1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Çağdaş bir Hasan Sabbah, Haşhaşiyyûn ve Alamut Kalesi mi?
Çağdaş bir Hasan Sabbah, Haşhaşiyyûn ve Alamut Kalesi mi?

Çağdaş bir Hasan Sabbah, Haşhaşiyyûn ve Alamut Kalesi mi?

Selahaddin E. Çakırgil; gündemde Gülen hareketi, Paralel Devlet ve Haşhaşiler konularını değerlendirdi.

A+A-

Selahaddin E. Çakırgil Yazdı:

Başbakan Erdoğan’ın 14 Ocak Salı günü partisinin Meclis Grubu’nda yaptığı konuşma sırasında, ülkenin son zamanlarda sürüklenmek istendiği konulara değinirken kullandığı dil, epeyce ağırdı.

Bu da, ülkeyi 11 yıldır genelde başarılı şekilde yönettiği içte ve dışarda genel olarak kabul edilen bir Hükûmet’in tam da arka arkaya gelecek olan (2014’deki Mahallî seçimler ve Cumhurbaşkanlığı seçimi ile 2015’deki Genel Seçimler olmak üzere)  üç seçim dönemine girilirken özel olarak tezgâhlandığı anlaşılan büyük tuzak yüzünden olmalı.. Erdoğan’ı  (evet, AK Parti’yi değil, bizzat Erdoğan’ın şahsını bertaraf etmeye odaklanmış olan iç ve dış güç merkezleri ve çevrelerin) başka türlü bertaraf etmekte başarılı olamıyacaklarını anlayan odaklar ülkenin sosyo-ekonomik yapısını zorlayacak tertibler içine girmişlerdi. Erdoğan’ın tepkisinin sert olması da, oyunun böylesine girift ve çok yönlü, iç ve dış odaklı olması yüzünden olsa gerek..

Ama, yine de Erdoğan’ın özellikle, ‘acırsan, acınacak hale gelirsin..’ şeklinde bir söz telaffuz etmesini beklemezdim. Bu sözle kararlılığını göstermek istemiş olabilir, ama, kararlılığı göstereyim derken, böyle genellemelere başvurması sanırım, yanlıştı. Onun yerine, ‘acınacak hale düşmemek için, adaleti ve insafı elden bırakmıyacağız..’ gibi bir cümle kursaydı, keşke.. Ne var ki, o söz artık ağızdan çıkmıştır ve yaydan fırlayan ok gibi bir yerlere çarpmıştır, başta bizzat kendi kalbî ölçüleri olmak üzere..

*

Tayyîb Erdoğan’ın söz konusu konuşmasında değindiği ve üzerinde çok tartışılan bir konu ise, ‘haşhaşiyyûn’ taifesi oldu. Erdoğan, 1000 yıl öncelerde yaşanmış olan bir Hasan Sabbah  Hadisesi ile devlet bünyesi içinde varlığı gizlenemiyecek boyutlara ulaşmış bulunan ‘paralel yapılanma’ arasında zımnen bir benzerlik kurmuş oldu.

Erdoğan o konuşmasında, “17 Aralık komplosu, Türkiye'nin demokrasi ve hukuk tarihine kara bir leke olarak geçti. 17 Aralık sabahı belli merkezlere baskın yapılıyor. Tamamen gizli yürüttükleri soruşturmaları seçime 3,5 ay kala başlatıyorlar. Geçmişi 3 yıla kadar uzanıyor. Bunca zamandır bu adımları niye atmadınız? Düşünebiliyor musunuz, 25 mühürlü çuval gelecek, bunlar açılmadan ânında adım atılacak. Bu işin nasıl organize edildiği ortada..

Bu ihanet operasyonunda maşa olarak kullanılan örgüt, taraftarlarını harekete geçirmiş, hükümete karşı kampanyanın fitilini ateşlemiş. Bir anda itibarsızlaştırma girişimleri başlamış. Milletten değil, mensubu oldukları örgütten talimât alıyor. Uluslararası kirli odakların elinde oyuncak olmuş örgüt, adeta efsunladığı mensublarını ülkelerinin aleyhine yönlendiriyor. Bu tezgâhı kuranlar kendilerini ele verdiler. (…) Büyük Selçuklu Devleti’nde Haşhaşî’ler denen gözü dönmüş gizli örgütün devleti nasıl esir almaya çalıştığını, düşmanla nasıl işbirliğine gittiğini, asırlar önce gördük. Türkiye Cumhuriyeti, bu sinsi virüslere asla geçit vermez.

Yazının Devamı…