Çelişkiler ülkesi Mısır

10.10.2008 04:23

Ahmet Varol

Ağustos 2007 sonlarında Mısır medyasında Cumhurbaşkanı Hüsni Mübarek’in sağlığıyla ilgili önemli haberler yayınlandı.

Medya karşısında sıkça poz vermeye meraklı Hüsni’nin uzun süre ortalıkta görünmemesi karşısında bu tür tereddütlerin oluşması tabiiydi. Medyada, Hüsni’nin son nefeslerini verdiğine dair iddialar dikkat çekmişti. Derken Hüsni yine bir yerden kafasını gösterip “Ben buradayım ve yaşıyorum” dedi. Çağdaş Firavun zulmünden iyice bıkmış olan ve Hüsni’nin nefeslerinin tükenmesiyle birlikte rahat nefes alma beklentisi içine giren kalabalıkların boşuna ümitlenmemeleri gerektiğini hatırlattı bir bakıma.

Hüsni kendisinin ağır hasta olduğuna dair haberler yayınlayarak Firavun zulmünden bıkanların ümitlenmelerine sebep olan gazetecilerle de hesaplaşacağını bildirdi. Sonra konu hakkında en etkili haberi yayınlayan muhalif Dustur gazetesinin başyazarı İbrahim İsa aleyhine dava açtı. Dava geçen Ramazan Bayramı öncesinde iki ay hapis cezası kararıyla sonuçlandı. Sonra mahkûm edilen yazarın bayramı aile efradının yanında geçirmesi için, hapse atılması işlemi bayram sonrasına ertelendi. Bayram sonrasında da Hüsni söz konusu yazara iyilikte bulunarak onu affettiğini açıkladı.

Hüsni’nin bu oyunu Ürdün’ün eski kralı Hüseyin’in kurnazlığını biraz öğrendiğini gösteriyordu. Kral Hüseyin kurnazlığıyla ün yapmış biriydi. Ama Hüsni onun metotlarını yaşlılık döneminde ve arkasında duran ABD hegemonyasının sallanmaya başlamasından sonra öğrenmeye başlamış görünüyor. Dolayısıyla çok fazla işine yarayacağını sanmıyoruz.

Kral Hüseyin de işgalci Siyonist devletle Akabe Anlaşması’nı imzalaması sebebiyle kendisine sert eleştirilerde bulunan o zamanki Ürdün Mühendisler Sendikası başkanı Leys Şebillat’ı önce hapse attırdı. Sonra da affettiğini açıkladı ve üstelik gidip bizzat kendisi hapisten çıkardı, beraber poz verdi. Bu uygulamanın Şebillat’ı bayağı etkilediği anlaşılıyordu. Bu yüzden sonraki dönemde krala karşı tutumu tamamen değişti. Haksızlıktan birinci derecede zarar gören kişiyi böylesine etkileyen bir uygulamanın kalabalık kitleleri etkilemesi tabiiydi.

Bundan önceki yazımızda da dile getirdiğimiz üzere Amerikan hegemonyasının çökmesi onun himaye ettiği ve desteklediği rejimlerin gelecek endişesine kapılmalarına sebep oluyor. Mısır’daki çağdaş Firavun rejimi de endişelenenler arasındadır. Bu rejim gücünü sağlama almak ve muhaliflerin aktif bir hareket başlatmalarını engellemek için copun gücünü daha etkili bir şekilde kullanmaya çalışıyor. Çünkü diğer metodu uygulaması, yani halkla bütünleşmeye çalışması durumunda inandırıcı olamayacağını, ayrıca muhalif güçlerin geniş çaplı bir kitlesel tabana sahip olduklarını biliyor. Son günlerde özellikle Müslüman Kardeşler cemaati mensuplarına yönelik tutuklamaların bayağı artmasının sebebi de budur.

Mısır’daki Firavun rejiminin Filistin meselesi karşısındaki tutumunda ilginç çelişkiler dikkatimizi çekiyor. Bu günlerde Filistin içindeki muhalif tarafların yakınlaşmalarını sağlama amacına yönelik diyalog görüşmelerine ev sahipliği yapıyor. Taraflarla ayrı ayrı görüşmeleri başlattı.

Normalde işgalci Siyonist devlet ve onu himaye eden ABD böyle bir diyaloğun başlatılmasına karşı. Filistin’deki Fetih hareketine yönelik telkinleriyle de bunu engellemeye çalışıyorlar. Ama aynı baskı ve talimatların Mısır’a yönelik olarak pek yapılmadığını veya yapılsa bile dışa yansıtılmadığını görüyoruz.

Ama öte yandan aynı Mısır, Rafah sınır kapısındaki gardiyanlığını bütün şiddetiyle sürdürmesinde; ABD ve İsrail baskılarını, normalde süresini doldurmuş ve artık hiçbir geçerliliği olmayan anlaşmayı gerekçe olarak kullanabiliyor. Gazze’ye uygulanan ambargoyu delmek amacıyla Kahire’den harekete geçerek Rafah sınır kapısına gelen sivil eylemcilerin de birçoğunu tutuklattı. Bu tutuklamalar Gazze’ye ambargonun sürmesini sağlama amacına yönelik uygulamaların sadece dış baskılardan kaynaklanmadığını, aynı zamanda Mısır’ın kendi stratejik tercihi olduğunu gösteriyordu.

Filistin’deki İslâmî hareketin güçlenmesinin ve iktidarda kalmasının Mısır’daki muhalif İslâmî hareketin popülerliğini artıracağını ve elinin güçlenmesine sebep olacağını düşünen Hüsni Mübarek, aslında Hamas iktidarını zayıflatma konusunda Fetih örgütünden ve İsrail’den farklı düşünmüyor. Gazze’de ortalığı karıştıran fitneci Dahlan ekibine sahip çıkması ve onları himaye etmesi de bu yüzden.

Mısır yönetimi bu yıl içinde, tutumunu Siyonist işgalin geleceğini sağlama alma prensibine göre belirleyen Ortadoğu Dörtlüsü’nün önemli bir toplantısına da ev sahipliği yapacak.

VAKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim