1. HABERLER

  2. RAPORLAR

  3. Canan Saldık Hakkında İnceleme Raporu
Canan Saldık Hakkında İnceleme Raporu

Canan Saldık Hakkında İnceleme Raporu

Van ili merkeze bağlı Kurubaş köyünde kışladan gelen kurşun ile hayatını kaybettiği ifade edilen 16 yaşındaki Canan Saldık olayı Mazlumder Van Şubesi tarafından raporlaştırıldı.

A+A-

21.07.2010 tarihinde, Van ili merkeze bağlı Kurubaş köyünde meydana gelen ve Canan Saldık'ın ölümü ile sonuçlanan olay hakkında, Mazlumder Van Şubesinde oluşturulan Mazlumder GYK üyesi M.Arif Koçer, Mazlumder Van Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Şahin Aladağ ve Mazlumder Van Şubesi Üyesi Bahrettin Bildirici'den oluşan inceleme heyeti ile birlikte olay yerine gidildi. Olayın görgü tanıkları, ölenin yakınları, köylüler ve evine maktulü öldüren mermi ile aynı silahtan çıktığı iddia olunan mermi isabet eden ev halkı ile görüşüldü. Olayın oluş şekli, iddialar ve sonuç olarak ortaya çıkan durum ve talepler ile ilgili ulaşılan sonuçlar basın ile paylaşıldı.

CANAN SALDIK İNCELEME RAPORU

21.07.2010 tarihinde,  Van ile merkeze bağlı Kurubaş köyünde meydana gelen ve Canan Saldık'ın ölümü ile sonuçlanan olay hakkında, Mazlumder Van Şubesinde oluşturulan Mazlumder GYK üyesi M.Arif Koçer, Mazlumder Van Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Şahin Aladağ ve Mazlumder Van Şubesi Üyesi Bahrettin Bildirici'den oluşan inceleme heyeti ile birlikte olay yerine gelindi. Olayın görgü tanıkları, ölenin yakınları, köylüler ve evine maktulü öldüren mermi ile aynı silahtan çıktığı iddia olunan mermi isabet eden ev halkı ile görüşüldü. Olayın oluş şekli, iddialar ve sonuç olarak ortaya çıkan durum ve talepler ile ilgili aşağıda sonuçlara ulaşılmıştır.

 

Tanıklıklar:

Sadullah Kasap (Kurubaş köyünde ikamet eder):

Ben olay günü, ölüm olayının yaşandığı evin avlusunun yukarı tarafında bulunan ve atış poligonuna yakın bir mesafedeki tarlamda torunumla birlikte  çalışıyor idim. Sık sık yapıldığı üzere yine Hacıbekir Kışlasında atış talimi sesleri, kurşun sesleri gelmeye başladı. Bu sesler yaklaşık olay günü 18:30'a kadar sürdü. Torunum yakınından mermiler geçtiğini, mermilerin ıslık seslerini duyduğunu söyledi. Önce inanmadım, ancak daha sonra mermi seslerini ben de duyunca, tarlada daha fazla durmanın tehlikeli olduğunu düşünerek, alelacele tarlayı terk ederek evime gittim. Sonra ölüm olayını duydum.

Atilla Kumlu (Kurubaş köyünde ikamet eder):

Olay günü tarlada babam ve kardeşim ile birlikte çalışıyordum, silah sesleri duydum, atış sesleri askeriyenin atış poligonu  tarafından geliyordu. Zaten bu kışlada çok sık atış talimi yapılmaktadır. Üç - dört sene öncesine kadar atış talimi olduğunda köylülere hayvanlarını dışarı çıkarmamaları ve yakın bölgedeki tarlalarda çalışmamaları konusunda uyarı geliyordu. Ancak üç – dört seneden beri atış olsa bile köylüler uyarılmamaktalar. Benim tarlamdan olay yeri görülmektedir. Canan Saldık'ın öldüğü yere doğru insanlar koşmaya başlayınca ben de oraya gittim. Canan Saldık'ın kafasının arkasından vurulmuş halde yerde yattığını gördüm. Sonra küçük kızı hastaneye kaldırdılar. Daha sonra ölmüş olduğunu öğrendim.

 Zinet Şan (Kurubaş köyünde ikamet eder):

Olay günü Canan ve annesi, evimizin yakınında bulunan, dedesinin mezarını ziyaret etmişler,  orada piknik yapmışlar, geçerken yoruldukları için bizim evin avlusunda birlikte çay içiyorduk. Canan Saldık, annesi, küçük kardeşleri, teyzeleri ve bazı komşular olarak yaklaşık 10- 15 kişi vardık. Bir ara Canan, kucağında küçük kardeşi olduğu halde ayağa kalktı, bir anda "ah anne" diyerek yere yığıldı, kucağındaki çocukla birlikte düştü. Biz baktığımızda, Hacı Bekir kışlası tarafından geldiğini tahmin ettiğimiz bir kurşun ile kafasının arka tarafından vurulduğunu ve  kafasının arka tarafının kanlar içinde olduğunu gördük, durumu çok kötü idi, hemen komşunun arabasına bindirerek hastaneye gönderdik, sonra ölmüş olduğu haberi geldi.

Fatih Şan (Kurubaş köyünde ikamet eder, ölenin öz dayısı)

Olay günü köyde çalışıyordum. Olayın olduğunu duyunca hemen olay yerine geldim. Saat 18:00 i  biraz geçiyordu. O gün, seslerinden dolayı yakinen tanıdığımız atış talimi bu olaydan yaklaşık yarım saat sonraya kadar devam etti. Biz hemen, yeğenimi bir komşunun arabasına bindirerek  İpekyolu Devlet Hastanesi götürdük. Oradan Van Araştırma Hastanesine sevk ettiler. Ambulans ile ben de yeğenimle birlikte gittim. Direk ameliyata alındı. O sırada yeğenim için kan anonsu yapılırken Kurubaş köyünden arkadaşım Necdet Örki aradı ve "yeğenin mi vuruldu, bir mermi de bizim eve geldi, bilgin olsun" diyerek beni uyardı. Yeğenim kurtarılamayarak vefat etti. Orada iken hem 155 polisi, hem de 156 Jandarmayı arayıp olayı bildirdim. Biz hastanede iken bir uzman çavuş olay yerine gelmiş, "olay inceleme" için araştırma yapıyormuş. El feneri ile gece vakti olay yerinde kovan aramışlar. Bulamayınca, "sabah geleceğiz" diyerek Canan'ın yazmasını bir poşete koyarak götürmüşler. Ben, hastaneden çıkınca hemen diğer kurşunun değdiği, Necdet Örki'nin evine gittim. Necdet Örki'nin evi olay yerine yaklaşık olarak kuşbakışı 500 metre uzaklıktadır. Yeğenimin öldüğü yer ise, Hacı Bekir Kışlasının atış poligonu bölgesine yaklaşık 600- 700 metre civarındadır. Hacı Bekir Kışlasından geldiğini zannettiğim kurşunlardan birisi anladığım kadarı ile yeğenimin kafasına isabet etmiş, birisi ise aynı istikamette devam ederek Necdet Örki'nin evinin arka penceresinden girmiş, camı kırıp, dolabı da sıyırdıktan sonra televizyonun bulunduğu yere düşmüş. Ben bu çekirdeğe kimsenin dokunmasına müsaade etmeyip hatta fotoğraflarını da çektim. Ben bu eve geldiğimde 156 Jandarma'yı yeniden arayarak, bir kurşunun da bu eve isabet ettiğini bildirdim. Bunun üzerine bir astsubay bu defa bu eve geldi. Bu astsubay, köydeki bazı gençlerin bu merminin Hacı Bekir Kışlasından geldiğini söylemeleri üzerine bunları itekleyerek "yalan söylüyorsunuz" diye suçladı. Sonra eve giren astsubay, Necdet Örki'nin evindeki bu mermi çekirdeğini almak istedi. Benim, sivil savcı gelmeden hiçbir şey alamazsınız demem üzerine, çok kızdı ve "bize güvenmiyor musunuz, siz adam mısınız, cahilsiniz, sizlerle uğraşmak zor" diyerek bizlere hakaret etti. Bu esnada yanımızda kadınlar ve çocuklar da vardı. Bizim tavrımız üzerine, sivil savcıyı aradı, durumu anlattı, Savcı Bey, telefonda "hiç kimse hiçbir şeye dokunmasın, ben geliyorum" dedi.  23:30 – 24:00 sularında sivil savcı ve emniyet yetkilileri gelerek incelemede bulunarak delilleri muhafaza altına aldılar. Bu esnada gelen sivil savcı, bu mermi çekirdeğinin uzun menzilli silahtan çıktığını zannettiğini bizlere söyledi. Tahminime göre, bu mermi çekirdeği yivli ve setli idi. Yine gelen sivil savcı, "tahminen Asayiş Kolordu Komutanlığı (Hacı Bekir Kışlası) tarafından geldiği anlaşılıyor, dedi. Evin her tarafının fotoğraflarını, mahallenin fotoğraflarını çektiler. Sonra oradan çıkarak Canan'ın vurulduğu yere geldiler. Savcıyla gelen ve kendisine komutanım diye hitap edilen sivil giyimli şahıs bize "olayı fazla büyütmeyin, provakasyon olmasın" diye tavsiyede bulundu. Daha sonra hastanede yeğenime otopsi yapıldı ve saat 02:30- 03.00 sularında namazını kılarak yeğenimi defnettik.

Feyyat Şan (Kurubaş köyünde oturur, uzaktan akrabaları, dayısının amca torunu):

Olay günü köyde çalışıyordum. Sesler duyunca koşarak olay yerine geldim. Canan hastaneye götürülmüştü. O gün yine atış talimi yapılıyordu. Sesler geliyordu. Özellikle o gün çok aşırı atış sesi vardı. Ve sesler 18:30 cıvarına kadar devam etti. Bu kışlada çok sık atış talimi olur. Daha önce de bu köyde yaşadığımız için seken  ve üstten geçen kurşunları çok gördük. Ancak ilk defa bir insan ölüyor.

Zeki Çiftçi(Kurubaş köyünde oturur):

Ben de aynı köydenim. Atış poligonuna yakın bir yerde olan kendi tarlamızda çalışıyorduk. İkindi vaktini epeyce geçmiş idi. Kışladan atış sesleri geliyordu.  Biz, bu esnada tarlayı biçiyorduk. Çocuğa kendini yere at bunlar bizi öldürecek dedim. Bu esnada üç tane mermi üzerimizde geçti. Rüzgarda çıkardığı "vıız" sesinden mermilerin yakınımızdan geçtiğini anladık. Bunlar kışla yönünde geliyordu. Hemen dönüp evimize gittik. Evde iken olayı duydum. Bu kışlada sık sık atış talimi yapılıyor, eskiden atış yapıldığında haber ediliyordu, ancak 3- 4 yıldan beri bu terk edildi.

Abdulhadi Saldık (Kurubaş köyünde oturur, ailenin büyüğü olur, kendisi ile taziye yerinde görüşülmüştür)

Sık sık atış talimi Hacı Bekir Kışlasında yapılır. Ölüm olayı ilk defa oldu. Dün taziye evine Sayın Valimiz de geldi, biz kendisine de söyledik, bu olayın sorumlusu kim ise acilen bulunsun ve başkaları ölmesin diye söyledik. Canan annesi teyzesi ve kardeşleri ile mezar ziyaretinden sonra çay içerken askeriye tarafından geldiğini zannettiğimiz bir kurşunla ölmüştür. Sorumlunun bulunmasını ve gereken tedbirlerin alınmasını istiyoruz.

Necdet Örki'nin babası(Kurubaş köyünde oturur, isminin açıklanmasını istemedi):

Biz tek katlı evimizin ön avlusunda hep beraber çocuklarım, gelinim ve torunlarım ile birlikte ikindi- akşam arası bir saatte, serinde, çay içiyorduk. Arka taraftan gelen bir cam sesi duyduk. Gelinim muhtemelen çocuklar camı kırmıştır, diyerek içeri gitti. İçerden bize seslendi ve bizleri çağırdı. Televizyonun yanında, camı kırarak içeri giren ve dolabı sıyırarak, televizyonun yanına düşen ve hala sıcak olan bir mermi çekirdeğini bizlere gösterdi. Benim oğullarım yarım saat önce kurşunun geldiği taraftaki bahçemizi sulamışlardı. Bu kurşun yarım saat  önce gelse idi, belki çocuklarım da  ölmüş olacaktı.

Nuran Saldık: (Ölen Canan'ın annesi, Kurubaş köyünde oturur):

Olayın şoku ve henüz sıcaklığı sebebiyle, olay yerinde görülmüş ancak konuşacak durumda olmadığı için görüşme yapılamamıştır.

Selim Saldık: (Ölen Canan'ın babası, Kurubaş köyünde oturur):

Taziye yerinde taziye dileğinde bulunulmuş, olayın sıcaklığı sebebiyle genişçe görüşme yapılamamış, ancak pazarlarda çalıştığı, pazarcılık yaptığı, olay günü de pazarda, işinde olduğu öğrenilmiştir.

 

Resmi Kurumlar:

Olayla ilgili Sivil ve Askeri Savcılığın soruşturma başlattığı, Canan'ın kafasından otopsi ile çıkartılan mermi ve  Necdet Örki'nin evinden alınan merminin balistik inceleme için Adli Tıp Kurumuna gönderildiği sonucun henüz gelmediği öğrenilmiştir. "Ölü Muayene ve Otopsi Tutanağı"nda ise; Canan'ın ölümüne beynine isabet eden 3.2 cm uzunluğunda mermi çekirdeğinin neden olduğu belirtiliyor.

Tutanakta şu ifadeler yer almaktadır. "Cesedin kesin ölüm sebebi sağ oksipital bölgeden kafatasına giderek beyin zarları harabiyeti ve kanamasına neden olan ateşli silah mermi çekirdeğinden kaynaklanmaktadır. Mermi çekirdeği vücutta arkadan öne soldan sağa, aşağıdan yukarıya doğru bir yol izlemiştir. Atış mesafesi uzak atış mesafesindedir. Tahmini ölüm saati 3.5 saat öncesidir." denilmektedir.

  

İddialar:

Görüşülen görgü tanıklarının hepsi, atış poligonundan gelen iki merminin birisinin Canan Saldık'ın kafasına isabet ederek ölümüne sebep olduğunu, birisinin ise Necdet Örki'nin evinin camına isabet ettiğini, iki kurşunun da geliş yönünün aynı olduğunu, atış poligonunun meskun mahal içinde olması sebebiyle büyük tehlike oluşturduğunu, eskiden atış günleri haber ediliyor iken, 3- 4 yıldan beri bunun bile yapılmadığını, tarlalarında bile güvenle çalışamadıklarını, kendileri ve çocukları konusunda bu sebeple hayati endişe içinde olduklarını beyan etmişlerdir.

 

Ulaşılan Sonuçlar ve Talepler:

Olay yeri heyetimizce gezilmiş, atış poligonunun meskûn mahal olan ve evlerin ve tarlaların bulunduğu Kurubaş köyüne bitişik olduğu görülmüştür. Atış poligonun Canan Saldık'ın kafasından vurularak öldüğü yere uzaklığı yaklaşık 600- 700 metredir. TSK.lerinin eğitimde kullandığı silahlardan mesela sadece G-3 piyade tüfeği nazara alınırsa, tesirli menzilinin 400 metre olduğuna nazaran her atış taliminde meskun mahaldeki sivillerin ölüm tehlikesi altında olacağı açıktır. Canan Saldık'ın vurulduğu yer ile diğer kurşunun isabet ettiği Necdet Örki'nin evi aynı istikamet üzerindedir. Her iki merminin de Hacı Bekir Kışlası atış poligonundan gelen mermiler olması ihtimali yüksektir. Kesin sonuç ise Adli Tıp Kurumu tarafından yapılan balistik inceleme ile anlaşılacaktır. Resmi kurumlardan gelecek raporların gecikmesi ihtimaline binaen ve böylesi vahim bir olayda kamuoyunun aciliyetle bilgilendirilmesi ihtiyacı sebebiyle bu sonuçlar beklenmeden raporlama çalışması yapılmıştır.

 

Tüm bu veriler ışığında:

-Daha önce şehir dışında kurulmuş ancak şehrin genişlemesi ile meskun mahallerle çevrili hale gelmiş olan Asayiş Kolordu Komutanlığının(Hacı Bekir Kışlası'nın) şehir dışında başka bir yere taşınması fakat öncelikle bu kışladaki atış poligonunun kullanımına son verilmesi ve başkaca sivillerin ölmesine mahal verilmemesi gerektiği,

-Adli Tıp Kurumunca yapılacak balistik inceleme neticesinde merminin Jandarma Komutanlığına ait olduğunun ortaya çıkması halinde, atış poligonunu güvenli hale getirmeden kullanılmasına vesile olan ve müsaade eden yetkililer hakkında gerekli soruşturmanın yapılarak dava açılması,

-Ölenin ailesine dava açmaya gerek kalmadan hesaplanacak tazminatın devlet tarafından ödenmesi,

Gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.

Kamuoyuna saygıyla arz olunur.

 

Mazlumder GYK Üyesi M. Arif Koçer, Mazlumder Van Şubesi Yön. Krl. Üyesi Şahin Aladağ, Mazlumder Van Şubesi Üyesi Bahrettin Bildirici

HABERE YORUM KAT