Çarmıha germeyiz evlerinizi yakarız

22.12.2009 19:51

Ergun Babahan

Fener Rum Patriği Bartholomeos bir Amerikan televizyonuna ruhban okulunun açılmayışı nedeniyle yaşadığı sıkıntıları anlattı.

Çektiği azabı anlatmak için ‘’Çarmıha geriliyorum’’ deyince kıyamet koptu.

Muhafazakar hükümetimizin muhafazakar bakanları patriğe haddini bildirdiler.

‘’Hattini bi hattini, Trabzoncell al’’ diyeceğim ama adama bu kez Pontus sevdalısı demelerinden çekiniyorum.

İşin şakası bir yana, sayıları parmakla sayılacak kadar azalan Rum kökenli yurttaşlarımızın nasıl çarmıha gerildiği Vatan’ın dünkü manşetinde yeraldı.

İstiklal Marşı’nı mükemmel bir şekilde okuduğu için kimi gazetelerin manşete çıkardığı Marina’nın yürek burkan öyüsüydü bu.

Gerçi Vatan haberin özünü ustaca spotlara gizlemişti ama olsun.

Onlar olmasa gerçeklerden haberimiz olmayacaktı.

Önce, Marina İstiklal Marşı’nı şahane okuduğu için şaşıranların ‘’Türkiye Türkler’indir’’ şiarına nasıl yürekten inandığını gördük.

Bir Rum’un ülke sevgisi onlar için manşetlik haberdi.

İkinci olarak Marina’nın ailesine Madımak’ta yapılanları yapmıştık.

Kimse bunun farkında değildi.

Marina henüz 15 aylıkken Gökçeada’daki evleri iki asker tarafından yakılmış.

Marina’nın o zaman 4 yaşında olan ağabeyi yanarak can vermiş.

Buna rağmen annesi Marianti Türkiye’yi terk etmemiş, İstanbul’a yerleşmiş.

Belki de adalarda Rumlara katlanamayan kontr-gerillanın bir eylemiydi bu da.

Bilmek mümkün değil.

Bir evi içindeki insanlarla yakmak gibi bir vahşeti nasıl adlandırmak lazım bilmiyorum.

Ama bu dram ülkemizin kimilerinin iddia ettiği gibi hoşgörü kalesi olmadığını gösteriyor.

Tıpkı mübadele ile gönderemediğimiz İstanbul Rumları’nı 6-7 Eylül vahşetiyle göçe zorlamamız gibi.

Oysa ‘vahşi Yunanlılar’ın elinde kalmış olan Batı Trakya Türkleri hala oradalar.

Biz olağanüstü hoşgörümüz (!) sayesinde Rumların sayısını neredeyse sıfırlamayı başardık.

Hoşgörümüz sayesinde...

Bir çocuğu diri diri yakacak kadar Öteki’ne düşman insanlar yetiştirdik.

Herhalde suçlular Rahşan Affı ile özgürlüklerine kavuşmuş ve şimdi ballandıra ballandıra eylemlerini anlatıyorlardır.

Siz bence Patriğe cevap vermeyin.

4 yaşındaki kardeşi yakılarak öldürülen Marina’ya cevap verin.

‘’Bak kızım biz de çarmıha germe yoktur, biz sizi evinizle birlikte yakarız’’ dersiniz belki.

Marina’nın öyküsü tıpkı Onur Öymen’in Dersim savunması gibi yakın tarihimizle bir yüzleşme fırsatı.

Yalanlar üzerine kurulu yakın tarihimiz hakkındaki gerçekleri tüm çıplaklığıyla öğrenirsek, belki de gerçekten hoşgörülü bir toplum olmayı başarırız.

Fırkateyn ve intihar

Genelkurmay Başkanı Trabzon’da bir fırkateynden kendince medyanın haddini bildirirken Deniz Kuvvetleri’ndeki subay intiharlarına bir yenisi eklendi.

Deniz Kuvvetleri’nde ciddi bir cunta yapılanması olduğu açık.

Silahları yeraltına gömüyorlar, kendi komutanlarına suikast planlamakla suçlanıyorlar.

Şaşırmayın.

Kıvrıkoğlu’na atıldığı iddia edilen bir kurşunun nasıl arkasındaki bir albaya isabet edip öldürdüğünü ve olayın nasıl örtbas edildiğini hatırlayın.

Albay eğitim zayiatı kabul edilmiş ve olay kapatılmıştı.

‘’Kol kırılır yen içinde kalır’’ devri geçti.

Şimdi savcılar devrede.

Subaylar da esrarengiz bir biçimde ölüyorlar.

Belki Başbuğ bir basın toplantısı daha düzenler ve Deniz Kuvvetleri’nde neler olup bittiğini anlatır.

STAR

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim