurulmuş. Buna göre, kendi talimatlara uymayan ya da istedikleri yönde karar vermeyen hakim ve savcıları cezalandırmışlar. Bunun için özellikle hakimler hakkında Adalet Bakanlığı ile HSYK üzerinden baskılar kurulmuş. Hakim ve savcıların tayinleriyle ilgili bizzat müdahil olmuşlar. Çok sayıdaki belgelerden bunların bir kısmında yer değiştirme bir kısmında ise cezalar verdikleri anlaşılıyor.

‘Postallı demokrasi’ dedi Yazıcıoğlu’nu cezalandır

GENELKURMAY’IN 28 Şubat sürecinde hakkında suç duyurusu yaptığı binlerce kişilik isim listesi de belgeler arasında. Ancak; suç duyurusunda bulunanların çoğunluğunu gazeteciler, siyasetçiler ve STK temsilcileri oluşturuyor. Bunların arasında Nazlı Ilıcak ve merhum BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu dikkat çekiyor. Özellikle Yazıcıoğlu hakkında Meclis’te yaptığı “Türkiye Cezayir olmayacak; ama Suriye de olmayacak” sözü başta olmak üzere çeşitli konferanslarda yaptığı konuşmalarla sürece karşı çıkışını özetleyen “Postallı demokrasi istemiyorum” şeklindeki beyanatları tek tek tespit edilerek hakkında tek suç duyurusunda bulunulmuş.

KAPANAN DOSYA AÇILDI BİR’İN İSTEDİĞİ KARAR ÇIKTI

KOMİSYONA gelen belgeler arasında, Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi H. Atasoy, başörtüsüyle kampusa girdiği için “Bir yarıyıl yükseköğretim kurumundan uzaklaştırma” cezası aldı. Kararın iptali için dava açtı. Davayı inceleyen Bursa 2. İdare Mahkemesi, disiplin cezasının uygulanmaması için “Yürütmenin durdurulmasına” karar verdi. Ancak BÇG devreye girdi. Mahkemenin Başkanı Sabri Ünal Aydın Bölge İdare Mahkemesi üyeliğine, mahkemenin üyesi Mehmet Ali Ceran ise Gaziantep Vergi Mahkemesi üyeliğine gönderildi. Yerlerine atanan yeni hâkimler kanalıyla, dosyanın yeniden açılmasını sağlanarak dava öğrenci aleyhine sonuçlandırıldı.

  

HABERE YORUM KAT