1. YAZARLAR

  2. Hasan Karakaya

  3. Çetin Doğan... Harp Oyunu değil, kelime oyunu!
Hasan Karakaya

Hasan Karakaya

Yazarın Tüm Yazıları >

Çetin Doğan... Harp Oyunu değil, kelime oyunu!

A+A-

Türkiye’nin gündemine ve halkın tepesine “Balyoz” gibi inen “darbe plânı”nda ve EMASYA protokolünde imzası bulunan emekli Org. Çetin Doğan’ı izlediniz mi?..

Önceki akşam Habertürk’te gazetecilerin sorularını cevaplandırdı... Daha doğrusu, cevaplandırmadı...
“Çetrefilli” konular sorulduğunda, “ortada kuyu var, yandan geç” misali, kuyuya düşmemek için, hep etrafında dolandı... Bazıları, onun “profesyonel bir futbolcu” gibi; ayağındaki topla, bütün sahayı dolaştığını, “rakip”lere fırsat vermediğini söylese de, ben, aynı kanaatte değilim... Benim gördüğüm Çetin Doğan; evet “uyanıklık” yaptı ve iki saati “yuvarlak lâflar”la doldurdu ama, bu defa, “süt dökmüş kedi” kadar uysaldı... Ne “efelenme” vardı, ne de “hodri meydan” çekme!.. Oysa, daha önce çıktığı ekranlarda, son derece “agresif” davranıyor, kendisi ve plânını “deşifre” eden gazetecilere “tehditler” savuruyordu...
Demek ki, birileri uyarmış kendisini!..
Uyarmış ve “sakin ol” diye telkinde bulunmuş olmalılar ki; önceki gece “saldırgan bir üslûp” kullanmamaya özen gösterdi.
SES “ONUN” İSE, PLAN KİMİN?
Ama, ne yaparsa yapsın, ne söylerse söylesin; ben “ikna” olmadım!.. Tam aksine, “Balyoz Darbe Plânı”nın “gerçek” olduğuna ve onun tarafından hazırlandığına dair kanaatim daha da pekişti!..
Özellikle de, “bant kaydı”nın yayınlanmasından ve “Evet, bu ses benim sesimdir” demesinden sonra!..
Programı izleyenler bilir...
Taraf gazetesi tarafından programa gönderilen “ses kayıtları”nın yayınlanmasından sonra, Fatih Altaylı sordu; “Bu ses, sizin sesiniz mi?”
Cevap verdi Çetin Doğan;
“Evet, bana ait!.. Senaryo içinde söylüyorum bunları... Bu, bir jenerik senaryo!”
Peki, o “senaryo”da ne var?..
“Hükümete ültimatom vermek” var!..
Söyleyin Allah aşkına;
Bir “jenerik senaryo” bile olsa, bir “komutan”ın veya Genelkurmay’ın, “Hükümete ültimatom vermek” gibi görev ve yetkisi olabilir mi?..
Böyle bir söz, “haddini aşmak” değil de nedir?.. Sen, kim oluyorsun ki, “hükümete ültimatom” veriyorsun?..
Sen kim oluyorsun ki;
“Dış düşman”lara ve onların “muhtemel saldırı”larına karşı “strateji” geliştirmek yerine, “iç düşman”lar icat ediyor ve onlara karşı “savaş taktikleri” geliştiriyorsun?..
Açık ve net söylüyorum;
Çetin Doğan, “doğru”yu söylemiyor!..
Önceki akşam, “lâf kalabalığı” yaparak, “sorulardan kaçmaya” çalışmıştır!..
Gerçek şudur:
“Ses kaydı”ndaki ifadelerin “kendisine ait” olduğunu “kabul ve itiraf” ettiği anda, bence olay bitmiştir!..
“Ses kaydı”ndaki ifadeler “doğru” olduğuna göre, Balyoz Darbe Plânı’na ait “bilgi ve belge”ler de “doğru”dur!..
Öyle ya;
O ses kaydı, “belgelerin bir parçası”dır!..
Şimdi, siz kalkıp da;
“Kol benim!.. Ayak benim” dedikten sonra, “Ama vücut benim değil” diyebilir misiniz?.. Kol ve ayak, nasıl ki “vücudun parçaları”dır, o “ses kaydı” da, deşifre olan “darbe plânının bir parçası”dır!..
Ama, şurası doğru;
Fikri Akyüz’ün de ifade ettiği gibi, Çetin Doğan, “plânın doğruluğu”nu elbette kabul edemezdi!..
Eğer kabul ederse;
“Suçunu itiraf” etmiş olurdu ki; anında yakasına yapışılması gerekirdi... Hoş, şu anda da, bana göre “zanlı”dır ama, ben “hakim ve savcı” olmadığım için, elimden bir şey gelmez!..
HARP OYUNUNDA GERÇEK İSİM OLMAZ!
Çetin Doğan, “Balyoz Darbe Plânı” ile ilgili suçlamaları, ısrarla ve inatla reddedip, bunların bir “jenerik senaryo” olduğunu söyledi ve ekledi:
“Türkiye bir dış tehdit altındayken, içeride bölücü terör ve irtica söz konusuysa mevcut planımız var. Mevcut planımıza da EMASYA planı diyoruz. Böyle bir senaryo olmaz mı? En kötü olasılık olabilir. Silahlı Kuvvetler, en kötü plana karşı önlem almak zorunda. Bu bir jenerik senaryo ama, gelişmelerin paralelinde bir senaryo.”
Hiç kimse aldanmasın!..
Bu plân, kesinlikle bir “senaryo, tatbikat veya seminer” değil, düpedüz “darbe plânı”dır!..
Zira, bu işlerle az-çok ilgisi olanlar gayet iyi bilirler ki; “Harp Oyunları”nda, kesinlikle “gerçek isimler” kullanılmaz, “gerçek hedefler”den bahsedilmez, “tehdit”in ne olduğu açıkça ifade edilmez!.. Bunun yerine, “kod”lar ve “sembol”ler kullanılır...
Meselâ, dünkü Bugün gazetesinin manşetinde yer alan haberde, “Balyoz”la aynı tarihlerde, Piyade Kurmay Albay Fahri Erenel tarafından hazırlanan “Yıldız-2003” çalışmasından söz ediliyordu... O planda; “rumuz”lar ve “kod” isimler kullanılmış!..
Meselâ, bir “jenerik harita”da, “bölge”ler; “Kalyon Denizi... Kalyon Adası!.. Poyraz Denizi... Batur... Kumsal Bölgesi!.. Duman Bölgesi... Belen ve Bilge” gibi “kod isim”lerle isimlendirilmiş!..
Yani, “gerçek isim” yok!..
Olması gereken de budur!..
Peki, Çetin Doğan ne yapmış?..
“Fatih ve Beyazıt camileri bombalanacak!.. Bir savaş jeti Ege üzerinde düşürülüp, Yunanistan’a savaş ilân edilecek!.. 200 bin kişi Fenerbahçe Stadı’nda toplanacak!.. 36 gazeteci tutuklanacak, 137 gazeteciden faydalanılacak!”
Gördüğünüz gibi;
Ne “kod” var, ne “rumuz”
“Amaç”lar, “hedef”ler ayan-beyan yazılmış!..
Size bir şey söyleyeyim mi;
Bırakın “5 bin sayfalık plân”ın detaylarını okumayı, “komutanların konuşmaları”nı dinleyince, dondum kaldım!..
Hiç böyle “senaryo” olur mu?..
Hiç böyle “harp oyunu” olur mu?..
Tam bir dehşet!..
Tam bir vahşet!..
YAPTIĞI, TAM BİR KELİME OYUNU!
Org. Çetin Doğan, bir de kalkmış diyor ki;
“Şerefim ve namusum üzerine yemin ederim ki; Fatih Camii’ni bombalamak; TSK’ya ve halkına gönülden bağlı bir kişinin aklının ucundan dahi geçmez!”
Sözdeki “ince ayrıntı”ya lütfen dikkat!..
“Fatih Camii’ni bombalamak” kimin aklından geçmezmiş!.. “TSK’ya ve halkına bağlı bir kişi”nin aklından geçmezmiş!..
Peki, ya, o kişi “TSK’ya ve halka bağlı bir kişi” değilse?!?..
Demek ki, o zaman;
Cami de bombalar,
Savaş uçağı da düşürür!..
İşin sırrı, işte bu cümlede!..
Çünkü biz, “TSK’ya bağlı olmayan” ve “TSK’nın başında” bulunan Genelkurmay Başkanı’nı “darbe” yapması için sıkıştıran çok “cuntacı komutan” gördük!..
O “cuntacı komutanlar” ki;
Dönemin Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök’ü, sırf Ayışığı ve Sarıkız kod adlı darbe plânlarına geçit vermediği için “Yetim” diye yaftalamışlar ve hatta “görevini yürütemeyecek kadar hasta” olduğunu iddia etmişlerdi!..
Şimdi, onlara sorsan;
“TSK’ya ve halka bağlı olduklarını” söyleyeceklerdir!..
Peki, TSK’ya ve halka bağlı iseler, niye “darbe” yapmaya kalkıştılar?..
Demek ki; “yalan” söylüyorlar!..
Şahsen ben; “Org. Çetin Doğan ve arkadaşları”nın da “TSK’ya ve halka gönülden bağlı olduklarına” inanmıyorum!..
Bir ilginç ayrıntı daha:
Dikkat eder misiniz;
“Ben yapmam” demiyor!..
Ya ne diyor;
“TSK’ya ve halkına gönülden bağlı bir kişi yapmaz” diyor!..
Resmen, “kelime oyunu” yapıyor!..
Evet, “ben yapmam” demiyor,
“Onlar yapmaz” diyor!..
Bu, bir “kelime oyunu”dur!..
BİR SOVYET TAKTİĞİ UYGULADI!
Sadece bu “kelime oyunu” bile, “dehşet plânı”na hâlâ sahip çıktığını gösteriyor!.. Ama bunu “açıkça” söylemiyor!..
Bir “Sovyet taktiği” uyguluyor!..
Nasıl mı?..
Önce, bir ön bilgi:
Önceki akşam, Çetin Doğan’ı dinledikten sonra, yazarımız Hüseyin Öztürk’ün yazısını okudum.
Hüseyin, Rasim Özdenören’in, piyasaya yeni çıkan “Siyasi İstişareler” adlı kitabından bir alıntı yapmış...
Sovyetler Birliği’nin “darbeciler” tarafından yönetildiği yıllarda, “Sovyet yazarları”na şöyle talimatlar veriliyormuş:
“Düşünmeyin.
Düşünürseniz konuşmayın.
Konuşursanız söylediklerinizi yazmayın.
Yazarsanız yazdıklarınızı teşhir etmeyin.
Yazdıklarınızı teşhir etmeniz gerekiyorsa onları imzalamayın.
İmzaladınızsa hiç olmazsa yazdıklarınızı merasimle inkâr etmeye hazırlanın.”
Çetin Doğan da, böyle bir taktik izledi önceki gece!..
Yazdıklarını ve yaptıklarını “inkâr” etti!..
Ama, bu kadar basit değil!..
Bunun hesabını verecek!..
Bugün saat 11.00’de “tutuklanacaklar” listesinde yer alan “36 gazeteci” olarak; önce “ortak basın toplantısı” düzenleyeceğiz, sonra da “darbeciler” hakkında “suç duyurusu”nda bulunacağız!..
Artık, “yargı”ya versin hesabını!.. Bizi ikna edemedi, bakalım yargıyı ikna edebilecek mi?..
Bekleyip, göreceğiz!..

Gündemde ne var, ne yok?
* “İkna Odaları”nın sıkı uygulayıcılarından olan CHP Milletvekili Prof. Nur Serter, deşifre olan Balyoz Darbe Plânı’nda; bir “kabine listesi” oluşturulup, kendisine de “Çevre Bakanlığı” verileceğinin ortaya çıkması üzerine; “Gülünç bir liste” demiş...
Acaba, niye gülünç?.. Yoksa, “Çevre Bakanlığı” değil de, “Millî Eğitim Bakanlığı” beklediği için mi?!?
* Malûm, Başbakan Tayyip Erdoğan, “en ufak bir yamukluğu” olan bürokratı, anında görevden alıyor... Peki, aynısını TSK niye yapmıyor... Çünkü efendim; Balyoz Darbe Plânı’nda adı geçen 16 general “emekliye ayrılmış” ama, 8 tanesi “hâlâ görevde” imiş!.. Hem “hukuka bağlı, demokrasiye saygılı” olduğunu söyleyeceksin, hem de “hukuk ve demokrasinin canına okuyacak” adamları bünyende barındıracaksın!.. Bu, bir “çelişki” değil mi?..
* Başında, bir zamanlar Emekli Org. Şener Eruygur’un bulunduğu Atatürkçü Düşünce Derneği, şimdi de “Tekel işçilerini istismar” etmeye başlamış!.. Hiç yadırgamadım... Çünkü; Eruygur’un Sarıkız ve Ayışığı darbe plânlarında, “işçileri kışkırtmak” diye bir madde vardı!..
* Başbakan Erdoğan’ın; “tehditlere pabuç bırakmayız” deyip, ardından da “Tahrik ve provokasyonlara dikkat” uyarısında bulunması, ciddiye alınmalıdır... Demek ki; “ahtapotun başı” hâlâ canlıdır!..

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT