Buti’nin ulusalcı dili!

21.06.2011 00:09

Mustafa Özcan

Buti farkında olmayarak statükoyu savunurken ulusalcı bir dil kullanıyor. Esat rejimini dünyanın ve iyiliğin merkezine oturtuyor

O giderse her şeyin biteceğini düşünüyor. Şaşılacak şey ama Buti istidracla (derece derece ve kademe kademe) rejimle iç içe geçerek ve yaşayarak sonunda onun söylemine kendini kaptırıyor veya söylemine teslim oluyor. Körle yatan şaşı kalkar misali ve hesabı. Suriye rejimi ilk günden beri yaşananları bir dış komplo olarak değerlendirme eğiliminde. Bununla da kalmayan rejim iç krizini dışarıya ihraç etmek istiyor ve bununla da kalmıyor krizini bölgesel bir kriz haline dönüştürmeye ve ateşi her yere yaymaya çalışıyor. Lübnan’da Trabluşşam’da Sünni-Şii kapışmasını körüklüyor ve zımni olarak Türkiye’yi tehdit ediyor ve işine geldiğinde, yıllar yılı suskun kaldığı İsrail sınırına herkes tarafından ideolojik sermaye olarak kullanılan mazlum Filistinlileri yığıyor. Hayret bir biçimde Buti de bunlara çanak tutuyor. Buti kendisini fena halde rejimin komplo söylemine kaptırmış vaziyette. Suriyelilerin baharını dış destekli bir komplo olarak değerlendiriyor. Suriyeli muhaliflerin talimatlarını ecnebi ülkelerden aldıklarını ileri sürüyor ve bir darb-ı mesel kullanıyor: Kılavuzu karga olanın burnu pislikten kurtulmaz. Bazılarının kendisini bu meselede rejimden yana tavır aldığını düşündüğünü halbuki kimseye jestte bulunmadığını ve mücamele etmediğini savunuyor. Nazlı veya bir başka ifadeyle kibirli bir dil kullanıyor ve ölünceye kadar da kimseye yalakalık yapmayacağını ve Kur’an ve Sünnetin rehberliğinden şaşmayacağını söylüyor. Adeta Yemen lideri Ali Abdullah Salih gibi ‘referansımız Kur’an ve Sünnettir’ diyor. Halbuki, bu gibi liderlerin Kur’an ve Sünnetin arkasına gizlendikleri ve onları kendilerine siper ettikleri bir gerçek. Suriye rejimi tam bir siyasi putperestlik içinde. Buti bunları görmüyor olamaz. Ama görmezlikten geldiği de bir gerçek. Kur’an ve Sünnet kimsenin zorla ve halkına rağmen iktidarda kalmasını tavsiye etmiyor. İstenmediği hale kerhen imamlık yapana lanet edilmiştir.

¥

Muhammed Said Ramazan el Buti de lidersiz halk hareketinin doğru olmayacağını ileri sürüyor. Bu liderli hareketleri benimsediği anlamına mı geliyor? Elbette hayır. Hama karşısındaki tutumu belli. Buti en fıtri hareket olan halk hareketine kara çalabilmek için bu defa da halk hareketinin lidersiz olamayacağına dikkat çekiyor ve şunları söylüyor: “Liderlik belirsiz ise Kitap ve Sünnete göre, meçhule uymak ve bağlanmak -şartlar ne kadar ağır olursa olsun- caiz değildir.” Peki tarihte sonucu belli olmayan bir hareket var mıdır? Sıfır riskli bir harekete tarih şahit olmuş mudur? Hangi hareketin sonucu yüzde yüz belirli olmuştur? Buti laf oyunlarıyla bu hareketin gerisinde Batılıların olduğunu da söylemeye çalışıyor. Acaba Buti, Suriye rejimini savunma bahsinde bu söylediklerini diğer Arap devrimleriyle alakalı da demiş midir? Onlara da uyarlıyor mu? Onların da komplo ile karşı karşıya kaldıklarını söylüyor mu? Dememiş ise şüphesiz Esat rejimi karşısında çifte standart uyguluyor ve tercih bila mürreccih dedikleri gibi sebepsiz bir şekilde onu kayırıyor. Ya da halife kadar meşru bir otoriteye haiz olduğunu düşünüyor. Halbuki, Esat rejimi hilafeti günahı kadar sevmez. Burada Buti, rejimin meşruiyetini savunabilmek için eski defterleri karıştırıyor ve Batılıların nükleer santraldan sonra Irak’ı yıkmayı akıllarına koyduklarını ve ardından sıranın Suriye’ye geldiğini savunuyor. Halbuki, 1991 yılında binlerce askerle birlikte Bush’un yıkım ordusuna katılan Suriyeli komutan bugün Suriye’de en kilit mevkilerden birisini işgal ediyor. Bush yıkım yaptıysa bunu kendi başına yapmadı. Esat gibi ortakları vardı. Buti, Bush’u görüyor ama nedense baba Esat gibi ortaklarını göremiyor!

¥

Buti, Suriye’ye uygulanan planının Irak’tan farklı olduğunu ve Suriye’de yıkım sürecinin gösterilerle birlikte başladığını ve tahribatla devam ettiğini ve rejimin yıkılmasıyla da amacına ulaşacağını varsayıyor. Buti’ye göre, Suriye’ye yönelik dış plan şöyle: Önce gösterilerle rejim sarsılacak. Ardından kellesi vurulacak ve cansız yere serilecek. Akabinde, tahribat başlayacak. Kan kanı çekecek ve kan gövdeyi götürecek ve Suriye bir iç savaşa sürüklenecek ve ülke kan gölüne dönecek. Ardından da arkada saklanan gizli mimar veya senarist saklandığı yerden ortaya çıkacak ve kurtuluş reçetesini yazacak. Bu mimara, usta veya üstat diyor. Arapçası muallim. Herhalde Velit Muallim’i kastetmiyor! Onun adı her ne kadar Muallim ise de konusu ve sıfatı rejimin ulağı ve çömezi. En son kargaşadan sonra devreye girecek geri plandaki muallimin sorunu çözeceğini söylüyor. Acaba bu esrarengiz muallimin formülü ne? Onu da yine Buti’nin kaleminden gelecek yazıda anlatalım.

YENİ AKİT

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim