Çatışmalar martta yeniden başlayacak...

25.12.2010 13:27

Emre Uslu

Geçen haftaki yazımda Kürt sorunu üzerinden mart ayıyla başlayacak yeni gelişmeler olacağını duyurmuş yazı konusunu bu haftaya bırakmıştım. Görüştüğüm istihbarat ve güvenlik yetkilileri çatışmasızlık ortamının seçimlere kadar sürmeyeceğini çatışmaların mart ayıyla birlikte ve daha yoğun bir şekilde yaşanacağına vurgu yapıyor. Her ne kadar KCK çevresi haziran ayındaki seçimlere kadar çatışmasızlık devam edecek diyorsa da yaptıkları çalışmalar ve hazlılıkların mart ayından itibaren çatışmaları başlatmak üzere yapılan hazırlıklar olduğu değerlendiriliyor.

Bu noktada istihbarat kaynaklarının dikkat çektiği bir başka kaygı da bu yıl PKK unsurlarının kışlamak üzere ülkeyi terk etmediği. Bu nedenle de baharda başlayacak çatışmaların çok sert olacağı değerlendirmesi. Bu değerlendirmeyi yapanlar durumu şu şekilde anlatıyor: Normalde kışlamak üzere Kuzey Irak’a çekilen PKK unsurları baharla birlikte yeniden dönüşe geçer. Bu dönüş askerî stratejilerle geciktirilebilir ve 45 günü alan bir sürece yayılabilir. Yani mart ortalarında başlayan bahar dönemi dönüşlerinde PKK unsurlarının tam olarak dönüp eski mevki ve mevzilerine yerleşmeleri mayıs ortalarına kadar uzatılabiliyordu. Bu da yoğunluklu çatışmaların mayıs sonundan itibaren başlaması anlamına geliyordu. Oysa bu yıl PKK unsurları mevzilerini koruduklarından çatışma sinyali verildikten sonra çok ani ve çok yoğun çatışmaların mart ayından itibaren başlayabileceği değerlendiriliyor.

Buna ek olarak çatışmasızlık döneminde askerin ve PKK unsurlarının kendi alanlarında durdukları ve birbirlerinin varlıklarını fiili olarak kabul ettikleri ve birbirine dokunmadıkları ifade ediliyor. Örneğin diyor bir uzman Diyarbakır’da bir askerî birime iki kilometre yakın 10 km. çapında konuşlu bir alanda PKK’lılar kamp kurmuş durumda. PKK’lılar aradaki iki km’lik mesafeyi ihmal etmiyor ama 10 km. içindeki dairede de ellerini kollarını sallayarak hareket ediyor. Bu durum bölgedeki askerin içinde tansiyonu yükseltiyor, aynı zamanda PKK’ya da özgüven veriyor. Konuştuğum güvenlik uzmanına göre bu “ters ilişki” süreci öylesine kırılgan hale getiriyor ki, kışlasına sıkışmış kalmış asker “yeter be” diyerek bu çatışmasızlık sürecini yırtıp daha yoğunluklu bir çatışma sürecini başlatabilir. Aynı zamanda “özgüven” zehirlenmesine tutulmuş PKK’lılar da “artık zamanıdır” diyerek bu kırılgan ortamı sonlandırabilir. Buna bir de hem PKK içinde hem de ordu içindeki Ergenekon tipi çetelerin varlığı eklenince çatışmanın çıkması değil çıkmaması mucize değerlendirmesi yapılıyor.

Bu noktada Abdullah Öcalan’ın yaptığı açıklamalarda mart ayına vurgu yapmasının boşuna olmadığı da değerlendiriliyor. Öcalan şunları söylemişti: “Bu altı ay iyi değerlendirilmezse kimsenin hesaplamayacağı kadar korkunç bir savaş gelişebilir. Doğrudur, nihai kararı haziranda vereceğiz ama gelişmelere göre mart ayında da tavrımı netleştirebilirim. Olumlu gelişmeler olmazsa haziranı beklemem martta da aradan çekilirim. Bu süreçte kritik olan Ak Parti’nin tavrıdır. Ak Parti’nin hâlâ yeteri kadar anlaşılmadığını görüyorum.”

Öcalan’ın değerlendirmelerini yorumlayan Nizamettin Taş da mart ayına dikkat çekiyor: “Öcalan’ı 30 yıldır tanıyorum. Mart ayı hükümete yönelik bir tür tehdittir. ‘Mart ayına kadar bir şey yapmazsanız, şiddet yeniden devreye girer ve seçimi kazanamazsınız’ diyor. Aynı şeyi referandum sürecinde yaptılar. Eğer örgüt baskınlarına devam etseydi referandumdan yüzde 58 evet oyu çıkmazdı. Öcalan bunu bildiği için mart-haziran sözlerini sık sık söylüyor. Hükümet marta kadar örgütün söylemini boşa çıkaracak adımlar atmazsa PKK silah kullanarak hükümeti düşürmek isteyecektir.

Bölgede konuştuğum siyasi gözlemcilerse mart ayında çatışmalı dönemin başlama olasılığını yabana atmıyor. Onlar durumu daha çok seçimlerle ilişkilendiriyor. Seçimler için BDP’nin gerginliğe ihtiyacının olduğunu bu nedenle de en azından şehir ayaklanmaları biçiminde ya da “sivil itaatsizlik” eylemleri şeklinde gerginliklerin çıkarılacağı konusunda hemfikirler. Bu ihtimale BDP’ye yakın ancak doğru ve vicdanlı çevreler de hayır böyle şeyler olmaz demiyor. Bir gözlemci ben PKK’nın gidip karakol basacağını sanmıyorum ama asker gidip kalabalık bir PKK grubunu öldürürse o zaman bu süreç başlayabilir bu ihtimal her zaman var diyor. Bir başka siyasi gözlemci “batıda şehit cenazeleri üzerinden siyaset yapılması artık gündemden çıkıyor ama bu bölgede gerilla cenazesi halen en değerli siyasi yatırım aracı. Bu nedenle ben seçimlere giderken bölgeye gelecek gerilla cenazelerinin siyasi yatırım aracı olarak değerlendirilebileceğini düşünüyorum” değerlendirmesini yaptı.

Bütün bu tartışmaların merkezinde yer alan siyasi projeyse kuşkusuz önümüzdeki seçimler. Seçimlerde AKP’yi her ne olursa olsun iktidardan uzaklaştırmak isteyen kesimlerin varlığı düşünülürse bu süreçte en değerli yatırım aracı maalesef PKK savaşı olmuş durumda. Sosyal mühendislik projesinin bir parçası olarak mart ayında gerginliklerin ve savaşın yeniden başlaması beni şaşırtmayacak. Genelde istihbaratçı değerlendirmelerine kuşkulu yaklaşmak gibi bir tutumum var. Bu nedenle onların bilgilerini analitik bir değerlendirmeye tabi tutulması gerekiyor. Bu sefer siyasi analizlerle istihbaratçı bilgileri örtüşüyor. Dolayısıyla bütün olumlu havaya rağmen maalesef mart ayında gergin ve çatışmalı bir döneme gireceğiz demek zorundayım...

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim