1. YAZARLAR

  2. Abdulbari Atwan

  3. Büyükelçiliklerin basılması ve diplomatların öldürülmesi
Abdulbari Atwan

Abdulbari Atwan

Yazarın Tüm Yazıları >

Büyükelçiliklerin basılması ve diplomatların öldürülmesi

A+A-

 

Kahire ve Bingazi'deki ABD elçiliklerinin basılması ve biri büyükelçi dört diplomatın öldürülmesi, ABD yönetimine bazı Arap Baharı devrimleri yanında yer aldığı iddialarına ve müdahalelerine rağmen Arap ve İslam ümmetinin geniş bir kesiminde kendisinden hâlâ nefret edildiğini hatırlattı.

Hiç kimse iki baskın ve baskınları yapanlar arasında bir eşgüdüm olduğunu söyleyemez. Mısır'da ABD elçiliği baskını spontane ve ABD'de yaşayan aşırı Kıpti bir grubun Hz. Peygamber'i karalayan filmin yapımında yer almasından dolayı bir öfkenin sonucuydu. Bingazi'deki ABD konsolosluğu baskını ise bir süre önceden planlanmıştı. Planı uygulama tarihi olarak 11 Eylül saldırılarının yıldönümünün seçilmesi bunun göstergesi.

Libya'da El Kaide var ve kimse bunu inkâr edemez. Örgüt, Pakistan-Afganistan sınırında pilotsuz uçakla ikinci adamı Ebu Yahya Libi'nin öldüğünün açıklanması sonrası haziran ayında Bingazi'deki Amerikan konsolosluğu saldırısını üstlenmişti. Bu saldırının örgüt lideri Eymen Ez Zevahiri'nin Libi'nin öldürüldüğünü doğrulayan ve Amerikalı katillerinden intikam tehdidinde bulunan kasetinin yayınlanmasıyla eşzamanlı olması tesadüfî değildi. ABD yönetimi, lideri Usame bin Ladin suikastı sonrası örgütü bitirmekle övündü ancak bu övünme yerinde değildi. Zira örgüt, geçmiştekinden daha güçlü hale geldi. Irak'ta patlamalara yeniden başlıyor, Suriye'de şubeler açıyor, müttefikleriyle birlikte Libya'nın güneyindeki Mali'nin dörtte üçünü işgal etti, Afrika Sahra bölgesinde ve Kuzey Afrika'nın bazı bölgelerinde kontrolünü güçlendirdi.

Libya rejimi, El Kaide bayraklarının birçok kentin semtlerinde dalgalanmasına, örgütün ideolojisi ve söylemine inanan bazı kimselerin türbeleri ve üzerine inşa edilen camileri yıkmasına rağmen örgütün varlığını kabul etmiyor. İroni son parlamento seçimleri sonrası hâlâ kuruluş aşamasındaki bu rejimin konsolosluk saldırısının sorumluluğunu Kaddafi yanlılarına yükleyerek bizi şaşırtması ve 'denize düşen yılana sarılır' misali bir görüntü çizmesi. Yani önceki rejimi ve yandaşlarını suçlamak tehlikelidir ve hatta Libya topraklarında El Kaide'nin varlığından daha tehlikelidir. Zira örgüt, açıklamalarında belirttiği gibi Amerikalılarla ve türbelerle savaşırken önceki rejimin yandaşları kaos ve istikrarsızlık yaratmak, yeni rejimin devrilmesine hazırlık olarak desteğini bitirmek istiyorlar. Buna ilaveten bu kimseler silah ve paraya sahipler, bir kısmı çok iyi eğitilmiş olup Verfele, Mukaraha, Kazazife ve Terhune gibi büyük Libya kabilelerine mensup.

İslamcı cihat örgütlerinin en iyi müttefiki bazı Amerikan Hıristiyan cemaatleri çevrelerinde İslam ve Müslüman karşıtı yayılan düşmanlık, İsrail'i destekleyen Yahudi cemaatlerinin ABD dış politikasını kontrol altına almasıdır. ABD yönetimi, İslam'a kin duyan ırkçı rahip Terry Jones'in Kur'an'ı yakmasını engelledi ve bu yönetim, güzellikle veya yasalarla Kıpti müttefiklerinin Hz. Peygamber'i karalayan film yapmasını, ulusal bütünlüğü vurmak için Mısır'da Hıristiyanlar ile Müslümanlar arasında fitneyi, endişe ve çatışmalar çıkarmayı hedefleyerek 11 Eylül saldırılarının yıldönümünde filmi yayınlamasını engelleyebilirdi. FBI, 11 Eylül olayları sonrası Amerikalı Müslüman çevrelerde korkuyu körükleyerek bütün yasaları ihlal etmiş, 10 binden fazla Müslüman'ı soruşturmuştu. ABD güvenlik organları 11 Eylül'den 11 yıl sonra hâlâ Müslüman Amerikalılara, Arap ve Müslüman ziyaretçilere ayırımcı şekilde muamele ediyor. Her Müslüman şüpheli görülüyor ve havaalanlarında soruşturmaya maruz kalıyor. Ben de dahil Arap ziyaretçilerden birçoğu ABD'ye gitmeme ve üniversitelerinde konferans çağrılarını geri çevirme kararı aldı. Kahire ve Bingazi'de Amerikan elçiliklerini basanlar, bunu Norveçli karikatüristler Hz. Peygamber'e hakaret ettiğinde yapmadılar. Aksine birçok İslam ülkesi başkentinde protesto için Norveç ve Danimarka elçilikleri önüne gidildi.

İslam'a, peygamberlere ve Müslümanlara dil uzatanların ifade özgürlüğü adı altında korunması gerekçesi kabul edilemez bir yalandır. Zira Hz. Peygamber'e hakaret eden karikatüristi onurlandıran Almanya Başbakanı Angela Merkel, Hz. İsa'ya hakaret eden benzer bir karikatüre izin vermemişti. İslam ve Müslümanlara yönelik nefretin ve provokasyon hamlelerinin artması, aşırılığa ve aşırı gruplara hizmet eder. ABD yönetiminin Kıpti mezhepçi, ırkçı gruplara kucak açması ABD elçiliklerinin ve çıkarlarının daha fazla saldırıya maruz kalmasına yol açacaktır. Zira Peygamber'e dil uzatmak, ılımlı olsun veya aşırı 1,5 milyon Müslüman nezdinde bir kırmızı çizgidir. Bu filmi yapanların Mısır Kıptilerini temsil etmediğini, Müslümanlardan çok kendileri için tehlike oluşturduklarını iyi biliyoruz. Kıptiler, Müslüman kardeşleriyle yan yana yaşıyorlar, Mısır toprağına ait olmakla övünüyorlar ve ülkelerinin ulusal bütünlüğüne tutunuyorlar. Bu yüzden bu şaibeli filmi ve sahiplerini şiddetle kınıyorlar ve kendilerini uzak tutuyorlar. Mısır'ın demokrasisi, demografik ve coğrafik ulusal bütünlüğü ve en fazla da devrimi tehdit altında. Çünkü devrim 90 milyon Mısırlıya saygınlığını kazandırmak, Mısır'ın konumunu, egemenliğini, rolünü ve bağımsız kararını iade etmek istiyor. Bu hedefin arkasındakilerin din fitnesi ateşini tutuşturmaya hazır birilerini bulması gayet doğal.

ABD'nin İsrail, işgali ve kutsal mekânları Yahudileştirmesi lehinde Arap ve Müslümanların iç işlerine yönelik müdahaleleri, İslam ve Müslüman karşıtı gruplara kucak açması belanın, istikrarsızlığın ve hatta ülkelerimizdeki savaşların temelini oluşturuyor. Bu yüzden ABD çıkarlarını, elçiliklerinin ve vatandaşlarının güvenliğini garanti altına almak istiyorsa bu provokasyon derhal durmalı.

El Kuds El Arabi gazetesi, 13 Eylül 2012

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT