1. YAZARLAR

  2. Atilla Özdür

  3. Çekirdek aile...
Atilla Özdür

Atilla Özdür

Yazarın Tüm Yazıları >

Çekirdek aile...

A+A-

Çekirdek aile, ana baba ve iki çocuktan müteşekkil dört beş kişilik tüketim birimi tarafından, üretime katkısı bulunmadığı gerekçesiyle yaşlıların, Türkçe ifadesiyle nine, dedelerin kapı önüne konuldukları en küçük bir sosyal birimdir...

Din bozulunca ailenin yapısı, şekli ve karakteri de bozuluyor... Birinci ikinci derece furuu tarafından kapı önüne konulduklarında bu altmış/yetmişlik yaşlanmışlar, yüreklerinde Allah korkusu bulunan erkek ya da dişi, kendini yalnızlıktan kurtaracak bir tutamak bulma umuduyla, çöpçatan ekranlara koşuşuyorlar...
Şimdi rağbet, altı yediyüz liralık emekli aylığına sahip içi geçmiş safralara...
Mehmet Akif’in ‘Tek dişi kalmış canavar’ı bu rağbet ortamının yaratıcı ilahları mıdır, aceb... Haylice asap bozucu bir meseledir ya, haydi, ya Bismillah...
¥
Kadın erkek eşitliğinden başlayalım...
Müslümanlardaki bozulma, kadın erkek eşitliği biçiminde Hıristiyan dünyasında ortaya çıkan bir epidemik yayılmanın sonucudur...
Türkiyemizde de kapitalizmin direktifleri doğrultusunda harekete geçen modernizm, kadını erkeğe nisbet yarım insanlığından kurtarılarak kendi ayakları üzerinde dik durmasını istemiş ve erkeğin tahakkümüne karşı, ekonomik özgürlük silahıyla teçhiz etmiş...
Kadınlar da erkekler gibi okuyacaklar, bilgi sahibi edilecekler, çalışarak kazandıklarının üzerinde tam tasarruf hakkına sahip kılınacaklar... Ayrıca, çalışmak istediklerinde koca izinnamesine asla bağımlı olmayacaklar...
Kısacası kadın, ‘emmisini dayısını kesecek ve elini cebine sokup yiyecek’...
Böyle buyurdu melek yüzlü sermaye...
Şimdi Türkiye’de kadının statüsü böyle... Bu böyle olunca da, çocuklarla bebeler de, bakıcıya ve kreşlere...
Ne çare, çocuk bakıcılarıyla çocuk sahipleri hizmet ilişkilerinde kayıtdışını tercihlediklerinden, 70 milyonluk milletin, özellikle yoksul takımının milli gelirden alması gereken paylarından birlikte hırsızlama tırtıkçılık ediyorlar ve hükümeti de kalkınma hızında hesap hatasına düşürüyorlar...
Pekiyy, ‘ya ihtiyarlar’ diyeceksiniz... Onlar da çoğunlukla birinci ikinci derece furuuları tarafından kapı önüne konuluyorlar... Çocukları ve torunları tarafından itilip kakılan ihtiyarların yoksulları, karşı cinsten emekli maaşına sahip birine tutunmak umuduyla ekranlara koşarken, varsılları da, eski dilde dulhane tabir edilen şimdiki huzur evlerinin paralı olanlarına emanet ediliyorlar...
Kadının yarım insan sayıldığı sekiz on kişilik büyük aile düzeninde aile başına bir buzdolabı, bir çamaşır makinesiyle en fazla iki soba yetebilirdi. Ayakkabı fistan, pantolon külah faslında da aile başına otuz metrelik çul çaputtan kefenlik bile artırılabilirdi... Mutfakların büyükçe iki tenceresi de, en azından dört beş çekirdek aile mutfağında yakılıp kül edilen enerjiden daha fazla tasarruf sağlatırdı, modernizmin konsolide bütçesine...
Üç dört kişilik çekirdek aile dünya genelinde yayılmalı ki, Ozon delikleri çatlayıp patlayarak açılsın... İşşizlik oranı da yükselsin ki, ücretler baskı altına alınabilsin... Atmosferin ozon deliği, Türkiyemizin konsolide bütçesidir, ödemeler dengesidir, gelir dağılımının bela yüklü adaletsizliğidir...
¥
Damdan düşer gibi gelirse de, İsmail Müftüoğlu’nun ‘Belgeler konuşuyor, Milli Görüşte kırılma’ isimli son kitabından üç beş satırlık aktarma yapalım...
Özellikle Türkiye gibi stratejik değeri bulunan çevre ülkelerde ‘Seçtirdikleri şahıslar ya da gruplar kontrolü Yahudi’ye teslim etmeme cüretinde bulunurlarsa, hemen rezaletler, araştırmalar, cezalandırmalar gibi yaygaraların ortalığı kapladığı görülür... Bu karşı koymaları yapan komünist, Müslüman ya da milliyetçi partilerin birtakım suçlamalarla kapatıldıklarını gördük. RP en son misallerden biridir’...
İsmail Müftüoğlu da bunu bir Amerikalı ‘büyüğümüzden’ aktarmış...
Şimdi dönelim ana konumuza...
Refah Partisi’nin birinci öncelikli hedefi, sanıldı ki, ‘aile ölçütünde irticai bir yeniden yapılanmaya kalkışacak’... Erbakan’ın Hazine maliyesinin gelir ve gider hareketlerinde baş vurduğu ‘havuz politikası’, ödemeler dengesinde düzelme ve konsolide bütçe rakamlarında denge tutma, rahatlama emarelerini göstermeye başlayınca, son tahlilde bu değişim, ‘Büyük aile’yi hatırlattı...
Büyük ailenin toplam tüketim hacminde meydana getireceği muhtemel daralmanın kendilerine zarar vereceğini düşünen tencerecilerle tekstilciler, buzdolapçılarla birlikte kozmetikçiler ve bunların peşine takılan sendikalarla esnaf dernekleri, doymazlığın genişletip çapını büyülttüğü Ozon deliğinin karınca kararınca da olsa daraltılmasına karşı çıkarken, her zamanki gibi bu kez de Atatürk ilkelerine yapıştılar...
Erbakan iktidarına karşı ayaklanan beşli çetenin hareketleri, kağıdın üzerindeki demir tozlarının oynaşmasına benziyordu....
¥
Başbakan Tayyip Erdoğan vatan sathında sürekli dolaşarak elde makas, ha babam kurdele kesiyor... Kurdelenin yanında bakkallara bir de ceza kesmişti...
Tekil olarak bakkallar bu cezayı hak etmedi iseler de, dernekleri üzerinden yedikleri bu ceza az bile idi..
Ne demekti ‘Hayatın akışı böyle, ne yapalım bunu böyle kabulleneceğiz. Sizler de birlik olun küçük küçük bakkallıktan sıyrılarak marketleşin’...
Bakkal amca için bu tavsiyeden daha büyük, ağır ve onur kırıcı ceza olur muydu...
Esnaf dernekleri, federasyonları ve konfederasyonlarının, 28 Şubat darbe hareketine verdikleri desteğin ilahi karşılığı anlamını taşıyan Başbakan Tayyip Erdoğan’ın kestiği bu ceza karşısındaki suskunlukları, manidardır...
Faks: 0212 632 83 06...

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT