1. YAZARLAR

  2. Ali Ünal

  3. 'Cemaat' ve siyaset
Ali Ünal

Ali Ünal

Yazarın Tüm Yazıları >

'Cemaat' ve siyaset

A+A-

Özellikle Ergenekon davasıyla gündemde tutulan konulardan biri, "Cemaat"in siyasete bulaştığı ve fazla müdahil bulunduğu iddiası.

Tuhaftır ki, geçenlerde "İslâmcılar" olarak nitelendirilebilecek bir dost meclisinde de aynı iddia dile getirildi. "İslâmcılık", İslâm'a daha çok siyaset tabanlı yaklaşan bir hareket olarak bilinir ve Türkiye'de "İslâmcılık" içinde mütalâa edilen kesimler, düne kadar çoğu Müslüman cemaatleri İslâm'ı sadece iman, ibadet ve ahlâktan ibaret bir din olarak görmekle tenkit eder, hattâ onlarda temsil edilir gördükleri İslâm'a "Amerikan İslâm"ı derlerdi. Aynı kesime mensup bazılarının bugün "Cemaat"i siyasete müdahil olmakla tenkit etmeleri, Cemaat'i "Amerikan İslâmı"nı temsil etmekle suçladıkları dönemde bile içlerinden pek çoğunun çocuklarını "Cemaat"e ait bildikleri okullara ve dersanelere göndermeleri gibi bir çelişkiden ibaret. Çocuklarını iç rahatlığıyla emanet ettikleri "Cemaat"i dün bir şekilde, bugün bir şekilde tenkit etmek, aslında vicdanlarında takdir ettikleri hizmetlere fiilî destek ve katkı verememenin nefsanî bir savunmasından başka bir şey olmasa gerek.

Aynı çelişkiyi bazı liberal ve demokrat kalemlerde de görüyoruz. Ferdin ve sivil toplum kuruluşlarının siyasete mümkün olan en yüksek seviyede katılımını savunan bir akımın mensuplarının tamamen bir sivil kuruluş olan herhangi bir cemaati siyasete müdahil olmakla tenkit etmesi, kanaatimce objektif görünme derdiyle bir doğruyu sonuna kadar savunamama za'fından kaynaklanıyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin her bir ferdi gibi, bürokrasi dışında her bir kuruluş veya teşkilatın da mer'î yasalar çerçevesinde elbette siyasete doğrudan veya dolaylı olarak müdahil olma, etkileme ve yönlendirme hakkı ve hürriyeti vardır. Bu hak ve hürriyeti başka herkese tanıyıp, cemaat mensubu diye bazı fertlere, bazı sivil kuruluşlara tanımamak, haksızlıktan başka ne ifade eder? Bazılarına göre ise "Cemaat" din temelli ve onun lideri gördükleri Hocaefendi bir "din adamı" veya âlimi, dolayısıyla Cemaat siyasete karışmamalı, müdahil olmamalı. Dini siyasete alet etmemek, yani dini kullanarak siyasî çıkar sağlamaya çalışmamak kaydıyla -ki, kimse Hocaefendi'yi de, "Cemaat"i de böyle bir suçlamaya tâbi tutamaz- dindar insanların, hattâ mer'î yasalar çerçevesinde dine hizmet eden sivil kuruluşların, lâik(çi), liberal, demokrat, Kemalist vb. fertler ve sivil kuruluşlara göre siyasete daha az müdahil olmasını gerektiren ne var?

"Cemaat"e yöneltilen siyasete fazla müdahil olma suçlamasının sebeplerinden bir diğerini, "Cemaat"in AK Parti'yi desteklediği iddiası oluşturuyor. Bu iddia, özellikle İslâmcı çevrelerde dün "Cemaat"in ANAP'a, önceki gün AP'ye destek olduğu şeklinde dile getiriliyordu. Yasalar çerçevesinde bir yolda giderken bazı veya çoğu noktalarda bir iktidar veya muhalefet partisiyle ya da bir başka kuruluşla yolunuzun kesiştiği oluyorsa, buna destek denmez ki. Kaldı ki, Cemaat içinde veya dışında herhangi bir vatandaşın veya sivil kuruluşun bir partiye veya onun bazı uygulamalarına destek vermesinin yanlışlık neresinde? "Cemaat"in bazı bürokratik yapılarda örgütlendiği ve Ergenekon davası ve bu dava çerçevesinde yapılan operasyonları yönlendirdiği ileri sürülüyor. Resmî veya sivil herhangi bir kuruluşta, herhangi bir yerde cemaatlerin hizmetlerine sempati duyan, hattâ destek veren elbette olacaktır. Ama bunlar, bulundukları mevkiin yasalar çerçevesinde gerektirdiği vazifeleri yapıyorlarsa, bu neden "Cemaat"in yönlendirmesi olsun? Türkiye'nin Ergenekon gibi yapılardan kurtulmasına liberaller ve demokratlar gibi "Cemaat"e mensup bilinen pek çokları da destek veriyorsa ve bu konuda yapılan operasyonlar da tamamen resmî ise, bu neden "Cemaat"e mal edilsin? Kaldı ki, operasyonları yapan ve Ergenekon davasını bizzat takip eden de yargı; yargının izni ve kararı olmadan hangi bürokrasi böyle bir operasyonu yapabilir?

Objektifliğin de, demokratlığın da, düşünce namusunun da üssü'l-esası tutarlı olmaktır.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT