Cenevre'de Masa Kuruldu Ama Ayakları Var mı?

02.02.2016 11:33
Cenevre'de Masa Kuruldu Ama Ayakları Var mı?
“Muhalefetin stratejisi bir yandan masadan kalkan, çözüm istemeyen taraf imajı vermemek ama bir yandan da en başta insani konular olmak üzere ilerleme sağlanması için diretmek…”

BM Suriye Özel Temsilcisi Mistura, Suriye iç savaşına çözüm bulma iddiasındaki Cenevre görüşmeleri için masanın ‘resmen’ kurulduğunu açıkladı. Ama önünde binbir çeşit zorluk var. Mistura, bölgesel ve küresel güçlere de sorumluluk yüklüyor.

Cenevre görüşmelerini izleyen Ayşe Karabat’ın analizi:

Masa Kuruldu Ama Ayakları Var mı?

Birinci öncelik, görüşmelerin devam etmesini ve herkesin gemide kalmasını sağlamak…Sizin de çok iyi bildiğiniz gibi, insanlar anlaşamayınca odayı terk ederler. Herkesin odada kalmasına ve sonuç verici tartışmalar yürütmesine ihtiyacımız var.”

BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura, başlatabilmek için çok sıkı çalıştığı ve gecikmeyle başlatabildiği Cenevre görüşmelerinin acil önceliğini böyle açıkladı.

Mistura’nın Pazartesi akşamı ‘resmen başladı’ diye duyurduğu Cenevre görüşmelerinin yol haritası, Ocak ayı içinde tarafların masaya oturmasını, altı ay içinde tüm icra yetkisini elinde bulunduran bir geçiş hükümeti kurulmasını ve 18 ay içinde de Suriye’de seçimler yapılmasını öngörüyor.

Bu yol haritasının belirlenmesi bile kolay olmamıştı. Aralarında Türkiye, İran gibi bölgesel güçlerin yanı sıra ABD ve Rusya’nın da olduğu küresel güçler Kasım Ayında Uluslararası Suriye Destek Grubu toplantısında bu yol haritasını belirlediler. Bu yol haritası BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı olarak Aralık ayının ortasında oybirliğiyle kabul edildi.

Muhalefetin 'ciddi olduğunuzu kanıtlayın' ısrarı

Mistura, kendisine verilen yol haritasına uygun bir biçimde görüşmeleri 25 Ocak’ta başlatmak istemişti. Ama bu randevuya, Suriye muhalefeti gecikerek geldi: 29 Ocak’ta. Muhalefet Pazartesi akşamına kadar da müzakere masasına oturmadı.

Muhalefetin masaya oturmaya direnirken tezi şuydu:

BM kararı aynı zamanda Suriye’de kuşatmaların kaldırılmasını, insani yardım ihtiyacı duyulan bölgelere bu yardımın götürülmesini ve sivillere yönelik bombardımanın durdurulmasını da talep ediyor. Bunlar, müzakere edilemez insani konular. Biz masadan kaçmıyoruz ve elbette siyasi çözümü herkesten çok istiyoruz. İşte buradayız, masadan da kaçmadık ama ciddiyet istiyoruz. Bize insani konularda ilerleme sağlayarak ciddi olduğunuzu kanıtlayın.”

Birleşmiş milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi’nin Ocak ayı verilerine göre, Suriye’de 486 bin kişi kuşatma altında. 4,6 milyon insanın da acil yardıma ihtiyacı var.

Muhalefet Cenevre’ye geldiği günden itibaren bu konunun altını çizdi, defalarca insani meseleler de ilerleme kaydedilmesini istedi. ‘Size olan desteği keseriz’, ‘oturun masaya gerisine bakarız’ baskılarına direndi. İnsani meselelerde ilerleme olacağına dair kuvvetli sözler verilinceye kadar da masaya oturmayı kabul etmedi.

Mistura’nın taktiği

Mistura, Suriye muhalifleriyle Pazartesi akşamı yaptığı görüşmeden sonra görüşmelerin resmen başladığını duyururken bu meselenin altını çizdi. Uluslararası toplumun muhalefetin mesajını aldığını ifade eden cümleler söyledi:

Tabii ki (muhalefetin) çok açık olan pozisyonu çok iyi anladık ve saygı duyuyoruz...Yalnızca kendilerinin değil, Suriye’ye siyasal çözüm bulmayı konuşurken Suriye halkı da şiddetin azaldığını, kuşatmaların kalktığını görmeyi hak ediyorlar. Suriye halkıyla konuştuğumda bana sadece bir konferans görmek istemediklerini, dokunabilecekleri sonuçları görmek istediklerini söylüyorlar.

Mistura’nın taktiklerinden biri de bu. Uzun diplomatik kariyerinin önemli bir kısmını insani yardım kuruluşlarında geçirmiş 7 dil bilen Mistura, yalnızca rejime ya da muhaliflere değil, Suriye halkına da konuşmalarında çok sık atıfta bulunuyor. Onlarla da konuşmaya çalışıyor.

Cenevre görüşmeleri başlatabilmek için geçen hafta yoğun çaba sarf ederken, konuşabildiği dillerden biri olan Arapça ile doğrudan Suriye halkına da seslenen bir video mesajı yayınlamıştı. Mistura bu video mesajında şunları söylemişti:

“Artık yeter deyin, daha önce çöken başka konferanslar gördünüz, bu sefer farklı olsun, deyin.”

Mistura’nın ikinci acil önceliği

Mistura, kendisine en acil önceliğiniz nedir diye sorulduğunda, ilk önceliğini görüşmelerin devamını sağlamak olarak ortaya koyduktan sonra ikinci acil önceliğinin, tutukluların özellikle kadın ve çocuk tutukluların durumu olduğunu söyledi.

Bu sorun, muhalefetin rejimin ciddiyetini göstermesi için talep ettiği bir konu. Çünkü, ‘Bu bile gerçekleşmiyorsa, hangi siyasi çözümü müzakere edeceğiz’ diye düşünüyorlar.

Mistura, tutuklu kadın ve çocukların listesini istediğini söyledi:

Bu farklı bir şey olduğunu gösteren ilk sinyal olacak. Bu liste elime geçtikten sonra tartışmalarımızda kullanacağım.

Ancak deneyimli diplomat bu konuda açıkça söz vermedi.

Tutuklular konusu 2014’de yapılan Cenevre görüşmelerinde de masaya gelmişti. Guardian gazetesinin bu görüşmelerde yer alan üst düzey bir diplomata dayandırarak verdiği bir haberine göre, tutukluların serbest bırakılması talebi gündeme geldiğinde rejim önce ‘Biz de tutuklu yok. Hapishanelerde yalnızca teröristler var’ yanıtı verip, ‘peki kadın ve çocuklar’ diye sorulduğunda da ‘onlar potansiyel terörist’ demişti.

Muhalefetin stratejisi ise bir yandan masadan kalkan, çözüm istemeyen taraf imajı vermemek ama bir yandan da en başta insani konular olmak üzere ilerleme sağlanması için diretmek.

İşte muhalefet için zorluk burada başlıyor. Muhalefeti destekleyen ülkelerden birinin üst düzey bir diplomatının söylediği gibi, muhalefet her gün, her görüşmeden sonra, burada kalmakla ne kazanıyorum, diye kendisine sormak zorunda.

Mistura’nin stratejisi bölgesel güçleri de harekete geçirmek

Mistura yalnızca Suriye halkına hitap etmiyor. Uluslararası ve küresel güçlere de çağrı yapıyor.

2014’deki Cenevre görüşmelerinin çökme nedenlerinden biri de, uluslararası güçlerin Suriye’nin geleceğine henüz karar verememiş olması ve ilgili ülkelerin kendi çıkarlarının maksimum biçimde gerçekleşeceğine inanmalarıydı.

Ancak, IŞİD’i asıl tehlike olarak gören ve 2016’daki başkanlık seçimleri öncesinde Suriye meselesinde ilerleme kaydedildiğini görmek isteyen ABD, kendisine yönelik mülteci akını nedeniyle yorgun düşmüş ve bir an önce istikrar isteyen Avrupa ve azalan petrol fiyatları nedeniyle, bütçesi açık veren ayrıca küresel bir güç olduğunu kanıtlamak istemesine rağmen, ikinci bir Afganistan deneyimi yaşamak istemeyen bir Rusya, üzerindeki ambargoların kalkmasından sonra dünya sistemine entegre olmak isteyen bir İran var artık. Ancak bütün bunlar elbette bu güçlerin Suriye’de bir çözüme hazır olduğu anlamına gelmiyor.

Mistura: İşte meydan okuma

İşte meydan okuma geliyor.”

Mistura, Cenevre görüşmelerinin başladığını duyurduğu açıklamasında uluslararası ve bölgesel güçlerin rolünden söz ederken tam da bu cümleyi kullandı.

“[Siyasal çözümün yol haritasının çizildiği] Viyana toplantısında bir mesaj vardı: Cenevre görüşmeleri gerçekten başladığında buna paralel ateşkesle ilgili ciddi görüşmeler de başlamalı. Bu benim yapacağım bir şey değil. Bu Uluslararası Suriye destek Grubu seviyesinde tartışılması gereken bir durum. İşte meydan okuma geliyor. Biz Cenevre görüşmelerine başlıyoruz, ateşkes de farklı seviyelerde konuşulmalı.”

Mistura, uluslararası toplumun rolüne başka atıflar da bulundu ve gerçeği ifade etti:

Bu görüşmeler Suriyeliler arasında oluyor ama aslında hepimiz biliyoruz ki bütün uluslararası toplum bu görüşmelerle ilişkili. BM güvenlik Konseyi Kararı var. Uluslararası Suriye Destek Grubu var ki yeni toplantıları yaklaşıyor, onlardan burada yaptığımıza destek vermelerini, sponsor olmalarını ve bu meselede Suriyelileri yalnız bırakmamalarını istiyorum. “

Uluslararası güçler de sorumlu tutulmalı

Mistura Pazartesi akşamı resmen başlayan görüşmelerde gittikçe daha derin konulara girmeye niyetli olduğunu ve Uluslararası Suriye Destek Grubu’nun 11 Şubat’ta Münih’te yapacağı toplantı öncesinde ilerleme kaydetmek istediğini de söyledi. Hem bu gruba hem de BM Güvenlik Konseyi’ne ilerleme kaydederek gitmek istediğini anlatan Mistura, tabloyu çok net ortaya koydu:

Hepsi meseleye angaje olmalı ve bu görüşmelerin yalnızca yeni bir Cenevre görüşmesi olmamasını sağlamak için bizimle birlikte sorumlu tutulmalı.”

Yan sorun: Katılımcılar meselesi

Mistura, stratejisini de ortaya koyduğu bu açıklama sırasında, ‘kimse dışarıda kalmadı diyorsunuz ama ya Kürtler,” sorusuna da muhatap kaldı.

Uluslararası medya kuruluşları, Suriye muhalefeti içinde Kürt Ulusal Konseyi’nin (ENKS) de var olduğunu bilmiyor, ya da bilmezlikten geliyor. Bu yüzden de PYD demek yerine ‘Kürtler’ demeyi tercih ediyor.

Mistura, bu konuda detaya girmedi, “Suriye halkı bu çatışmada etkisi olan herkesi görüşmelerde görmek istiyor. Bu görüşmelerin yalnızca konuşmalar olmadığını artan bir biçimde ilerleme kaydedildiğini görmek istiyor,” demekle yetindi.

Rusya PYD’nin de masada olması için bastırmış ancak en azından ilk tur görüşmeler de bunu sağlamayı başaramamıştı. PYD kaynaklarıysa, daha sonraki turlarda masada olacaklarına dair söz aldıklarını iddia etmişti.

Muhalefet ise, PYD’nin rejimle işbirliği yaptığını yaptığını söylüyor. Türkiye de PYD’nin masada olacaksa rejim tarafında oturması gerektiğini söylemişti.

Ayrıca masada olan ama Rusya ve rejimin istemediği isimler de var. Örneğin, Ceyşul İslam’dan Muhammed Alluş. Mistura, bu konu hakkındaki soruya da, “Ben arabulucuyum. Karşımdaki insanları tartışmıyorum. Bana ne söyleyeceklerini ve Suriye halkına bir şey verip veremeyeceklerini tartışıyorum” yanıtını verdi.

Bu sefer farklı olabilecek mi?

Mistura’nın önündeki engeller işte bunlar; muhalefeti masada tutmak ve Suriye halkını ikna etmek için, insani konularda öncelikle ve süratle ilerleme sağlamak, Rusya’nın desteğiyle sahada hakimiyet kurduğunu düşünen rejimin oyalama manevralarını boşa çıkarmak. Her şeyden önce de, Suriye iç savaşını vekaleten yürüttükleri bir savaşa dönüştüren küresel ve bölgesel güçleri adım atmak ve kendi aralarında bir uzlaşamaya varmak için ikna etmek. 250 bin kişinin hayatına mal olan ve altı milyon insanın mülteci olmasına neden olan bu savaşının bitirilmesi çünkü Mistura’nın da işaret ettiği gibi, bu güçlerin anlaşmalarına bağlı. Görüşmeler devam ederken, herkes masada mı, sorusu da yan bir mesele olarak tartışılmaya devam edeceğe benziyor.

Ama Mistura şimdilik kararlı gözüküyor:

Bu görüşmeler diğer Cenevre görüşmelerinden farklı olacak. Çünkü bir, artık 2016 yılındayız. İki, insanlar yeteri kadar acı çekti, üç, insanların uzun sıkıntılı tartışmalar yerine gerçekten somut bir şeyler görmeye ihtiyacı var.”

Kaynak Al Jazeera

Etiketler:
  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim