Celladına aşık olmak

08.09.2010 00:01

Mehmet Kamış

Bu ülkede Alevileri anlamak hiç de kolay değil. Sistemin en büyük mağdurlarından biri olan bu kesimin statükoyu korumak için neden bu kadar canla başla didindiğini anlamak gerçekten çok zor.

Mesela CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun referandum sürecinde söylediklerine baktığınızda, 'savunduğu şeylerin ne olduğunu tam olarak biliyor mu?' diye sorası geliyor insanın. Ya da gerçekten inanarak mı savunuyor, emin olamıyorsunuz.

Dersim'li Kılıçdaroğlu, cansiperane bir şekilde bu statükonun devam etmesi için uğraşıyor. Bu nedenle de referandumda 'hayır' denmesini istiyor. Ancak bunu söylerken, müesses nizamın en büyük mağduru olan Dersimli ailesini olayın neresine koyuyor anlamak mümkün değil.

Dersim olayları; devletin Alevilere nasıl baktığını gösteren, Alevilerin yeni devletle yüzleştiği çok önemli bir hadisedir. Bu, aslında yeni dönemde bütün farklılıkların yok edileceğini, Alevilerin de bundan fazlasıyla nasibini alacağını gösteren büyük bir işaret fişeğidir. Yeni devletin farklı olan hiçbir şeye tahammülü yoktur. Koca bir imparatorluk bakiyesinde her şey tek tip olacaktır. Herkes aynı giyecek, aynı şeye inanacak ve herkes aynı kökten gelmiş olacak! Tanımlamaları artık devlet yapacak ve herkesin kendisine uygun görülen tanımlamaya mutlak surette itaat etmesi gerekecektir. Devletin bu yeni anlayışında dine zaten yer yoktur, Aleviliğin olması da düşünülemez. Yani devlete göre böyle bir topluluk bu ülkede yaşamamaktadır.

Aleviler sonraki yıllarda da müesses nizamın gadrinden kendisine düşen payı fazlasıyla alacaktır. 12 Eylül darbesinin şartları için gereken kaotik ortamı oluşturmak için de, Aleviler kontrgerillanın boy hedefinden hiç inmeyecektir.

Çorum, Maraş başta olmak üzere yurdun bir çok yerinde binlerce Alevi öldürüldü bu süreçte. O olaylara bugünün gözlüğüyle baktığımızda bütün faili meçhul cinayetleri işleyenlerin kontgerilla olduğunu anlamak hiç de zor değil. Nitekim 1993 gizli darbesini yaparken de Madımak'da onlarca Aleviyi diri diri yaktılar. Türkiye'yi karıştırmak isteyen derin güçler için, Alevi-Sünni çatışması her zaman 'elde bir' olarak görüldü. Aynı topraklarda yaşayan iki yerli unsur, provokatif eylemlerle çatışma ortamına sürüklenirken, ülke bir türlü sakinleşemedi.

Aleviler, korudukları ve uğrunda canhıraş mücadele ettikleri yapının aslında bir korku düzeni olduğunu ve bu ülkede yaşayan herkesi tehdit ettiğini ya fark etmiyor ya da fark etmek istemiyor. Zaman zaman yüksek yargıda ve yüksek bürokraside kendi düşüncelerine mensup olanlara güvenerek Suriye gibi bir ülke olabilmeyi hayal etmiyor değiller. Ama bunun hem Türkiye gerçeklerine hem dünya gerçeklerine ne kadar ters olduğunu göremiyorlar. Bu boş hayal ile hem Türkiye'yi hem de kendilerini oyalıyorlar.

Bazı Aleviler celladına aşık bir mahkum gibi. Şu andaki korku düzeninin dindarlar, Kürtler gibi Aleviler için de büyük bir tehdit unsuru olduğunu fark edecekleri gün, Türkiye ışığını bulacak. Büyük bir cesaretle özgürlüğü savunmak hepimizin işine yarayacak. Başta da Alevilerin...

ZAMAN

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim