Çarşamba Sohbetleri -Okuyucularla Hasbihal-

04.06.2015 14:14

Selahaddin E. Çakırgil

-Veli Demir, 01 Haziran, (’Aynı inançta birleşenler niçin birlikte olamıyor?’ başlıklı yazı üzerine): Selahaddin Bey, pratik olarak söyledikleriniz doğru gibi gözüküyor, ancak ilkesel anlamda hiç bir kıymet-i harbiyesi yok, Resulullah’a Mekke de, ’Gel seçim yapalım’dan  çok daha cazip tekliflerde bulunuldu. " istiyorsan melikimiz ol, mal-mülk-para  istiyorsan istediğini verelim, istiyorsan en güzel kızlarımızı da verelim" dedikleri halde reddetti. Sizin söylediklerinizi Hz. Peygamber akledemedi, öyle mi, söylediğinizden o çıkıyor!!! Kendimizi kandırmayalım lütfen. Siz den daha sağlam deliller bekliyoruz.

*SEÇ: Söyledikleriniz öteden beri çoğumuzun sık sık söyleyegeldikleri.. Ama, ’Peygamber (S) sizin kadar akledemedi mi?’ gibi bir soruyu dile getirmemeniz gerekirdi. Böyle bir farazî sual bile, her bir müslümanı rencide eder, etmelidir.

Hz. Peygamber (S), bazı durumlarda, ilkelerinden vazgeçmeden, risaletinin ve ümmetinin maslahatını düşünerek de hareket etmiştir, Hudeybiye Musalehesi’nde olduğu gibi..

-Mustafa Doğan: 1 Haziran, Durum, ’küçük olsun benim olsun..’ mantığının da ötesinde amma bu kadar da sığ düşünemezler diyorum.
Bu malum ittifakçılar ya Ebu Muslim Horasanî'nin dediği gibi ‚düşmanlarını kazanmak ve onlara yaranmak’ istiyorlar, düşmanları onlara asla dost olmayacaklar
ancak, aynı inancı paylaştıkları insanları da kaybedecekler.

Tevekkeli,  SP/BBP liderlerinden milli görüş gömleğini giydiğini iddia eden Kamalak'ın yanında Destici ile beraber CNN deki açık oturumda yılların katı laik, kemalist vesayet varisi CHP sinden "Cumhuriyet Halk PARTİMİZ " diye sitayişle bahsetmesi manidar olsa gerek..
-Remzi Eker-Münster/ Almanya: Selamunaleykum selahaddin ağabey,

Bu sözlerim sana ulaşır mı bilemiyorum. Milli görüş hareketinin zuhurundan itibaren, o hareketin dışındaki insanların hep merak ettikleri bir husus vardır..“aceba Erbakan bu parayı nereden buluyor” Bunu onlar için mazur görebilirim ama, sen de çok iyi bilirsin ki, bu paralar, davaya gönül vermiş insanlarındır.

Bir de merak ettiğim husus: Yârin meclise girecek AK Parti milletvekilleri içerisinde kaç kişi ile aynı inanca sahip olacağız. Milli Görüş’ü “en tehlikeli terör örgütüdür” diye AB’ye şikayet eden Ozan Ceyhun’u İzmir’den aday göstermenin hiç mi vebali yok?

*SEÇ: Ben SP’nin malî kaynakları üzerinde konuşmadım. SP’liler paramız yok diye kendileri yakınıyorlardı. Kendileri sorguluyorlar şimdi ve ben de onların sözünü naklettim..

Kaldı ki, merhûm Erbakan’a bağlı olanların gönüllü olarak verdikleri ile bugünküler arasında ne gibi bir ilgi var, bilmiyorum, ama, Erbakan’ın bazı mirasçıları sizin gibi düşünmüyorlar. ’Filancalar niye aday gösteriliyor..’ konusu ise; siyasî mülahazalardır. 1994’lerde ’100 tane oyum olsa birisini bile Refah’a vermem.. diyen N. Ilıcak’ı ve Van’dan bir uyuşturucu baronunu da ve  daha nicelerini de Erbakan Hoca m.vekili yapmadı mı?

-Timur Ekmekçi: Abi, yazıda sözkonusu ettiğin çevredeki Tayyib düşmanlığı diğer bütün düşmanlıkları silmiş, süpürmüş.. Gözleri başka bir şeyi görmüyor. Herkes iyi, en ateistiyle,  kemalistiyle bile yanyana dururlar, ama, sıra Tayyib’e gelince, asla.. Hepimiz yanlış yapabiliriz, ama, bu kadar körlük, kin, nefret ve düşmanlık, anlaşılır değil..

-pirifani: 31 Mayıs, tarikat degilse de bahsettiginiz hareket, en azindan cekirdek kitle tarafindan benzeri sekilde algilaniyor. yine ayni sahis merkezli, sahislari kutsayici anlayis devrede. bu tarikat seyhi veya ayetullah degil de siyasal parti kurucusu veya baskani olsa da degismiyor. zamanin ruhunu ve gereğini kavrayamamak da nifaktir.

*

-Mertırmaklı: (27 Mayıs ihtilali ile ilgili iki yazı üzerine..) 31 Mayıs,  Menderes'in Muhsin Batur tarafından teslim alınmasıyla ilgili -belki teferruat sayılabilecek bir nokta- O ihtilal gününde - Kütahya'da görev yapan bir bürokrattan dinlediğime göre, Menderes geceleyin Eskişehir'den Kütahya'ya gelmiş..  Durumu öğrenmiş.. Bazı partililer, muhtemel bir teslim alma durumuna karşı Menderes'i korumayı ve teslim etmemeyi teklif etmişler, ancak kendisi geceyi valilikte geçirmeyi tercih etmiş. Sabah erken saatlerde, Hava Er Eğitim Alayı komutanı M.Batur tarafından vilayet binasında teslim alınmış.
Bu vesileyle, şu ilginç noktayı da belirtmek mümkün: Menderes'in memlekete siyasi, iktisadi vs. yönlerden o günün şartları içinde çok büyük sayılabilecek hizmetleri olmuş. Yanlışları da olmuş ise de, kemalist rejime karşı itirazları o düzeyde ilk ortaya koyan kişidir. Mümin olduğuna hüsn-i zan ettiğim için kendisine Allah'tan rahmet diliyorum.

Ayrıca.. 27 Mayıs'a giden yolun taşlarının döşenme şekli Gezi' yi ne kadar da andırıyor! Ama elhamdülillah, bizim cenah tarihden iyi ders çıkarmış ki aynı delikten ikinci kez sokulmadık. Bu konuda, Tayyib beyin basiret, feraset ve cesaretinin hakkını da vermek gerekiyor.
Diğer taraftan, Gezi'cilerin de kendilerini bir miktar güncelleyerek sadece günün Sıddık Sami'leriyle yetinmediklerini, yeni konsept gereği eliaçık ve benzerleriyle takviye aldıklarını da unutmamak gerekiyor.

-bekir ziya: 31 Mayıs, 27 Mayıs hatıraları olarak 2 kısımlık ve içimizi karartan yazınız ne çok ibretler barındırıyor içinde. Ne hazindir ki, son bir kaç yıldır o rezil tarih yeniden tekerrür edilmek istenirken, halkımızın önemli bir kısmı yine gaflet ve uyku hali içindedir.

-bilal sürgeç: 31 Mayıs, (ihtilalci subaylardan ve Millî Birlik Komitesi’nin ilk ilan edilen 38 üyesinden birisi olan binbaşı) Orhan Erkanlı'nın hatıralarında anlattığına göre; İhtilali albaylar yapmıştır. Liderliği kabul edecek bir general ararlar. Akıllarında Cemal Gürsel vardır. Ona ihtilal planı dahilinde İzmir'de bulunan Muzaffer Özdağ'ı gönderirler. Özdağ, İzmir'de Cemal Ağa'nın kapısını zilini çalar.Cemal Ağa'nın hiç bir şeyden haberi yoktur. Muzaffer Özdağ 'paşam, yönetime el koyduk, sizi Ankara'ya götürmeye geldik..’ der. Cemal Gürsel şaşırır, bir daha tekrar et, der. Sonra Ankara'ya gelir basın toplantısı düzenlenir Cemal Ağa bu sefer toplantıyı şöyle açar "Yönetime tarafımdan el konulmuştur" der.

*SEÇ: Cemal Gürsel’in tavrı, kumandanlık eğitiminin gereğidir. Yoksa, ’çocuklar ihtilal yapmışlar, ben de yüzbaşının emrine girdim..’ diyemezdi, herhalde.. Ancak, şurası önemlidir ki, Cemal Gürsel, Andan Menderes’in yakın aile çevresinden Savunma Bakanı Edhem Menderes’e yazdığı 3 Mayıs 1960 tarihli mektubunda, Celal Bayar’ın çekilmesi gerektiğini, Adnan Menderes’in ise, millete daha çok hizmet edeceğine inandığını belirtir, ama, Edhem Menderes bu mektubu Adnan Bey’e vermez. Bu mektub, Yassıada mahkemeleri sırasında açıklanır, ama, Menderes’le ilgili ifadeler çıkarılarak..  Asıl metin 15-20 sonra açıklandı.

*

-Y. Beşkardeş  June 1, Ben aslen Bitlis/adilcevazlıyım. İslami camiayı yakından takip eden biriyim. Benim kafamı karıştıran son dönemlerde, müslüman cemaatler arasında hoca veya kanaat önderi diye tanınan bazı isimler arasındaki, giderek şahsî dalaşmaya varan, sıkıntılı tartışmalar.. Bir sürü sıkıntı varken, bir de böyle şeylerle mi uğraşmamız gerekir?

*SEÇ: Muhterem kardeşim.. Bir türkü vardır, hani, 'Dereler durulmaz, bulanmadan..' diye.. Belki kafaları karıştıran bulanıklıklar olmadan duru fikre kavuşamıyacağız.. 

Mes'ele, tefsir veya yorum farklılığından ibaret ise.. Farklı yorumlardan korkmamak gerek..

Ama, bunun dışında başka etkenler ya da, insanı imandan koparacak aykırı laflar varsa, ya da şahsî kavgalar İslamî terminolojiye sığınarak yapılıyorsa, o daha bir felakettir.

*

-Cihan Erdem,  01 Haziran, Ben Diyarbakırda ikamet etmekteyim. yazılarınızı da dikkatle okuyan bir takipçinizim.Malumunuz sancılı bir coğrafyada bulunmaktayız ve hdp/pkk zihniyeti bölgedeki İslamî çevrelere tehdit tahkir ve cebr uygulamakta, İslami davayı boğmaya çalışmakta.. Bu minval üzerine de yazılarınızı bekliyoruz .

Tahsin Ekizoğlu: 30 Mayıs günü,  İstanbul- Kazlıçeşme’de, -yani AK Parti’nin Yenikapı’da miting yaptığı mekanın 4-5 km. ötesinde HDP’nin de mitingi vardı.. Ben de katıldım oraya.. Göreyim, neler var diye.. Kürdüm ya.. Ama Allah şahid, ne bir türk beni kürd olduğum için aşağıladı, ne de ben kürd olmayan birisini, üstün veya alçak gördüm.. Ama, oraya varınca, sizin deyiminizle, ‘resmî ideoloji ikonu’nun resimlerini bayrağın üzerine konulmuş olarak görünce.. Bu, ikiyüzlülük ve hilekârlıktan da öte bir şey dedim.. Birilerine şirin görünmek için kendisini inkar.. Sana insanca bir yol açmaya samimiyetle çalışan bir Tayyib’e hakaretler et, seni ezip geçen bir diktatörün gölgesine sığın..

Başka yerde yırttığın bir bayrağı burada baştâcı eyle.. Ne oldu, böyle.. Bunu şeytanî odakların kısa vâdeli hedefler için işbirliği olarak görüyorum.. Selahaddin abi, siz de Meşrutiyet dönemini yazmıştınız bir kere.. Osmanlı yıkılmak üzereyken, , İstanbul sokaklarında rum, bulgar, makedon, sırb, ermeni, çetecileri ve hamamlar ve papazlarla kolkola hürriyet türküleri tutturan ve ‘Yaşasın 24 Temmuz Hürriyet bayramı..’ diye marşlar okuyan saf ‘müslüman’lar, 2 seneye varmadan onlarla korkunç bir boğuşmaya girmişlerdi. Korkarım, tarih tekerrür eder.

-Naci Huseyn: 30 Mayıs Fetih Mitingi’nden once, Kazlıçeşme’deki HDP mitingine de gittim.. Orada az da olsa devletin bayrağının bulundurulmasına sevindim. Çünkü bu bayrak, çoğu müslüman toplumların ortak bayrağıdır, sadece türk kavminin değil.. Malezya ve Pakistan’dan, Tunus ve Cezayir’e varıncaya kadar.. Ama, tesettürlü hanımların ön plana çıkarılması ve Doğan Medya Grubu’nun bu mitingi canlı olarak vermesi düşündürücüydü..

Sonra Fetih Mitingi’ne geldim.. Baktım, 17-18 yaşında, bir kürd genci.. Diyarbekir’li imiş.. Niçin buradasın dedim, kürdçe olarak. ‘Abi, aynı tekbiri getiriyoruz, aynı kıbleye yöneliyoruz..’ dedi.. Devletim beni kimseye muhtaç etmiyor, burada yurtta kalıyor, okuyorum. Dışlanmadığım için buradayım.. AK Parti, sadece Kürdistan’da akan kanı durdurmakla kalmadı, Filistin, Somali, Suriye ve Miyanmar’daki mazlum ve mağdurlara da hepimiz adına, el uzattığı için, buradayım dedi..

Bu ‘kürdoğlu’ndan alınacak çok dersler vardı.

-Ahmed Yıldızgören: 13 Mayıs, bugün medyada yer alan haberlere göre, alman şansölyesi Angela Merkel, ana dilleri türkçe olan öğrencilerin ekseriyette olduğu bir okulu ziyaret etmiş, onlarla sohbet etmiş.. Bunlar tabiî.. Ama tabiî olmayan bir şey var.. Bir çocuğun telefonunun ekranındaki  M. Kemal fotoğrafını sormuş öğrenciye, (Wer ist das?’/ Kim bu?’)  diye.. Atatürk cevabını alınca Merkel çok keyiflenmiş..

Merkel o çocuğun telefon ekranında, sözgelimi Tayyib Erdoğan’ı  ya da mesela Sultan Fatih’i görüp de onların ismini duysaydı, yine keyiflenir miydi?

*SEÇ: Amsterdamm’da balmumundan yapılmış bir heykel müzesi var.. Çeşitli alanlarda dünya çapında isim yapmış kişiler sanki canlı gibi, karşınızda duruyorlar. Bunlardan birisi de M. Kemal’inki idi.. Orayı ziyaret eden, bir ingiliz çift onun yanından geçerken, kadın, yanındaki erkeğe sordu, ’Bu kim?’ diye.. O da, Atatürk’ dedi ve ekledi: ’Bizim adamımız..’

Merkel’in bakış açısını bununla birleştirip değerlendirebilirsiniz.

-Salim Demiryürek: Ağabey, yazılarınızı okumaya yetişemiyoruz. Uzun diyoruz, ama, faydalanıyoruz da.. Yine de, biraz kıssanız, nasıl olur?

*SEÇ: Bu hususu hatırlatanlar az değil.. Bu yazıları, kendilerini yetiştirmiş olanlar için değil, daha çok da mes’elelerin teferruatını öğrenmek isteyen gençler için yazıyorum. Yine de, bu talebinizi gözönünde bulunduracağım. Kısa yazacak kadar çok vaktim olmasa da.. 

*

  • Yorumlar 2
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim