1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. Çağrı-Der''de "Cezayir" Semineri
Çağrı-Derde Cezayir Semineri

Çağrı-Der''de "Cezayir" Semineri

Menal İbrahim Zonguldak Çağrı-Der’de Hanımlara yönelik düzenlenen bu haftaki Çarşamba dersinde Cezayir’in dünü ve bu gününe dair bir sunum gerçekleştirdi.

A+A-

Cezayir’den Üniversite eğitimi için Zonguldak’a gelen Cezayirli kardeşimiz Menal İbrahim Zonguldak Çağrı-Der’de Hanımlara yönelik düzenlenen bu haftaki Çarşamba dersinde Cezayir’in dünü ve bu gününe dair bir sunum gerçekleştirdi.

Afrika’nın en büyük ikinci ülkesi olan Cezayir’in kısa tarihini verdikten sonra kardeşimiz sözlerine şöyle devam etti: “İslam dinini yaymak için dünyanın her tarafına dağılan Müslümanlar 7. asırda buralara gelmişlerdir. Abdullah bin Ebu Serh tarafından burası fethedilmiştir. Cezayir halkı İslamiyeti kabul etmiş, İslam devletinin hakim olduğu zamanlarda İslamiyet'in sayesinde ilerlemiş, benimsedikleri İslam kültür, medeniyet ve adetlerini ve Arapça lisanını günümüze kadar muhafaza etmişlerdir. Devletin Resmi dini İslam’dır. Halkın % 99'a yakını Müslümandır. Kalan nüfusu Katolik Hristiyanlar ve az sayıdaki Yahudiler oluşturur. Yeraltı kaynaklarından dolayı günlük yaşam ekonomik olarak iyi seviyelerdedir. 1830 senesinde Fransızlar çok büyük deniz ve kara kuvvetleri ile uzun savaşlardan sonra ülkeyi ele geçirdiler. Bir sömürge idaresi kuran Fransızları halk hiçbir zaman kabul etmedi ve bu durumun neticesi olarak devamlı ayaklanma teşebbüsleri içerisinde bulundular. Savaş bittikten sonra Cezayirliler gösterdikleri fedâkârlığa karşılık bağımsızlık veya Fransızlarla aynı haklara sahip olmak istediler. Bu istek Fransızlar tarafından büyük bir tepki ile karşılandı ve halk Emperyalistler tarafından katledilmeye başlandı… İçindeki Haçlı ruhunu Cezayir’de de göstermiş kitle katliamı yapmıştır. Günümüzde o zamandan kalma toplu mezarlar çıkmaktadır. 1948’de Fransa buranın sömürge değil Fransa toprakları olduğunu ilan etti. Dış dünyaya karşı yapılan bu ilana rağmen burayı bir sömürge olarak idare etmeye çalışmışlar ve asla Cezayir halkına Fransızlarla eşit haklar tanımamışlardır. 1950 senesinden sonra Fransa’ya karşı mücadelede teşkilatlanmaya başlayan halk muntazam bir ordu kurmayı başardı. 1954 senesinde bilfiil başlayan silahlı mücadele 1956 senesinde bağımsızlığa kavuşan Fas ve Tunus’un da desteğini sağladı. Mücadele 1962’de “Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti” adıyla bağımsızlığını ilan etmesiyle neticelendi.”

Cezayir’deki İslami faaliyetler ve oluşumlardan bahseden kardeşimizin sunumu soru cevap faslı ve Ortadoğu İntifadalarının salondaki katılımcılarla interaktif şekilde tartışılmasıyla son buldu.

HABERE YORUM KAT