1. YAZARLAR

  2. Mehmet Kamış

  3. Büyükanıt'ın sözlerini nasıl okumalı?
Mehmet Kamış

Mehmet Kamış

Yazarın Tüm Yazıları >

Büyükanıt'ın sözlerini nasıl okumalı?

A+A-

27 Nisan bildirisinin faili nihayet belli oldu. O dönemde gelen tepkilerden dolayı ortaya çıkmaya pek de cesaret edemeyen kişi Yaşar Büyükanıt'mış. Bunu kendisi itiraf etti. Muhtıra metninin bir akademisyen tarafından kaleme alındığı söylenmişti. Akademisyen kabul etmemiş ama Yaşar Paşa'dan da bir açıklama gelmemişti.

Çok kötü bir metin olarak yazılmış bu bildiriyi kaleme alanın Genelkurmay Başkanı olduğunu öğrenmek bende hayal kırıklığı oluşturmadı desem yalan söylemiş olurum.

Eski Genelkurmay Başkanı'nın 32. Gün'de Mehmet Ali Birand'ın sorularına verdiği cevaplar kendi içinde büyük çelişkilerle dolu. Mesela dinlenmekten şikâyet eden bir genelkurmay başkanı bana çok garip geliyor. Askerin en tepesinde bulunan bir kişinin telefonunu dinletmemeyi başaramaması hakikaten ilginç. En azından Ulaştırma Bakanı'nın söylediği gibi dinlenmekten şüpheleniyor idiyse kanuni yollara başvurabilirdi. Bu durum ülke güvenliği için ne denli bir risk düşünebiliyor musunuz? Yani insanın; 'e-muhtıralar hazırlayacağınıza biraz bu tür güvenlik konularına kafa yorsaydınız' diyesi geliyor.

Birand'ın "Bütün TSK'yı Kandil'e gönderseniz PKK temizlenmez mi?" sorusuna Büyükanıt, "Hayır hayır" diyor; "Çok uzun mesafe, arazi çok kötü..." Yani 'bütün TSK'yı göndersek orayı temizleyemez' demeye getiriyor. Hani Kandil, BBG evi gibiydi! Adım adım ne yaptıklarını biliyorduk!

Ergenekon davasının önceki günkü duruşmasında Star Gazetesi eski Ankara Temsilcisi Hayrullah Mahmud Özgür'ün söylediği çok ilginç sözler vardı. Hayrullah Mahmud; Ergenekon tutuklusu emekli Orgeneral Şener Eruygur'un Jandarma Genel Komutanı iken Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın Yahudi olup olmadığıyla ilgili bilgi ve belge istediğini açıkladı. Daha önce 'cemaat yapıyor' diye bir sürü yaygara koparılan bir konunun daha, paşalar arasındaki iktidar çekişmesinden başka bir şey olmadığı anlaşıldı. Ergenekon iddianamesinde görüldüğü gibi, Eruygur sadece Büyükanıt'ın Yahudiliğiyle ilgili değil onun sağlık sorunları, kızının arkadaşları, ablasının rahatsızlığı vs. gibi konular hakkında da geniş bir istihbarat toplamış. Yaşar Büyükanıt'ın Genelkurmay başkanı olma sürecindeki bütün karalama kampanyalarının altında paşaların çekişmesinin olduğu bugün çok daha net anlaşılıyor. Bundan sonra 'cemaat yapıyor' gibi sözler duyduğumda, bunun ne kadar da boş ve yanıltıcı olduğu sonucuna varacağım.

Türkiye'de Genelkurmay başkanlarının konuşmalarından sonra şu ortaya çıkıyor ki; asker asıl ilgilenmesi gereken konulara neredeyse hiç kafa yormuyor. Ülke savunması, çağa ayak uyduran bir ordu gibi konular onların gündemlerinde hiç yok. Mesela Büyükanıt'ın önceki akşam yayınlanan röportajı! Bir genelkurmay başkanının yaptığı konuşmada güvenlik hiç konuşulmaz mı? Güvenlikle ilgili mesele sadece bir kere gündeme geliyor, onda da 'Kandil'e hiçbir şey yapamayız' diye bir cevap veriyor. Konuşulan konuların neredeyse tamamı iç politikayla, sosyal yapıyla vs. ilgili. Bir paşa diğerinin dosyasını, diğer paşa başkasının dosyasını tutuyor ve bütün mesailer bunlara harcanıyor. Birbirleri arasındaki iktidar çekişmeleri sırasında yürüttükleri karalama kampanyalarında da 'cemaat yapıyor' kılıfını kullanıyorlar.

Asker, iç düşman lafını o kadar ciddiye alıyor ki, dış düşmana ayıracak vakit bulamıyor. İçeride kavga etmekten yorgun ve bitap düştüğü için yapması gereken işlerde büyük aksamalar meydana geliyor. Bugün çok daha iyi anlaşılıyor ki, 'rejimi koruyacağız' adıyla gerçekleştirilen bütün eylemlerin altında paşaların kavgası var. Rahat olun, bu millet kendi hayat biçimine herkesten daha çok sahip çıkıyor. Lütfen iktidar kavgaları için bizim hayat tarzımızı bahane etmeyin.

ZAMAN

YAZIYA YORUM KAT