1. YAZARLAR

  2. Melih Altınok

  3. Bütün iktidar sivillere
Melih Altınok

Melih Altınok

Yazarın Tüm Yazıları >

Bütün iktidar sivillere

A+A-

Lenin, 1905 Şubat Devrimi sonucunda ortaya çıkan ikili iktidarın tüm yetkilerini, halkın temsilcisi olan ve yine ona hesap verme sorumluluğu taşıyan Sovyetlere devretmesi gerektiğini Nisan Tezleri’nde şu meşhur mottoyla ifade etmişti:

“Bütün iktidar Sovyetlere!”

İktidarı güvenilmez (o dönemin de bidon kafalıları) halka devretmeye başından beri karşı olan Stalin ise, Sovyet Devrimi’nin Lenin dönemindeki bu demokratik perspektifini “aşamalı devrim” gibi gerekçelerle daralttıkça daralttı. Sonuçta SSCB’de tüm iktidar, merkez komite bürokrasinin elinde toplandı ve komünizmin bu ilk çocuğu büyüdükçe Frankeştayn’a dönüşüp milyonlarca insana hayatı zehir etti.

Aranızda Komünizm falan deyince istavroz çıkaranlar olduğunu biliyorum ama Lenin’in bu demokratik önermesi, köklü bir sosyal demokrasi geleneğinin her zaman güçlü olduğu batı demokrasilerinde de yıllardır aksiyom muamelesi görür.

Avrupa ülkelerinde kamuda, halkın tek ve meşru temsilcisi olan siyasal iktidarın müdahil, dahası en etkin aktör olmadığı küçücük bir alan bile bulamazsınız.

Bizim meclisin genel kurul duvarındaki “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” yazısının gerekliliği de budur aslında.

Ancak egemenliği bürokratik bir cumhuriyetin mutlak hâkimiyeti olarak okuyan Kemalist elit ve onların gönüllü köleleri, tıpkı Stalin gibi halkın iradesinden öcü gibi korkarlar.

İşte, “siyasal iktidarın muktedirliğinin sınırlandırılması demokrasinin temel koşuludur” türünden oksimoronları utanmadan sıkılmadan dillendiren bu güruh, birkaç gündür Hrant Dink’in ailesi tarafından AİHM’de açılan davada, Türk tarafının yaptığı iğrenç savunmayı bu amaçları doğrultusunda kullanmaya çalışıyorlar.

Türkiye’nin, canımız Hrant’ın 301’den aldığı mahkûmiyeti, AB’nin Nazi yanlısı yazarlara verdiği cezalarla gerekçelendirmeye çalışan ahmakça ve çağdışı savunması, üstüne basarak söylüyorum, hükümetten ziyade Türkiye devlet bürokrasisinin ayıbıdır.

Rapordan haberdar olur olmaz görüştüğüm hükümet üyeleri, bürokratlar ve Hrant’ın davasının yanı sıra hakları ihlal edilen pek çok Türkiye Cumhuriyeti yurttaşını AİHM’de savunan hukukçular da bu noktanın altını önemle çiziyorlar. Ulusalcıların borazanı haline gelen merkez medyanın, bu utanç vesikasını tüm sorumluluğunu siyasal iktidara yükleyerek manipülasyon yaptığını vurguluyorlar.

Bakın bu rapor da, Türkiye’nin AİHM’deki bütün davalarında olduğu gibi, Dışişleri Bakanlığı bünyesindeki bürokratik mekanizmalar tarafından hazırlandı. Ve içeriği basına sızan bu metindeki argümanlar demokratik açılım perspektifine zarar vereceği için hükümet cephesinde tepkiyle karşılandı. Artık bu savunmaların, ilgili bakanlıkların bünyesinde konumlanıp, resmi ideolojinin bekasına memur edilmiş bir takım bürokratların inisiyatifine bırakılmayacağı belirtiliyor.

Gocunmadan “Hepimiz Ermeniyiz” diyebilen demokratları, solcuları, Hrant’ın katillerine yardım ve yataklık edenlerin manipülasyonlarına karşı uyanıp olmaya çağırıyorum.

Söz konusu raporu halka karşı hesap verme sorumluluğu olan hiçbir siyasal iktidar hazırlayamaz. Ama işte, yüzü olmayan bürokrasi, skandalın siyaseten sorumluluğunu umursamadığı için böylesine fütursuz davranabiliyor. Dolaysıyla bu gibi ırkçı çıkışları engellemenin yolu, eski rejimin kalıntısı bürokrasinin değil, siyasetin daha fazla inisiyatif almasını savunmaktan geçiyor.

Elbette siyasal iktidar da bu tabloda sütten çıkma ak kaşık değil. Tüm enerjisini Türkiye’nin demokratikleşmesine engel olmak için harcayan bu bürokratik eliti hâlâ o görevlerde tutmalarının izahı yok. Bakanlıkların yanı sıra devletin tüm birimlerindeki uyuyan Ergenekon hücrelerini bulmalı ve tasfiye etmeliler. Artık bahane değil, cesur somut adımlar bekliyoruz kendilerinden.

Hrant’ın ve darbe ideolojisinin katlettiği tüm yurttaşların anısına sahip çıkmak için, “Bütün iktidar sivillere” diye haykırmak gerekiyor. Stalin’in 2010 Türkiye’sindeki muadillerinin etkisi kırılmadıkça, askeri-sivil bürokratik vesayette hepimiz güvercin tedirginliğinde yaşayacağız.

TARAF

YAZIYA YORUM KAT