1. YAZARLAR

  2. MURAT AYDOĞDU

  3. Bütün Boyutları İle Zulüm* ve Mücadelemiz
MURAT AYDOĞDU

MURAT AYDOĞDU

Yazarın Tüm Yazıları >

Bütün Boyutları İle Zulüm* ve Mücadelemiz

A+A-

Zulüm, İnsanlık tarihinin temel etkenidir. Âdem ve eşinin Allah’ın sınırını çiğneyerek nefislerine zulmetmesi ile başlayan, Sonra kardeş katli1 ile devam eden bir tarih.

İnsanın içinde ve toplumda zulüm/karanlık ve nur diyalektik2 bir mücadele içindedir. Yeryüzünde halifeliğin alınması ile başlayan emanet, zulme karşı mücadeleyi içerir. Hiç kimse bu mücadeleden kaçamaz3.

Tarih zulmün hâkim olduğu toplulukların felaketleri ile doludur4. Ve bulunduğumuz hal, yaşadığımız toplum helak durumudur da, farkında değiliz.5

Muhafazakâr yorumlarda, imanın şartları arasından sayılmayan zulme karşı mücadele, imanın en önemli şartıdır gerçekte.6

“Allah iman edenleri, dünya hayatında ve ahrette sabit bir söz üzerinde tutar; zalimleri de sapıklıkta bırakır.” 14 İbrahim 27

“Muhakkak ki zâlimler iflah olmaz” 28 Kassa 37

"Zulümden sakınınız. Zira zulüm, kıyâmet günü sahibini saran karanlıklar olacaktır"7   

Allah’ın Kitabının anlatımında zulüm; birbirini besleyen ve tetikleyen beş kollu saldırı şeklindedir.

I- Zulümat/karanlık: Dalalet ve Cahiliyet.

II-Nefsine Zulmetmek: Fıtrata aykırı davranış, sorumsuzluk.

III-Nimette Zulüm: Allah’ın rızkını keyfince kullanmak, gasp.

IV-Hukukta zulüm: İnsanlar arasında eşitsizlik, adaletsizlik, ayrımcılık.

V- Yönetimde Zulüm: Kurumsallaşmış zulüm.

Yeryüzünün halifesi insan, sürekli mücadele halinde8 olduğu zulmün bu beş kolundan, bir ya da birkaçını ihmal etmesi, önemsememesi diğerleri ile mücadelesini zayi eden sonuçlara yol açar.

“Allah'a şirk koşma. Şüphesiz şirk, gerçekten büyük bir zulümdür." 31 lokman 13

Lokman(as)’ın oğluna duası, zulmün temelini ortaya koyar. Allah; Adaletin, Nimetin ve Fıtratın bahşedicisidir. Tüm kâinatı insana hizmete memur kılan Allah, insana da buna uygun davranmasını emreder. Allah’a şirk koşanlar, bu özellikleri gölgeleyen, örten ve gasp eden ortakları ile zulme sebep olurlar. Ortak koşmaları aynı zamanda dengenin bozulması ve gasptır. Günümüzde oluşturulan her put’un, insan ve toplum üzerindeki sistematik müdahalesini kolayca müşahede edebiliriz.

Aliya İzzetbegoviç hapiste UÇK (Kosova Kurtuluş Ordusu) mensupları ile münazaraya girer. UÇK mensupları, İslam dininin, Arnavut halkını geri ve pasif bıraktığını söylerler. Aliya “Sizinle fikri açıdan anlaşmamız mümkün değil, ama Sırpların zulmüne karşı mücadelenizi destekliyoruz” der. İşte UÇK nın anlayamadığı ve Aliya’yı Bilge Kral yapan duruş budur ve kökeninde zulüme karşı kurani bilinç vardır.

Kurtuluş; önceleyip, sonra-lamadan tümü ile aynı anda/tevhidi mücadeleyi gerektirir. Birçok durumda, bunlardan birisine ağırlık verilmesi gerekse de, diğerlerinin ihmali yıkıcı etkilere yol açar.

Ferisiler İsa’ya (as) tuzak kurarlar.

“Sana nasıl görünür? Kayser’e vergi vermek caiz midir” Matta Bab 22/17

İsa tuzaklarını anlar, Caiz dese; Yahudi halka “Bakın Roma’yı destekliyor!” diyecekler. Caiz değildir dese;         Roma’ya “Size isyan ediyor“ deyip, İsa’yı tutuklatacaklar. Hz. İsa zulmün bütün boyutlarının da bilincinde olarak, paranın üzerini göstererek devam eder;

“Bu suret ve yazı kimindir? Onlar da: Kayserindir dediler. O vakit İsa onlara derki;

-Kayserin şeyleri Kaysere, ve Allah’ın şeylerini Allah’a ödeyin.”

İsa; Roma zulmünün bütün yönlerini gören ve reddeden bir duruş sergiler. Tümüyle karşı çıkan, parasının kullanımını bile hoş görmeyen direniş. Buna karşı İsa’nın bu sözünü Roma’yı meşrulaştıran ve Laik bir anlayışa dönüştüren muharref gelenek.

Basamak basamak planlanan mücadele esasları çoğu zaman hiç bitmeyen basamaklarda takılır kalır. “Hele bir iktidarı alalım, sonra hallederiz senin sorununu”  problemli bir yaklaşımdır. Ve bu yaklaşım, ekmek kavgasındaki, kimlik mücadelesindeki ya da hukuksuzluklar karşısındaki çaresizliğe mahkûm edilmişlere yüz çevirmektir. Şartlar bazen insanları, kendi iç dinamiklerinden bağımsız etkiler ve basamağın en üstüne yerleştiriverir.

Ya da Tağuti bir sistemin kurumsallaşmış totaliter baskısına sessiz kalarak boyun eğmiş bir mücadele düşünün. Güç, sermaye ve sistematik ağa sahip sistem, mücadeleyi sürekli çıkmaza sokacak açılımlar yapar. Sonuçta iyi vatandaş yetiştirmekten bir adım ileriye gidemeyen cemiyetler tarihteki yerini alır.

Zulümle mücadelede; öncü bilgi, liderlik ve eylem içerisindeki bir kimsenin, benlik zulmünü aşamadığını düşünün. Öfke, kibir ve tahakküm edici zulüm özelliklerinde bir liderliğin, yeni bir müstekbir sınıf oluşturması, baskıcı yönetim oluşturması kaçınılmazdır. Aynı zamanda mücadele saflarının gevşemesi ve kırılmasına yol açar9.

I-ZULÜMAT

Kuran zalim topluluklardan, kavimlerden söz eder10. Zulümat bir hal/durumdur, zemindir. Afakî ve enfüsi ayetleri okuyamayan, Sünnetullahı ve Fıtratı göremeyen topluluğu kuşatır. Sürekli dalalet içinde insan yetiştirir ve onları sürüye çevirir11.

Yüzyılımızın başında Alman halkının %87’si Nazilere onay verir. Nazi zulmünün kurbanları, günümüzde aynı oranlarda Siyonistleri onaylayan seçim yaparlar. Uzağa gitmeye gerek yok, yaşadığımız topraklarda yıllar süren kardeş kavgaları, toplumsal zaaflarımızdan kaynaklanır ve toplumumuzun ezici çoğunluğu milliyetçi yaklaşımlar içindedir.

Dinlerin haricindeki hiçbir beşeri sistem köklü bir toplumsal ıslahı sağlayamamıştır. Kimisi Sovyet, Yugoslavya ve Çin modelleri gibi yüz yılı deviremeden tarih olmuş, geriye şoven duygularla birbirini paralayan kavimler bırakmıştır. Kimileri de Kapitalist dünya da, hala yeryüzünü ifsada boğmakta, ya da ulusalcılıkla kavimleri vuruşturup durmaktadır.

Allah’ın Elçisi Hz. Muhammed’in 13 yıllık Mekke mücadelesinde Mekke halkının %98’i ona tabi olmaz. 20 000 Nüfuslu Mekke’de, hicret esnasında sadece 400 kişilik topluluk kendini zulümattan kurtarabilmiştir.

Peygamberin mücadelesinde, zulümat içindeki toplum uyarılır, ikaz edilir ama düşman bilinmez. Mücadele müstekbir ve zalim yöneticilere karşıdır. Cahili toplumlarda ise düşman halklar olur,  bir topluluk diğer topluluğa düşman olur12. Çoğunluklada adalet terk edilir. Belli toplulukları düşman bilen anlayış bazen camilere, cem evlerine, Pazar yerlerine saldırılar düzenler13. Kendisini Kurani mesajlarla tanımlamaya çalışan guruplarda bile gözlenen bir mücadele kayması gözlenir. Dikkatle incelenirse Kurandaki “Dinde zorlama yoktur, sen onlar üzerinde zorlayıcı değilsin, sana düşen sadece uyarmaktır” emirlerinin hepsi cahili topluma karşı söylenmiştir14.

Dünya üzerindeki toplumsal hareketlerin ezici çoğunluğu yeni sistemlerini baskı ve katliam ile yerleştirirken. İslam dünyasında ise tarihin tek kansız kurulan yönetimi Medine’dir. Ve yine tarihin en kansız fethi, Mekke de gerçekleştirilir. Nebini vefatından 30 sene geçmeden, değerden uzaklaşanların baskısı yine inananlara yönelmiştir.

Zulümat/karanlık, Kuranda karşıtı Nur (Kuran için kullanılır) olarak geçer15.

“Karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için apaçık ayetler indiren Allah’dır” 57 Hadid 9

Bu Nur, Değer kaybına uğramış, dalalet içinde ne yapacağını bilmez kalabalıklar için Allah’ın ipidir. Mücadele esasında sağlam zemin ve ilke sağlayan bu ipe sarılmayan toplulukların, zulmün diğer kolları ile mücadelesi sonuç vermez. Nazilerden kurtulanlar, Siyonist devlet kurar. Kurtuluş savaşı verdim diyenler, kendi ulus devletlerini kurar ve onlardan pek farklı bir yola da girmezler.

Zalim sultaların istismar ettiği bu kitle, önüne sağlam seçenek ve güvence konduğunda fıtri davranış gösterebilir. İnsan iradesi ve seçimine benzer tercihlerde bulunan topluluklar, kıyamet günü de, tabi oldukları yöneticilerle birlikte haşrolunur/sorgulanırlar16.

“İçinizden yalnızca zalimlere erişmekle kalmayacak olan bir fitneden de korunun!” 8 Enfal 25

Tağğuti sistemler toplumların bu meylinin farkındadır ve sağlıklı mücadele yürüten bütün salih toplulukları baskı altına alır, toplumdan koparmaya çalışır. Ali Şeriati “Zulüm; Mazlumla, zalimin karşılıklı rızası boyunca sürer” der. Bu anlaşma sessiz ve korkuya dayalı bir anlaşmadır. Burada mücadele, mustazaf kitleyi aydınlatma yada karanlıkta bırakma mücadelesidir.

Ve mustazafların çığlığı, zalimler için bir felaket olur .

“Zalimleri ise bir çığlık aldı ve yurtlarında cansız olarak yığılıp kaldılar.” 11 Hud 67

Yaşadığımız coğrafyada ve İslam dünyasının büyük bölümünde, mustazaf kitleler baskıcı sistemlere hep pasif tepkiler göstermişlerdir. Bünyelerinde barındırdıkları potansiyel gücün farkına varmaları, zalim sistemlerin en büyük korkusudur. Selefi ve marjinal hareketler bu potansiyelin dışlanması, uzlaşmacı/entegrist hareketler ise bu potansiyelin harcanmasıdır. Bütün peygamberler bu bilinç ile, zulmün başı müstekbirlerle mustazafları birbirinden ayırmışlardır.

II-NEFSİNE ZULMETMEK

İnsanın yaratılışında, uygun fıtri özellikler, takva melekeleri ve unutkanlık, isyan, sabırsızlık ve bencillik, fücur vesveseleri bulunur17. Bu melekeler ve vesvese sürekli çatışma halinde insanın bireysel yaşamını oluşturur. Yeryüzünde Halifelik görevini yüklenen İnsanın bu görevi aksatan her faaliyeti, nefsine yapılmış bir zulümdür18. Bunu üç alt gurupta inceleyebiliriz.

a) Nemelazımcılık; Ali şeriati insanın dört zindanı adlı eserinde, aşılması gereken en zor zindanın, Benlik zindanı olduğunu söyler. Doğa, Tarih ve Toplum zindanları bilgi ile aşılırken, Benlik zindanı aşk ile aşılır. Bunu insana verecek en kuvvetli kaynak Din’dir. Kuran’da bu Allah’ın ipi olarak tanımlanır. Yeterli, bilgiye sahip ama umutsuzluğa kapılmış insanlarla sık sık karşılaşırız. Ya da zamanında şunu yaptık, bunu yaptık diye övünen, ama işe yaramadı diye kabuğuna çekilmiş insanlarla karşılaşırız. Hatta bunların büyük kısmı uzlaşmacı ve pasif yapılara yamanır. Nefsine hoş gelen, risk içermeyen, hatta çoğu zaman yan cebini de dolduran faaliyetlerle ömrünü doldurur19.

b) Kibir; Takıntı ve bencilliğini aşamamış kişilerin, sadece nefislerine zulümle kalmayan, mücadele seyrini de zarara uğratan kısmıdır bu. Kuran’ın uyarısı bize yol gösterir.20

Birçok zaman Müslüman topluluk da bu tip kimselere pragmatist yaklaşır ve “Kol kırılır yen içerisinde kalır” mantığı ile bunlara göz yumarlar. İşte o an, sınavlar kaybedilmiştir. Mücadelenin önderleri liyakat sahibi olmalıdır.

c)  Acelecilik; Tepkisellik ve kontrolsüz hareket yarardan çok zarara yol açar. Zulüm insanın sabrını yer bitirir, nefsine ağır gelir ve zamansız çıkışlara sebep olur.21

“İnsan aceleci yaratılmıştır…” 21 Enbiya 37

Çalışkanlık anlamında ve çabuk tepki, birçok durumda yararlı olsa da, bazı durumlarda kontrolsüz hareketlere ve düzensizliğe yol açar. İş tezgâhları ile dolu bir atölye düşünün. Çalışan kişinin seri hareketlerle 10 saniyede gideceği bir yere, koşarak 14 saniyede gittiği tespit edilmiştir. Yine böyle bir atölye çıkışında, 20 kişinin seri bir çıkışla 13 saniye süren tahliyesi, panik halinde sıkışma sebebi ile yarım saati bulmaktadır.

Mekke de baskının en koyu anlarında, bedevi cesareti ile müşriklere karşı dikilen Ebu Zer (ra) hakkı haykırır.

“Ey Ebu Zer; Git kabileni uyar. Benden Sana gelenleri kabilene tebliğ et. Benim ortaya çıktığım haberi sana erişince çık yanıma gel”22

Hz. Muhammed Ebu Zer’i Mekke’den, daha verimli olacağı kabilesine gönderir.

Bedevi zihniyetli kişiler, mücadele meydanında Allah’ın övdüğü kimseler olsa da, önderliğe geldiklerinde slogandan öte iş yapamazlar. İnkilabi ve sağlıklı mücadele uzun soluklu, çok yönlü ve istikrarlıdır.

Devam Edecek...

 

Dipnotlar:

*  ZULÜM: Kelime anlamı ile Karanlık, noksanlık, yanılgı, eziyet ve baskı anlamlarına gelir. Ağırlıkla; Dalalet/şaşkınlık, azgınlık ve cehalet  kavramlarını içerir. Gurur, kibir, kendini yeterli görmek, gasp ve bencillik gibi dürtülerden beslenir. Kur'an'da 316 ayette geçer, Konu bütünlüğü, anlatımı oluşturan ayet gurupları (siyak ve sibak) ile birlikte muhkem ayatlerin yarıdan çoğu doğrudan zulüm konusunu ile irtibatlıdır.

1-     2 Bakara 35 ; 5 Maide 27-30

2-     Diyalektik iki zıt değerin çatışma süreci

3-     4 Nisa 75 ; 2 Bakara 216 ; 9 Tevbe 19

4-     10 Yunus 13 ; 30 Rum 8-11 ; 29 Ankebut 34-41

5-     8 Enfal 25-28

6-     3 Ali İmran 57 ; 6 Enam 82 ; 42 Şura 22

7-     Buhari, Mezalim, 8; Tirmizi, Birr, 83

8-     3 Ali İmran 135 ; 33 Ahzab72

9-     42 Şura 42-43 ; 3 Ali İmran 159 ; 39 Zümer 50-51

10-   23 Mü’minin 33-41 ; 16 Nahl 33-36 ; 22 Hac 39-46  

11-   2 Bakara 11-20 ; 6 Enam 122

12-   5 Maide 8

13-   22 Hac 38-41

14-   2 Bakara 256-258   

15-   5 Maide 15-16 ; 14 İbrahim 1-5 ; 57 Hadid 9-10 ; 65 Talak 11 ; 35 Fatır 19-25

16-   34 Sebe 31-33

17-   6 İnfitar 6-7 ; 91 Şems 7-9

18-   2 Bakara 130 ; 4 Nisa 110

19-   59 Haşr 9 ; 3 Ali İmran 116-117

20-   3 Ali İmran 159 ; 80 Abese 1-4 ; 3 Ali İmran 135,136

21-    2 Bakara 214

22-   Müslim, Fazilet-ül Sahabe 28

YAZIYA YORUM KAT

4 Yorum