Bütün Yönleri İle Malezya Gerçeği (FOTO)

03.07.2010 13:30
Bütün Yönleri İle Malezya Gerçeği (FOTO)
Malezya İslam Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Hadis Doktoru Dr. Serdar Demirel, Malayları ve bütün yönleriyle Malezya’yı anlattı.

Demirel, bir süre önce Türkiye'de çok konuşulan; 'Türkiye Malezyalılaşıyor' tartışmasından, Mavi Marmara gemisine yapılan İsrail baskınını protesto etmek için Türkiye'nin Kuala Lumpur Büyükelçiliği önünde düzenlenen destek mitingine; Malezya İslam Üniversitesinden Malay kimliğinin farklılıklarına kadar her şeyi ile "Malezya Gerçeği"ni gözler önüne serdi. Demirel; "Biraz katı bir hüküm gibi gelebilir ama benim kanaatim ne Müslümanlar Malezya'yı hakkıyla biliyor, ne de laik kesimler. Bilselerdi eğer, Türkiye'nin Malezyalaşması, Malezya'nın da Türkiyeleşmesi gibi absürt bir tartışmayı kimse ciddiye almayacaktı" diye konuştu.

 

Malezya'nın başkenti Kuala Lumpur'da Vakit muhabiri M. Mustafa Uzun'a konuşan Dr. Serdar Demirel; "Ilımlı İslâm, Waşington merkezli karanlık mihrakların ürettiği, özünde İslâm'ın genetik yapısını değiştirme amaçlı siyasi bir projedir. Bu projenin dayatıldığı yerlerden birisi de Türkiye'dir." dedi.

 

Malezya'nın 450 yıl gibi sömürge altında kalmış ve 1957 yılında bağımsızlığına kavuşmuş bir ülke olduğunu söyleyen Demirel; "Bu ülkenin haricî sömürge kültürü olmayan bir Türkiye ile mukayesesi mümkün mü?" diyor.

 

M. Mustafa Uzun'un Dr. Serdar Demirel İle Söyleşisi:

 

Tarihin kalbine doğru yol alan Mavi Marmara gemisi, Antalya'dan yola çıkarken ben Uzakdoğu'daydım. Malezya'da, Kamboçya'da ve Tayland'da geçirdiğimiz bu seferimiz nedeniyle o kutlu yolculuğa yetişemesek de muhteşem umutlara şahit olduk. Güzel insanlarla tanıştık, yeni bir dirilişin 'uzak asya lisanına' aşinalık kazandık. Uzak Asya, bizim için 'uzak' değil aslında. O uzakları yakın edenlerden birisi de gazetemiz yazarlarından çok değerli hocam Dr. Serdar Demirel. Malezya İslam Üniversitesinde öğretim üyeliği yapan Serdar Hoca ile Malezya'ya özgü o güzelim çorbayı içerken yaptığımız zihin açıcı sohbet birçok soruma cevap niteliğindeydi. Duru ve taşları oturmuş bu zihnin Türkiyeli Müslümanlara vereceği çok şey var. Ben özellikle hadislerin İslâm medeniyetinin teşekkülünde oynadığı kurucu rol üzerine yapacağı merakla bekleyeceğim. Hocam ile Malezya'nın başkenti Kuala Lumpur'da yaptığımız söyleşiden sonra İsrail Mavi Marmara gemimize saldırdı ve biz Türkiye'ye döndük. Olaylar bir miktar durulduktan sonra internet üzerinden çok değerli hocama Mavi Marmara'nın Malezya'daki yansımalarını da sordum. Bütün yönleri ile Malezya gerçeğini okumak için, buyurun:

 

MALEZYA'NIN 'ILIMLILIĞI' PROJE DEĞİL TARİHSEL VE İKLİMSELDİR

 

Malezya, Türkiye'den çok sevimli, çok uysal ve 'beyaz bir Müslüman ülke' olarak görünüyor. Kimilerine göre ise 'ılımlı İslam'ın kalesi. Peki, hakikaten Malezya 'ılımlı' bir ülke mi? Veya Malezya'nın 'ılıman' durumunu nasıl okumak gerekiyor?

 

"Ilımlı İslâm", Waşington merkezli karanlık mihrakların ürettiği, özünde İslâm'ın genetik yapısını değiştirme amaçlı siyasi bir projedir. Bu projenin dayatıldığı yerlerden birisi de Türkiye'dir. Çünkü Türkiye Malezya gibi Müslüman dünyanın periferisinde değil, tam merkezindedir. Tarihî misyona sahip Türkiye, Batılılar için potansiyeli yüksek bir tehlikedir. Malezya ise farklı. Daha "ılımlı İslâm" projesinin esamisi okunmazken Malezya Müslümanları bugün dini nasıl anlayıp, hayatına aktarıyorsa dün de İslâm'ı aynı şekilde anlıyor, öyle yaşıyordu. İslâm coğrafyasının periferisinde bulunmasının etkisinin, lokal kültürün ve coğrafik iklim şartlarının renginin hissedildiği bir din yorumu var karşımızda dünden bugüne. Bu yorumun özünde ılımlı sayılacak çok unsur var, ancak, bu ılımlılığın bir siyasi mühendislik projesi olan ılımlı İslâm'la pek alakası yok.   

 

 

Türkiye – Malezya kıyaslaması bir dönem sık yapıldı. Siz buradan sanırım 'gülerek' izlediniz bu durumu. Yanlışlık neredeydi?

 

Türkiye'de maalesef hakiki Malezya okumaları yapılmıyor. Malezya'da görev yapmış, bu ülkeyi içten soluma imkânı yakalamış çok değerli akademisyenlerimiz oldu. Gördüğüm kadarıyla onlar da Malezya tecrübelerini fazla paylaşmıyorlar. Böyle olunca da Malezya ile ilgisi pek olmamış birçok kafadan farklı Malezya yorumları sökün ediyor.

 

"ZİHİNLERDE SAHİH BİR MALEZYA FOTOĞRAFI YOK"

 

Durdukları yer neden hatalı?

 

Bunlar, Malezya'yı, tarihiyle, kendine has toplum yapısıyla, kültürel potansiyeliyle anlamak yerine, Malezya'ya hep anlam yüklüyorlar. Malum, birkaç yıl önce "Türkiye Malezyalaşıyor" tartışmalarıyla siyasi bir hamle başlatılmıştı. Amaç hükümeti dövmekti. Bunun için de hükümete yakın, hükümetin içinde bulunan ve bir dönemini Malezya'da geçirmiş bazı akademik kadroların üzerinden "Türkiye Malezya tarzında İslâmlaşıyor" demekti. O zaman hükümetin Anayasa değişikliği çalışmalarının önüne geçmek için, medya büyük bir hamleyle Malezya'ya çıkarma yapmış, körfez ülkelerinden tatil için Malezya'ya gelen siyah tesettürlü hanımların işlek semtlerdeki fotoğraflarını çekerek, işte Malezya demişlerdi. Hâlbuki Malay hanımları siyah tesettür giymez. Olayları alabildiğince çarpıttılar. Zaten sahih bir Malezya fotoğrafı yoktu zihinlerde. Bu hengamede var olan da iyice bulanıklaştı. Bir anlamda herkes kendi meşrebine uygun bir Malezya resmi çizdi.

 

 

Malezya'yı okuyamadılar mı?    

 

Biraz katı bir hüküm gibi gelebilir ama benim kanaatim ne Müslümanlar Malezya'yı hakkıyla biliyor, ne de laik kesimler. Bilselerdi eğer, Türkiye'nin Malezyalaşması, Malezya'nın da Türkiyeleşmesi gibi absürt bir tartışmayı kimse ciddiye almayacaktı. Zira iki ülkenin farklı tarih tecrübesinin, coğrafya farklılığının, kültürel hayattaki kendine özgü dinamiklerinin, birbiriyle örtüşmeyen siyasi tecrübelerinin, dinî algılama ve yaşamadaki farklılıklarının buna müsaade etmeyeceğini bilirlerdi.

 

TÜRKİYE İLE MALEZYA ASLA KIYAS EDİLEMEZ

 

Neden?

 

Malezya'nın toplumsal etnik yapısının, çok dinli sosyal dokusunun bizde karşılığının olmadığını görürlerdi. Malezya nüfusunun yüzde 40'ını gayri müslimlerin oluşturduğu federatif anayasal monarşiyle yönetilen ve kendine has bir demokrasisi olan bir ülke.

 

Bakınız, Malezya, 450 yıl gibi sömürge altında kalmış ve 1957 yılında bağımsızlığına kavuşmuş bir ülke. Hârici sömürge kültürü olmayan bir Türkiye ile mukâyesesi mümkün mü? Malezya nüfusunun yüzde 40'ına yakın olan Çinli ve Hint kökenlileri ise İngilizler demografik yapıyı yeniden inşa etmek için anavatanlarından kopararak buraya taşımış. Bizde böyle bir şey var mı? Bunlar arasında ne din, ne dil ne de ortak bir tarih vardır. Malezya, ancak kendi dinamikleriyle anlaşılabilecek bir coğrafyanın adıdır. Kurulduğu kısa süreden bugüne büyük başarılara imza atmış nevi şahsına münhasır bir tecrübedir.

 

 

Hindistan ve Çin yükselişte. Malezya'da da yüzde 40 gibi yüksek bir oranda Çin ve Hindistan asıllı nüfus olduğunu söylediniz. Gelecekte bu durum sizce Malezya'nın birliği noktasında bir probleme neden olabilir mi?

 

Malezyalılar genel anlamda böyle bir tehdit hissetmiyorlar. Bu tehdit biraz fısıltıyla entelektüel çevrelerde tartışılıyor. Bana göre ise yükselen Çin ve Hindistan'ın bu bölgede nüfuz yarışına girmesi hâlinde yahut ABD nüfuzu karşısında ittifak etmesi ihtimalinde Malezya'nın iç barışını zora sokacak bir durumdur bu.

 

Çinliler ve Hintliler bu işe ne diyor?

 

Hâlihazırda Çinliler ve Hintliler arasında anavatana bağlılık gibi bir duygu pek yok. Malezya'yı anavatan bellemişler. Ancak anayasal ayrımcılığa tabi tutulduğuna inanan Çinliler ve Hintliler, yükselen iki gücü arkalarına alarak yahut onların yönlendirmesiyle dengeleri alt-üst edebilirler.

 

 

PATANİ'YE MALEZYADAN ÇOK TÜRKİYE SAHİP ÇIKMALI

 

Patani, Tayland sınırlarında acı çeken bir Müslüman toplum var ve buradakiler de Malaylar. Siz bu konuda Malezya'nın sessizliğini ve nelerin yapılması gerektiğini nasıl yorumluyorsunuz?

 

Malezya, adını koymadan Türkiye'nin güttüğü 'komşularla sıfır  problem siyaseti' izliyor. Bölgenin güçlü ülkelerinden olan Tayland'la sorun yaşamak istemiyor. Bu yüzden Tayland vatandaşı Malay Müslümanların kimliklerini koruyarak ve asimile olmadan ama her vatandaşın sahip olduğu bütün haklara sahip olarak yaşamalarını istiyor. Patani Malay Müslümanlarının yaşadığı 5 şehirden birisi sadece. Patanili Müslümanlar Malezya'ya rahatlıkla gelebilmekte, serbest hareket edebilmekteler. Özellikle de bazı İslâmî yapılanmalar Patanili Müslümanlarla güçlü diyaloglara sahipler. Malezya'nın Tayland gibi güçlü bir devleti karşısına alarak Patanili Müslümanları örgütlemesi söz konusu değildir. Bunu Patanili Müslümanların mashalatına da uygun görmemektedir.

 

Peki, Patani için neler yapılabilir?

 

Buraya STK'lar üzerinden elbette çok yardım yapabilir. Özellikle de okul açılmasına yardım edebilir. Patani'ye gittiğimde görmüştüm, devlet Müslümanların hem İmam Hatip tarzında hem de medrese tarzında okul açmasına izin veriyor. Hatta 1997 yılında Yala şehrinde İngilizce ve Arapça eğitim veren bir İslâm Üniversitesi (Yala Islamıc University) eğitime başlamış. Lakin maddi imkânsızlıklarla faaliyetlerine devam etmeye çalışıyordu. Görüştüğümüz rektör yardımcısı Soontorn Piyawason en önemli sıkıntılarının finans kaynağı olduğunu söylemişti. Bu vesileyle Türkiyeli Müslümanların da buraya yatırım yapabileceklerini hatırlatmak isterim. İHH'nın buraya yaptığı yardımları yerinde görmüştüm. Ama yeterli değil. Bölge Müslümanları daha fazla Türkiyeli Müslümanları yanlarında görmek istiyorlar. Malezyalılar buraya yardım yaptığında Tayland hükümeti alarma geçiyor, ama Türkiye'den gelecek yardımlara ses çıkarmıyor.

 

 

MALAYLAR SİNİRLENİNCE "YA ALLAH" DER

 

Malayların karakteristik özelliklerini de bilmek isteriz. Yani olaylar karşısındaki tepkileri, huyları, alışkanlıkları, güzel adetleri, erkeklerinin, kadınlarının özellikleri, İslam ile olan ilişkileri nasıldır?

 

Bu soruya ancak benim perspektifime takılanlardan yola çıkarak cevap verebilirim. Bir kere yüksek sesle konuşmazlar. Bir Malay, sesini hafiften yükselterek "Ya Allah!" dediyse, bilin ki çok kızmıştır. Sinirleri alınmış bir millet diyorum Malaylara. Çoğu şeyi içlerine atarlar. Öfkelerini de. Yabancılara karşı yumuşaklar, ancak, damat dahi yapsalar sizi, belli bir mesafede tutarlar. Ne çok yakın tutarlar, ne de çok uzak. Kadınlar camilere beyaz örtülerini giyerek gelirler. Hac'da herkesi hayran bırakan o beyaz tesettürlerle. Cemaat namazlara aktif olarak katılırlar. Devlete karşı itaatkârdırlar. Kurallara riayet ederler. Türkiye'de hiç alışık olmadığınız kadar kanunlara bağlıdırlar. Kadın erkek ilişkileri bize göre daha serbest. Malezya anaerkil bir toplum yapısına sahiptir. Hanımlar hayatın her alanında aktif oldukları gibi evde de genel anlamda öznedirler. Evde fazla yemek pişirmezler. Yemek genelde dışarıda yenir. Sıcak iklim olduğu için hayat da dışarıya yönelik kurulmuş vaziyette. İslâm'a çok saygılıdırlar. Burada laikler de İslâm'a saygılıdır. Müslümanların içki içmesi, kumar oynaması yasaktır. İçki içmek gayri müslimlere serbesttir. Malay hanımların kahir ekseriyeti başını örter. Özellikle de eğitimli kadınlar. Ama başörtüsü dayatılmaz. Tamamen insanların hür iradelerine bırakılmış bir mesele.

 

 

MALEZYA, D-8'İN YENİDEN CANLANDIRILMASINI SAĞLAYABİLİR

 

Malezya'yı iyi bilen birisi olarak, sizce bu güzel ülke ümmete neler verebilir?

 

Malezya D-8'in (Developing 8 Countries: Kalkınmakta olan 8 Ülke) kurucu ülkelerinden birisidir. Malûm olduğu üzere D-8 ülkeleri; Bangladeş, Endonezya, İran, Malezya, Mısır, Nijerya, Pakistan ve Türkiye'den müteşekkil bir birliğin ismi. 22 Ekim 1996 yılında, dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan'ın öncülüğünde oluşturulmuştu. Refahyol Hükümeti'nin düşürülmesinin en önemli nedenlerinden birisi bu projeydi. O günden sonra bu birlik hakkıyla faaliyetlerde bulunamadı. Malezya D-8 projesinin aktif bir şekilde yeniden canlandırılmasında önemli rol oynayabilir.

 

Bildiğimiz kadarı ile helal gıda ve bankacılık alanlarında iyiler.

 

Evet. Malezya'da İslâm Bankacılığı üzerine yoğun çalışmalar yapılıyor. Helâl gıdaların sertifikalandırılması çalışmalarında da gayet istekliler. Malezya İslâm Üniversitesi, Malezya İslâm Bilgi Üniversitesi (Islamic Science University of Malaysia) gibi kurumlarda dünya Müslümanlarına açık eğitim hizmetleri veriyor. Hâlihazırda Malezya'da 100 binin üzerinde yabancı öğrenci bulunuyor. Bunlar elbette ki Müslüman ülkelerden gelen öğrenciler. Burada çok hayıflandığım bir hususu gündeme getirmek istiyorum sizin vesilenizle. Türkiye ve Malezya Müslüman dünyanın iki önemli ülkesi. Ama gel gör ki, bu iki ülke arasında ilişkiler hem ticari hem de kültürel anlamda pek yoğun değil. Ticaret hacimleri maalesef çok düşük. Ekonomileri hızla büyüyen bu iki ülkenin mutlaka güçlü ekonomik ilişkiler geliştirmesi gerekir. Ben, öncelikli adımı Türkiye'nin atmasını bekliyorum. Dünyanın her tarafında aktif iş adamlarımız var. Neden Malezya'ya gelmezler, bir türlü anlamam. Burayla ticaret yapan iş adamlarının profiline ve ticaret hacmine baktığımızda kesinlikle yeterli olmadığını görürüz.

 

HADİSLERİN İSLAM MEDENİYETİNİN TEŞEKKÜLÜNDE KURUCU ROLÜ

 

Hocam, özel çalışmalarınızı konuşmak isteriz müsaade ederseniz. Mesela 'hadis' alanında yakın zamanda nasipse sizden neler bekleyeceğiz?

 

Geçen aylarda Arapça olarak hazırladığım "Şia ve Ehli Sünnet Arasında Karşılaştırmalı Hadis İlimleri" isimli kitabım piyasaya çıktı. Daru'l Hikme İlim Araştırma ve Kültür Derneği kitabı Türkçeye tercüme etmeyi planlıyor. Hadis alanında İngilizce olarak yayımladığım ve hazırlamakta olduğum makaleler var. Ancak, Allah nasip ederse, zamanı daha iktisatlı kullanarak hadislerin İslâm medeniyetinin teşekkülünde oynadığı kurucu rol üzerine bir çalışma yapmak arzusundayım.

 

Hocam ben çok teşekkür ederim bu söyleşi için.

 

Ben teşekkür ederim Mustafa Bey. Çalışmalarınızda başarılar dilerim.

 

 

Malezya İslam Üniversitesi Türk Öğrencileri bekliyor

Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi 1983 yılında faaliyetlerine başlamış bir kurum. Kuruluş felsefesi modern bilgiyi İslâmî paradigma içerisinde yeniden üretmek. Bilimsel faaliyetlerde geri kalmış Müslümanların tarihteki öncü rolünü tekrar üstlenmelerine bir katkı sağlamak.  Eğitim dili İngilizce'dir. İlahiyat fakültelerinde ise İngilizce ve Arapça eğitim verilmektedir. Popülaritesi yüksek bir üniversite. Mezunlarının yüzde 85'i mezun olduktan sonra ilk 6 ayda iş bulabilmektedir. Buranın diğer İslâm üniversitelerinden farkı, modern bilim disiplinlerinde kutsaldan bağımsız üretilen ve formüle edilen bilgiyi yeniden ele alıp, onu kutsalla barıştırmayı ve mümkünse yeniden üretmeyi hedeflemesidir. 27 yaşında çok genç bir kurum. Buna rağmen bazı köklü üniversitelerle yarışacak durumda. Eksiklikleri yok değil. Gayretlerimiz bu eksiklikleri gidermek noktasındadır.

 

HACC'DAN SONRA MÜSLÜMANLARI BİR ARAYA GETİREN EN BÜYÜK PLATFORM

90 civarında ülkeden 105 farklı ırka mensup öğrenci barındırmaktadır. Farklı dil, ırk, kültür ve coğrafyalardan bu kadar insan topluluğunun yaşadığı bir mekânda, öğrenciler, farkında olmadan ve doğal yaşamın içinde kültürel anlamda ikinci bir diploma elde etmekteler. Hac organizasyonundan sonra Müslümanları bir araya getiren en büyük platform diyebiliriz. Bir anlamda Müslümanların birleşmiş milletler topluluğu. Az sayıda da olsa gayri müslim öğrencilerimiz de vardır. 

 

 

Malezya da Mavi Marmara ile birlikteydi

 

Dünya ayağa kalktı. Siz de konu ile alakalı yazılar yazdınız. Mavi Marmara katliamının ben Malezya'daki yansımalarını merak ediyorum. Malezya'dan olay nasıl göründü? Nasıl yankı buldu?

 

Malezya Müslümanları elbette ilgiyle ve kaygıyla izlediler gelişmeleri. Özgürlük filosu organizasyonunda olduğu gibi Mavi Marmara'da da 11 Malay vardı. Gazetelerde o Malaylar hakkında sürekli haberler yaptılar. Türkiye konsolosluğunun önünde Türkiye'ye destek gösterileri yapıldı. Amerika konsolosluğunun önünde ise Amerika ve İsrail tel'in edildi.  Hem hükümet, hem muhalefet İsrail'in tutumunu eleştirdiler. Malezya resmi olarak İsrail'i tanımıyor. Bu yüzden olsa gerek Malaylar psikolojik olarak kendilerini bizden daha rahat hissediyorlar. En azından İsrail'le ilişkiye girmenin sorumluluğunu taşımıyorlar. Malay Müslümanlarının ortak noktalarından birisi anti İsrail duruşudur.

 

Serdar Demirel Kimdir?

Iğdır'da dünyaya geldi. İlk, orta ve liseyi Iğdır'da bitirdi. Düz lise mezunu. Ailesi mühendislik gibi bir dalda okumasını istiyordu. O ise İslâmî ilimler hayalî kuruyordu. Bunun için 1990 yılında Pakistan'a gitti. 1995 yılında Uluslararası İslâm Üniversitesi İslâmabad/Pakistan Usûluddîn Fakültesi'ni bitirdi. 1999 yılında aynı üniversitenin Tefsir ve Hadis bölümünde master yaptı. 2005 yılında da Malezya Uluslararası İslâm Üniversitesi'nde Kur'an ve Hadis bölümünde doktorasını tamamladı. O günden beri Malezya Uluslararası İslâm Üniversitesi'nde eğitim görevlisi olarak hizmet yapmakta. Akademik hayatın gereği olarak bir taraftan eğitim faaliyetleri bir taraftan da ilmî çalışmalar, makaleler, gazete yazıları vs. bütün yoğunluğuyla devam etmekte.

 

(M. MUSTAFA UZUN / VAKİT)

  • Yorumlar 0
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim