1. YAZARLAR

  2. Hasan Karakaya

  3. Çarşaf, yargı, oylama... Maskelerin düştüğü bir hafta
Hasan Karakaya

Hasan Karakaya

Yazarın Tüm Yazıları >

Çarşaf, yargı, oylama... Maskelerin düştüğü bir hafta

A+A-

Hani, “Neren acıyor ve ağrıyorsa canın ordadır” deriz ya; böylece hiçbir “uzuv”un diğerinden farkı olmadığını söylemek isteriz ya, geçen haftanın “gündem konuları” da böyleydi... Hiçbir olay, diğerinden daha az veya daha fazla önemli değildir... “Mersin’deki olay” da acıttı içimizi, “Washington’daki oylama” da... Bazen Erzincan’a odaklandık, bazen Sarıkamış’a... Hiçbir olay, “diğerinden daha önemsiz” değildi... Nerede bir “ağrı-sızı” varsa, canımız oradaydı... Yani, “Mersin’de çarşaf yırtan kadınlar” da önemliydi, “hukuk adamı” diye kendisine sahip çıkılan Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner’in, “arama” kararı veren “hakim”ler için “eşkıya” demesi de... Yine aynı Erzincan’da, “çağrılara” rağmen ifade vermeye gitmeyen ve adı, hazırlanan iddianamede “Ergenekon’un 1 numaralı zanlısı” olarak geçen 3. Ordu Komutanı Org. Saldıray Berk’in, Sarıkamış’taki “Kış Tatbikatı”nı yönetmesi de, “askerî vesayet”in sürdüğünü göstermesi açısından “önemli bir olay”dı...

Tabiî, ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Alt Komitesi’nde yapılan ve 22’ye karşı 23 oyla sonuçlanıp, Türkiye’yi “soykırımcı” gibi gösteren “intikam” hisleriyle dolu “komik oylama” da, geçen haftanın önemli gündem maddeleri arasındaydı...
CHP’Lİ KADINLARIN ÇARŞAF YIRTMASI
Gerek bu olaylar, gerek daha ufak çaplı olaylar, “Vakit’in sayfaları”nda hak ettiği yeri aldı...
Gerek haberlerimizle, gerek köşe yazılarımızla; bu olayları, hem sizlere duyurmaya, hem de yorumlarımızla olayların perde gerisini göstermeye çalıştık.
Siz değerli okurlarımızın da gördüğü ve bizlere ifade ettiği gibi; geçen haftanın gündemine oturan olayların “ortak” noktası, “maskelerin düşmesi”ydi!..
Evet, geçen hafta “maske”ler düştü ve bir defa daha “gerçek çehre”ler ortaya çıktı...
Meselâ, “Mersin’deki çarşaf yırtma” olayı... Malûm, “Hilâfet’in kaldırılışı”nı kutlayan CHP Kadın Kolları’na üye bir grup kadın, beraberlerinde getirdikleri “çarşaf”ları yırttılar ve böylece CHP’nin “çarşaf açılımı”nda ne kadar “samimi”(!) olduğunu da gözler önüne serdiler...
Yine gözler önüne serdiler ki;
“Katran”ı ne kadar eritirsen erit, asla “şeker” olmaz!.. Nitekim, CHP’li kadınlar da, bir defa daha “cinslerine çektiklerini” gösterdiler!..
Kamuoyu, “29 Mart Mahallî Seçimleri öncesi”nde, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın Eyüp’te “çarşaflı hanımlara rozet taktığını” görünce, bir ara umuda kapılır gibi olmuş ve hatta; “CHP, acaba halkla barışıyor mu?” sorularını sormaya başlamıştı...
Öyle ya;
Baykal, “çarşaf açılımı”na karşı çıkanları “ayrımcılık ve bölücülük” yapmakla suçluyordu...
Demek ki; CHP, “halktan kopukluğuna” son veriyor, “halkla bütünleşmeye” çalışıyordu...
Gerçi CHP, daha önce “başörtüsüne özgürlük” getiren Meclis’in kararını Anayasa Mahkemesi’ne götürmüş ve iptal edilmesine yol açmıştı ama, millet, yine de “çarşaf açılımı”na inanmak istiyordu...
İşte, Mersin’deki “çarşaf yırtma” olayı, hem bu güvenlerin, hem de ümitlerin sönmesine yol açtı!..
Millet bir defa daha gördü ki;
“CHP cephesinde değişen bir şey yok!”
Bu “çirkin” olayın ardından “çarşaf yırtan kadınlar”ın partiden istifa etmeleri, CHP’li kurmayların; “Onlar çarşaf değil, kara bulutları simgeleyen bez parçalarıydı” şeklindeki savunmaları, hiç kimseyi tatmin etmedi.
Çünkü bu eylem ve söylemler;
“CHP’yi kurtarmaya” yönelik “bahane”lerdi!..
Öyle ya; zaten “oy” için girişilmiş bir hareketin “çarşaf yırtma” ile heba edilmesine göz yumulamazdı!.. Geçen hafta “kılıf bulma çabaları” ile geçti.
Ama, mızrağı çuvala sığdıramadılar.
HAKİME “EŞKIYA” DİYEN SAVCI!
Geçen hafta düşen, sadece “CHP’nin maskesi” değildi... Gazetelerde ve televizyonlarda yayınlanan görüntüler, “Başsavcı İlhan Cihaner’in maskesi”ni de düşürdü, ona “destek” açıklaması yapan HSYK Başkanvekili Kadir Özbek’in de!..
Manzarayı biliyorsunuz... Erzurum Özel Yetkili Savcısı Osman Şanal ve arkadaşları, Başsavcı İlhan Cihaner’in evi ve makamına “arama” için gelmişler... Ellerinde “mahkeme kararı” var... Cihaner, bu durumdan elbette rahatsız oluyor... Ve savcı Osman Şanal ile aralarında şöyle bir diyalog yaşanıyor:
Cihaner: Eşkıya gibi davranıyorsunuz...
Şanal: Eşkıya gibi davranmıyoruz...
Cihaner: Hayır, hayır... Eşkıyalık, elinde silahla kılıçla olmaz... Eşkıyanın değişik şeyleri var.
Şanal: Elimizde mahkeme kararıyla geldik buraya...
Cihaner: O karar da eşkıyalık... Öyle anlaşılıyor...
Şanal: Sizin düşünceniz öyle olabilir... Onu değiştirecek durumda değiliz.
Lütfen dikkat!..
Bu hakaretamiz sözler, “bağımsız yargıya saygı” isteyenlerin sahip çıktıkları bir “hukuk adamı”nındır...
Ve o hukuk adamı, kendi nasırına basıldığında ne “hukuk” tanıyor, ne “yargıç” ve ne de “nezaket!”
Basıyor hakareti:
“Eşkıya!.. Eşkıyalık!”
Tabiî, “madalyonun öteki yüzü” de var... “Polis kamerasının kaydettiği” söz konusu konuşma esnasında, İlhan Cihaner’i birisi arıyor... O birisi, HSYK Başkanvekili Kadir Özbek’ten başkası değildir!..
Özbek, “taktik” veriyor İlhan Cihaner’e!..
İlhan Cihaner de diyor ki;
“Dün akşam da görüştüğümüz gibi!”
Dün akşam ne konuştukları elbette meçhul...
Ama böyle bir konuşmanın yapılmış olması bile “yargıya müdahale”dir!..
Peki, bu “müdahale”yi yapan kim?..
HSYK Başkanvekili Kadir Özbek!..
Herhalde biliyorsunuz;
Dönemin Adalet Bakanı Cemil Çiçek’in, seçimler öncesinde İlhan Cihaner’i aramasını dillerine dolayanlar, “Kadir Özbek’in araması”na gıklarını çıkarmadılar!.. “Bağımsız yargıya müdahale”den hiç söz etmediler!..
Dolayısıyla da, kamuoyu; Cihaner ile Özbek’in “dün akşam neler konuştuğunu” öğrenemedi!..
Ama, bir şeyi çok iyi öğrendi;
Yargı, evet bir “kuşatma” altındadır ama bu kuşatma “siyasetin kuşatması” değil, “yargının yargıyı kuşatması”dır!..
Dahası; Yargıtay, Danıştay ve HSYK’da bulunan Yüksek Yargı mensupları; sadece “yargı”yı değil, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın da ifade ettiği gibi; Türkiye’de “yasama”yı da, “yürütme”yi de, yani “Meclis ve hükümeti” de kuşatma altına almıştır!..
Dedik ya; geçen hafta, “maskelerin düştüğü” bir hafta oldu. Geçen hafta, “yargı”nın da maskesi düştü!
“Bağımsız ve tarafsız” olması gereken yargının “kimlere bağımlı” ve “kimden taraf” olduğu bir defa daha açık ve net bir şekilde görüldü!..
YAHUDİ LOBİSİ VE YERLİ AŞIKLAR!
Geçen hafta, “yalancı çoban”ların foyalarının da ortaya çıktığı bir hafta oldu...
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, dün Şanlıurfa’da ifade ettiği gibi; “Haritada Ermenistan’ın yerini bile gösteremeyecek” olan ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Alt Komitesi üyeleri, “22 hayır” oyuna karşılık “23 evet” oyuyla “Ermeniler lehinde” karar alıp, “tarihî bir olay”a, bir anlamda “parmak hesabıyla” karar verdiler!..
Olay, elbette çok boyutlu... Bir defa; oylamayı yapan ABD, önce kendi “katliam”larının hesabını vermeli... Çünkü, “Kızılderililere soykırım” uygulayan, Hiroşima ve Nagazaki’de milyonlarca Japon’u katleden, Irak ve Afganistan’da katliamlara devam eden ABD’den başkası değildir!..
Bunları, tüm detaylarıyla yazdık...
Ama bir detay vardı ki, unutulacak gibi değil..
Kartel gazeteleri, bugüne kadar ne diyorlardı;
“Yahudi lobisi Türkiye lehinde çalıştı ve Ermeni tasarısının geçmesini engelledi!”
Oysa, “son 10 yıllık oylamalar” gösterdi ki;
Yahudi lobisi hiçbir halt yapmamış... Tam aksine, bütün sonuçlar “Türkiye aleyhine” çıkmış!..
Hem de “40’a 7” gibi farklarla!..
“Son oylama”da ise; “Türk Dışişleri” ve “milletvekilleri”nin yürüttüğü lobi çalışmaları, bu farkın “23’e 22”ye inmesini sağladı ki, büyük başarıdır!..
Hem de;
“Yahudi lobisi”nin ve Yahudi Komite Başkanı Howard Berman’ın Türkiye aleyhtarı tavrına rağmen!..
Kısacası, geçen hafta hem “Yahudi lobisi”nin maskesi düştü, hem de “analarından Yahudi aşığı olarak doğan kartel yazarları”nın!..
Gerçi o gazetelerin “yaşlı başyazar”ları, bu sonucun hâlâ “Davos’taki One Minute çıkışının faturası” olduğunu iddia etmeye devam ediyor ama o kadar “unutkanlık” normaldir!.. Bu “yaşlı yazar”ların, “Yahudilerin desteklediği” oylamada alınan “40’a 7” ile “Yahudilerin desteklemediği” oylamada “23’e 22” alınması arasındaki farkı fark edememesini “beyin yorgunluğu”na yormak gerekir!..
Herkes saçmalayabilir... Fakat, “gerçek”leri tersyüz etmek, hiç kimsenin hakkı ve haddi değildir!..
“Nerede” ve “kim” olurlarsa olsunlar!..
Hele “maske”ler düştükten sonra!..
Selam, saygı ve gönül dolusu muhabbetlerimizle...

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT