Canınızı sıkmak istiyorum

21.06.2014 06:40

İsmail Kılıçarslan

Kimden dinlemiştim acaba? Sanırım lise yıllarında bir öğretmenimden. Şöyle demişti: 'Korkacaksanız, canı sıkılan adamdan değil, canı sıkılmayan adamdan korkun. Canı sıkılmayan adamın meselesi de yoktur, derdi de… Canı sıkılan adam, bu sıkıntıdan kurtulabilmek için dünyayı değiştirebilir.'

Bu, burada bir dursun.

'28 Şubat bitti' diyen erkenciler. 'Türkiye sosyal bir hukuk devletidir' diyen klasikçiler. 'İktidarımız sayesinde özgürlük alanları genişledi, ülkemizin önü açıldı' diyen AK Partililer. 'Adaletsizlik ortadan kalktı, Silivri mahkumları serbest kaldı' diyen CHP'liler. 'Ceza için suçun oluşmuş olması şartı aranır' diyen hukukçular. 'Bu çağda düşünmenin suçu mu olur allasen' diyen liberaller. 'Şiddete bulaşmayan eylemlerin cezalandırılması akıl dışıdır' diyen aktivistler.

Canınızı sıkmak istiyorum.

Hani şu evlerinden, iş yerlerinden, okullarından, ailelerinden, sevdiklerinden koparılıp önce sistematik şekilde işkenceden geçirilen; ardından düzmece delillerle, oluşmamış suçlarla yargılanıp tutsak edilen ve halihazırda cezaevlerinde ömürleri çürütülen 28 Şubat mağduru tutsaklar var ya. Onlar adına…

Yıllardır içerde 'adaletin tecelli edeceği günü' bekleyen, unuttuğumuz, yok saydığımız, görmezden geldiğimiz insanlar var ya. Onlar adına…

Yaklaşık 17 yıldır 28 Şubat mağduru tutsaklar için canı sıkılan az sayıdaki insan var ya. Onlar adına…

Canınızı sıkmak istiyorum.

28 Şubat darbesini yapan köpeklerin dışarda özgürce dolaştığı, fakat bu darbeden dolayı hayatı kayan insanların yıllardır zindanlarda çürüdüğü bir ülkeden yazıyorum size bu yazıyı.

Canınızı sıkmak istiyorum.

Ekonomik ilişkiler ağına hiç dokunulmamış, medya ayağına hiç ilişilmemiş, kendine 'sivil toplum kuruluşu' süsü veren aptal kurumlarına ses çıkarılmamış o meşum darbeyi bitirdiniz ya hani. Diyorum ki, madem o darbeyi bitirdiniz efendiler… Diyorum ki: Madem o darbeyi bitirdiniz. Hiçbir suça karışmamış, iftiralarla, düzmecelerle zindana tıkılan onlarca insanın şu an özgürce dışarda dolaşması gerekmez miydi?

'Salih Mirzabeyoğlu'nu, İBDA mahkumlarını, Hizb-üt Tahrircileri, yapılmamış suikastların olayla hiç ilgisi olmayan sanıklarını serbest bıraktıracak siyasi iradeyi ne zaman göstereceksiniz' diye soruyorum.

Siyaseten açılmış 28 Şubat davalarını zahmet edip içeriğine bile bakmadan çatur çutur onaylayan, 'potansiyel suçludurlar' diyerek hukuk literatürüne yepyeni rezillikler kazandıran kirli, kirlenmiş, kaşarlanmış hukuk çetelerini dağıtmak için kaç yıla daha ihtiyacınız var Allah aşkına?

28 Şubat'tan dolayı yeni mağdurların oluşması tehlikesi de kapıda üstelik. İşte Yakup Köse ve arkadaşlarının durumu… İşte Hizb-üt Tahrir yargılamaları… Hiçbir şey yapamıyor musunuz? Deniz bitti mi? İmkanlar tükendi mi? İhtimaller devre dışı mı?

Canınızı sıkmak istiyorum.

'Bu İsmail de ikide birde 28 Şubat tutsaklarını gündeme getirip duruyor. Dili uzadı bunun' deyin ve bastırın isterseniz can sıkıntınızı. Bana ne?

Yarın ulu divana çıktığımızda bu yazıları yüzünüze karşı sallayacağım nasıl olsa. Ve diyeceğim ki: 'Yarabbi. Bu kulların, ellerinde bu mağdurlar ve mazlumlar için bir şey yapabilme imkanları olduğu halde yapmadılarsa bunlara hakkım helal değil.'

Ne diyordu Dickens: 'Ben mağdurken yanımda durmayacaksan niçin yoldaş olalım ki?'

YENİ ŞAFAK

  • Yorumlar 1
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim