17 Mayıs 2012 Perşembe
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Büşra Ersanlı Hakkında Özgür-Der’den Açıklama
04 Kasım 2011 Cuma 14:02

Büşra Ersanlı Hakkında Özgür-Der’den Açıklama

Özgür-Der, Büşra Ersanlı'nın KCK'dan tutuklanması ve hakkında çıkan haberlerle ilgili bir açıklama yaptı.

Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya, KCK operasyonları kapsamında Prof. Büşra Ersanlı'nın tutuklanması ve bazı medya organlarında çıkan haberlerle ilgili bir basın açıklaması yaptı. Yasal bir partiyle irtibatından ötürü insanların suçlanmasının kabul edilemez olduğunu belirten Kaya, bazı yayın organlarında çıkan haberlerin insafsız ve ayıp olduğunu ifade etti.

KCK’nın yanı sıra el-Kaide, Hizbullah ve Hizb-ut Tahrir operasyonlarındaki mantığa da dikkat çeken Rıdvan Kaya, suçlu üretme mantığının Türkiye’yi kötü, tehlikeli bir vasata sürükleyeceğine dikkat çekti.

Özgür-Der Genel Merkezi’nden yapılan açıklama:

Karalama Kampanyasıyla Suçlu Üreterek Hukuk Devleti Olunmaz;

Ancak Polis Devleti Olunur!

4 Kasım 2011

Bu ülkede yaşayan herkes ve bilhassa da muhalif kimlik sahipleri, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü yoğun ve sistematik biçimde ihlal eden bir devlet geleneğinin mevcudiyetine aşinadırlar. Kuruluş sürecinden itibaren sistemin zihnî alt yapısında, muhalif olmak neredeyse düşman olmakla eşdeğer bir suç ve dolayısıyla muhalifler de şiddetle cezalandırılmayı hak eden suçlular olarak algılanmışlardır.

Siyasal ve hukuksal yapıda on yıllar içinde yaşanan değişim ve nispi gelişmeye rağmen bu otoriter mantık bir biçimde sürekliliğini korumuş, adeta devletin güvenlik ve yargı birimlerinin refleksine dönüşmüştür. Bu yüzdendir ki, düşünce ve örgütlenme özgürlüğü açısından büyük mesafe kat edildiğinin düşünüldüğü bir vasatta dahi çeşitli operasyonlarla gözaltına alınıp bilahare haklarında dava açılan sayısız insanın hukuki durumuyla ilgili tartışmalar kesintisiz devam etmektedir.

KCK davası adıyla sürdürülen takibat ve yargılamalarla birlikte bu hukuki savrukluk, özensizlik ve ilkesizliğin bir kere daha tazelenmesine şahitlik etmekteyiz. Uzunca bir süredir zaten üzerinde çokça şaibe biriken bu dava son gözaltı ve tutuklamalarla birlikte daha yoğun tartışma konusu haline gelmiştir. Bundan önce gerçekleştirilen çeşitli operasyonlarda BDP üyesi pek çok seçilmiş yerel yönetici ve parti yetkilisinin tutuklanmasının meydana getirdiği sorular ortada durur, kamuoyunun bir kesiminde oluşan ciddi kaygıları gidermeye yönelik hiçbir çaba sarf edilmezken, en son gerçekleştirilen gözaltı ve tutuklamalarla birlikte sorun daha da büyütülmüş ve içinden çıkılmaz hale getirilmiştir.

Son operasyonlar neticesinde tutuklanan Prof. Büşra Ersanlı, yayıncı Ragıp Zarakolu ve insan hakları aktivisti Ayşe Berktay gibi isimlerin tam olarak ne ile suçlandıkları belli değildir. BDP’nin Siyaset Akademisinde ders vermek gibi bir suçlamanın gündeme getirildiği görülmektedir. Daha kötüsü sıklıkla söz konusu Siyaset Akademisinin bazen BDP’ye, bazen de KCK’ya atfedilmesidir! Bilinçli yapıldığı aşikâr bu karıştırma fiili bizatihi bir suç oluşturma çabasını ihsas ettirmektedir. Oysa siyaseten hoşlanılmasa, hazzedilmese de BDP Mecliste de grubu bulunan yasal bir partidir. Dolayısıyla yasal bir partiyle irtibatından ötürü insanların suçlanması kabul edilemez.

Öte yandan medyanın bir bölümüne servis edilen bazı haberlerde bilhassa Büşra Ersanlı’nın kamuoyunda suçlu gösterilmesine delil (!) olacak bazı iddialar, geçmişte aldığı ceza, eşinin kökeni, aile fertlerinin evlilikleri gibi konuların gündeme gelmesi haksızlıktır, insafsızlıktır ve ayrıca da çok ayıptır. Bu suçlu üretme çabasının tutukluluktan sonra da bazı telefon görüşmeleri ve el yazısı notların servis edilmesiyle devam ettirildiğini görüyoruz.

Maalesef bu tür durumlarda insaflı davranması, adil olması beklenen bazı yayın organlarının da servis edilen haberlere büyük bir fırsatçılıkla sarılmaları olayın vahametini derinleştirmiştir. Şüphesiz Rabbimizin “Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe sevk etmesin!” açık emrine rağmen takınılan bu tavrın çok düşündürücü olduğunun altını çiziyoruz.  

Birbiriyle ilgisiz ifadeler, sıradan görüşmelerin bir insanın illegal silahlı örgütle ilişkisine nasıl delil oluşturduğunu anlamak da bu sistematik “bilgilendirme çabası” içindeki devlet kurumlarının gayretkeşliğinden ürkmemek de imkânsızdır. Hiç şüphesiz bu yaklaşım biçimi herkesin her an suçlanmasına yeter de artar bile!

Nitekim sürekli biçimde bu ortamı yaşamaktayız. El-Kaide operasyonları adı altında emperyalist işgale karşı mücadelenin sürdüğü bölgelere gidip gelmiş herkesin potansiyel suçlu ilan edildiklerine, sansasyonel operasyon görüntüleriyle gözaltına alınma haberlerine sık sık rastlıyoruz. Aynı şekilde on yılı aşkındır tek bir silahlı eylemi olmamış bir örgütle irtibatını kurmak için sık sık yasal derneklere mensup insanların Hizbullah üyeliğinden gözaltına alınmalarına hatta cezalandırıldıklarına da şahit oluyoruz. Benzer şekilde, hiçbir şiddet eyleminin bulunmadığı yargı tarafından da kabul edilmiş olmasına rağmen yüzlerce Hizb-ut Tahrir mensubunun gözaltına alınması, tutuklanması ve mahkemeler tarafından cezalandırılmaları da neredeyse sıradan hale gelmiştir!

Bu suçlu üretme mantığı Türkiye’yi kötü, tehlikeli bir vasata sürüklemektedir. Silahlı illegal örgütlerle mücadele etmenin yolu, bu tür örgütlerle uzaktan yakından, doğrudan dolaylı diye ayırmaksızın bir biçimde irtibatı olan herkesi, düşünce itibariyle yakınlık içinde görülen her şahsı gözaltına almak, tutuklamak olamaz. Darbeler geleneğinin güçlü olduğu ve militarist kuşatmanın soğuk nefesini halen ensesinde hisseden bu ülkenin daha fazla polis devleti mantığına değil, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü genişletmeye ihtiyacı olduğu artık görülmelidir.

ÖZGÜR-DER

 

YORUMLAR ( Toplam 18 yorum)
Barış
Hurafelerle zehirlenmiş fukara zihinler
15 Kasım 2011 Salı 19:44
Kafanızı Zaman gazetesinden kaldırıp başka kaynaklardan da beslenirseniz, hükümet medyası tarafından bu kadar hurafelerle tıka basa doldurulmamış olursunuz. Aksi takdirde, ömrü hayatında bir karıncayı bile incitmemiş insanların hapislere tıkılmasından böyle ahlaksızca bir zevk duyar, bir de bunu müslümanlık adına savunursunuz.
Özgür Der'i yaptığı açıklamadan dolayı tebrik ediyorum.
Allah adil olanları sever!
Vesselam.
E. Polat
Şahitlik budur.
13 Kasım 2011 Pazar 00:45
Bugün bu itirazı yapmak / yapabilmek, yani muhafazakar - mukaddesatçı - sağcı cenahın dışında kalabilmek, PKK, KCK yahut benzeri odakların zulmüne de itiraz edebilme hakkına sahip olmaktır.

Şahitlik sorumluluğu ifa edilmiş, Allah razı olsun.
ENDER CAN
HUKUKA RİAYET HAKKA İTAAT BU OLSA GEREK
12 Kasım 2011 Cumartesi 01:04
Hak Hukuka Riayet Etmek Olaylara Karşı Erdemli Davranmak Renklere Ve Dillere Takılmadan Zalime Karşı Mazlumdan Yana Olmak Her İnasanın Bilhassa Müslümanların Borcudur.

Nitekim Ridvan Ağbey De Şahitliğini Yapmış Allah Ondan Bin Kat Razı Olsun. Kimse Olayı Farkı Yerlere Çekmeye Çalışmasın Husran Bir Çabadır.
Sait Alioğlu
Birazcık adalet ve insaf
11 Kasım 2011 Cuma 02:46
Özgür-Der'in basın açıklaması medyal bağlamda söz konusu olan böylesi bir yargısız infazı ele verdiği gibi, mahiyetini de ortaya koyuyor! Başta kendi zihinsel ve yaşamsal konforunuz için lalatey oluşmuş bulunan bir sistemin yaşaması için çaba sarfedeceksiniz, birde bunun yanında kalkıp bu sistemin kadrine uğrayan kitleler adına yine hak, hukuk içerisinde kalınmak şartıyla birşeyler yapılmasını da illa da bir yerlere bağlayacaksınız! El insaf ve'l-merhamet, ey kardeşler, bizler sadece kendimize mi 'Müslüman' olacağız? Nedir, bu şiddet, milliyetçilik ve bizi yutacak durumda olan şoven haller!
İnancımız ve ondan sadır olan adalet duygumuz, olgumuz, hak ve hukuk anlayışımız, bizi, biz 'biz' yapan değerler neden berhava edilir, dışımızdaki insanları gördüğümüzde?!
Böylesi bir mantık sergilenerek inancımıza mı, yoksa başka hallere mi hizmet etmiş oluruz, acaba?! İyi düşünelim, sağlıklı karar verelim, kendi iktidarımızın varlığına ve alengirliğine aldanmadan! Zira adalet bir atımlık barut değil, bir hayat düsturudur. Bunu bilmeyen Müslüman var mıdır, acaba... Yoksa birileri bilmek mi istememektedir? Adil olalım, adalette kalalım...
ali güntaş
...
09 Kasım 2011 Çarşamba 11:57
arkadaşlar hani yorumlarda yaptığınız konuşmalarda sanki özgür_der kck lıları savunuor gibibi durumdan bahsetmişsiniz aslında sadece yapılan haksızlıklara karşı bir tutum söz konusu lütfen farklı boyutlara taşımayalım güzel bi şekilde okursanız rıdvan kayanın ne demek istediğini anlayacaksınız selamun aleykum
faruk49
tebrikler
05 Kasım 2011 Cumartesi 23:38
Özgür-der'i tebrik ediyorum. Amaç bellidir. İyi niyetli ve yerini bulan bir açıklama.

Biz müslümanlar yüzyıllardır devlet aklıyla ve politikalarıyla hareket ettiğimizden, bu türlü sivil/adil yaklaşımlar tuhafımıza gidiyor.

Ama inş. alışacağız... Kendimiz de diğerleri de İslamı daha çok sevecektir.
XECİ EBAS
KÜRTLERİN 28 ŞUBATI BAŞLADI
05 Kasım 2011 Cumartesi 17:18
1997 yılında 28 şubatta yapılan arsız darbe dewri şimdi KÜRDLERE KARŞI başladı.Sanki , TC çok iyide ondan adalet beklercesine ZATEN,KÜRTLERDE ŞİKAYETÇİYDİ diyerek kılıf bulunmaktadır.
Vedat
Kimden Yanasınız?
05 Kasım 2011 Cumartesi 13:21
Bir kardeşimiz ,"Söz konusu akademisyenin fikirlerinin doğruluğu, tutarlılığı ya da üzerine bine ettiği değerler farklıdır, hukuk farklıdır. " demiş. Arkadaşlarım,canlarım yapmayın böyle.Basit bir örgütten bahsetmiyoruz. Bu örgüt Kürtlerin başına tam bir bela.Özellikle Müslüman Kürtlerin bu örgütten neler çektiğini siz bilmiyorsunuz.Şantaj var ,yıldırma,sindirme,korkutma,şiddet,işkence,dağa kaçırıp sorguya çekme,tehdit etme,kundaklama, kan ve ÖLÜM. Daha ne istiyorsunuz.Mazlumların canına okuyan ve hukuk tanımayan ,adeta hukuki değerlerle dalga geçen bir örgütün nesini masum görebilirz? Ayrıca Büşra Ersanlı, KCK'nın böyle bir yapısının olduğunu çok iyi biliyor ve bunu bilerek bu örgüte girdi ve orda söylediği sözleri duyunca niyetini çok iyi anlıyorsunuz. Kürtler üzerinde çok sinsi oyunlar oynanıyor. Kürt halkı ,KCK aracılığıyla toplum mühendisliği adı altında manipüle edilmeye,tahrik edilmeye,ırkçı-ulusalcı-seküler bir forma sokulmaya çalışılıyor. Artık yeter . Kürtleri Rahat bırakın ve bize Büşra Ertsanlıyı savunmayın .Kimin ne olduğunu ne yapmaya çalıştığını bizlerde biliyoruz. Lütfen safınızı belirleyin: Mazlumların başına bela olan,şiddetten kaçınmayan ve hukukun adeta içine eden bir KCK'dan mı yanasınız ,yoksa KCK tarafından tehdit edilen,korkutulan ve şiddet gören mazlum müslüman kardeşlerimizden mi yanasınız? Tercihiniz kimden yana? Bu tercihlerin Ahirette bir karşılığı vardır unutmayın. Allah'a emanet olun.
Kerim Derin
Zerdüştlerde ehli kitaptır
04 Kasım 2011 Cuma 23:55
Bir tefsir ya da meal yorumunda zerdüştlerinde ehli kitap olduklarını okumuştum. İLginç bir yorumdu. Olabilir olmayabilir . Önemli değil. Bugünkü haberlerde de pkklıların zerdüştlük ayinleri gösterilmekteydi. Ne kadar güzel bir orantı. Bu bakış açısıyla kcklıları ve pkklıları ehli kitab kategorisine sokup bu şekilde değerlendirebiliriz. Muhalif olmak uğruna halife olmak sorumluluklarımız sol sevicilikten koyu fundemental gökkuşağının bütün renklerini içermeli. Muhalif olmak böyle bir şey. Aynı tutum libarellere geldiği zaman onlar geylerle beraber yürüdükleri için lut kavminin helakından korktuğumuzdan. Olmaz, istemezük... Onlar nasılsa kapitalist ve emperyallerle beraber. Bu da bir yorum olabilir. Eleştiriler ağırda kaçabilir. Ama bilen bilir hayat ölçülerimiz bizleri vahyi ölçülerle belirlemeye davet ederken varolan full muhalefet algımızı da yerlerde süründürmemeli. Merhum Cemaleddin Efgani eğer Abdülhamidi ikna etseydi ve İslamcılık doğru ve sahih bir şekilde Osmanlı Devletinde uygulansaydı muhalif kalmaya devam edebilecekmiydik. Dolayısıyla kıymetli yetklililerin bu yorumları yaparken tarihsel süreçlerin çokta etkili değil demeleri mantıksızdır. Sırf TC olduğu için ve sistemi yanlış kurulup motoru yanlış çalıştığı için devleti eleştirmek farklı o motoru düzeltmek gibi bir çaba sarfetmetmeden sadece muhalefet etmek için muhalefet etmek farklı mı? Tutuklanan sayın prof ve yayıncı nezdinde belki haklı da olabilirsiniz. Çünkü ortada gizli bir iddianame var. Peki iddianamede daha derin ve fecaat içinde bilgilerde çıkınca Pardon deyip açıklama yapma şansınızda var mıdır? Sorular soruları doğurmakta ancak İslamcı kimliğimiz sadece muhalefeti muhalefet etmekten başka bir şey öğretmemektedir. İSlam =Muhalefet midir?
diyarıbekirli
Ölçüyü tuturmak
04 Kasım 2011 Cuma 22:32
KCK'nın sivil bir örgütlenme olmadığı, amedli ve diğer tüm bölge bilir. Zira bunlar bölgede alternetif bir devlet örgütlenmesi çabası içindeler. Bu örgütlenmenin içinde ayrı mahkemeler, güvenlik güçleri, istihbaratçı ispiyonlar vb var. Bunlar etkin oldukları amedin bağlar semtinde dindarlar öğrencilere ev verilmemesi için emlakçıları tehdit edip ev verdirmiyorlar. Bunlar seçimde ak partiye yakın olanları açıkça tehdit edip sandığa gelmelerine engel odular. Bunlar inşaatlardan pkk adına normal vergiden başka haraç alıyorlar, kısaçası her türlü zülmü T.C'den daha şedid bir şekilde uyguluyor ve kendilerinin dışındakilere hayat hakkı tanımamaya çalışıyorlar. Bu nedenle KCK tuklamalarına karşı çıkmak elbette doğru değil. Zira tutklananlar sivil siyasete yönelenler değil, baskıya ve tedhişe yönelenlerdir. Ama özgürder olarak bu yapının içine girmeyen ve düşünsel olarak BDP'ye yakın olanları veya KCK'AYLA İŞİ OLMAYAN Bdp'lilerin tutklanmalarına karşı çıkmak elbette adilce bir tutumdur. Yalnız bunu ayırd etmekte kolay değildir. Fakat haksızlığın olabieceğini bilmek, hasasa 0lmak ve gerektiğinde adaletli bir tutumla uyarıda bulunmak elbette doğrudur ve özgürder bunu yapmıştır. Tebrikler diyorum, Allah razı olsun diyorum bu adil tutumunuza hiç halel gelmesin diyorum...
Murat AYDOĞDU
Hak, Hukuk ve Adil Şahitlik
04 Kasım 2011 Cuma 20:48
Söz konusu akademisyenin fikirlerinin doğruluğu, tutarlılığı ya da üzerine bine ettiği değerler farklıdır, hukuk farklıdır.
Diğer yandan hatalı ya da suçlu bile olsalar insanların hata ya da suçunun karşılığından ve bedelinden fazlası ile suçlanması, karalanması veya cezalandırılması da adil bir hukuk anlayışı değildir.
Hukuk sadece yönetim sistemlerinin hiyerarşik devlet aygıtının ceza hukukundan ibaret değildir. İnsan ilişkileri, diyalogları, muhatapları hatta kavgalarının bile bir hukuku vardır.
İnsanların hukukunda adil şahitlerden olmak esasından hareketle, açıklama tutarlılığımızın bir göstergesi olmuştur.
Numan Yılmaz
Eş tutma değil, benzer durumlar!
04 Kasım 2011 Cuma 20:44
Bildiriyi mantık çerçevesi içinde tekrar okumak gerekir. Bildiride hizbullah, hizbut tahrir gibi İslami yapılara yapılan hukuksuzluğun bir benzerinin de Büşra Ersanlı isimli şahısa yapıldığını ve buna karşı nasıl bir tavır takınmamız gerektiği hatırlatılıyor. Sonuçta benzer olaylara farklı yaklaşım geliştirmek bize yakışmaz. Devletin gözünde pkk terör örgütüdür. Bize göre ise ifsad edici, şiddeti yol tutmuş silahlı bir gruptur. Devletle aynı dili kullanmamaya özen göstermek gerekiyor. Burada devleti suçlu ilan etmek pkk'yi masum kılmaz elbette. Ayrıca sadece düşüncesini ifade etmiş bir kişinin, kurumun yargılanmasına itiraz etmek gerekli ve önemlidir.
kamil
doğrumu gerçekten?
04 Kasım 2011 Cuma 20:42
riskli durumlarda tavır belirleme zorunluluğumuz var mı bunun gerçekten tartışılması gerektiğini düşünüyorum.
serdar müslüm
selam
04 Kasım 2011 Cuma 20:12
Beklediğimiz açıklamaydı. Bugün zulme alkış tutan alet olan islami medya daha çok yakın bi zaman önce aynı yollarla itham edildiklerini ne çabuk unuttular da şimdi ne haldeler. NE OLDU NE DEĞİŞTİ BU MEMLEKETTE .Haksöze teşekkürler
ali abdullah
İslami Yapılar İfsadi Yapılarla Zikretmek Yanlıştır
04 Kasım 2011 Cuma 19:06
İslami yapıları ifsadi yapılarla zikretmek insafsızca olmuş. Varoluş sebepleri toplumu ıslah için olan islami yapıların hiçbir şekilde ifsadi yapılarla benzerlikleri olamaz. Kamuoyunda, özellikle medyada islami yapılara karşı amansız bir mahkumiyet algısı oluşturulmak istenmiş ve bunda başarılı da olunmuştur. Bu yanlış algıya benim kardeşlerim olan müslümanlar bile kapılmışsa (Ki geçmişte çok barizdi) daha çok katedeceğimiz yolumuz var demektir. Vesselam.
Yaşasın şeriatı garra!
Çok doğru bir bildiri..
04 Kasım 2011 Cuma 18:39
Yorumda bulunan haleflerime hiç de katılmıyorum! Özgür-Der'e yaptığı bildiriden dolayı teşekkürlerimi sunuyorum. KCK operasyonları ve diğer operasyonları gerçekleştiren hükümetler Maide süresinin 8 ayetine muhatap olmuşlardır. Bu ise Allah'ın emrine uymamaktır.
vedat
Yeter Artık
04 Kasım 2011 Cuma 17:34
JİTEM'den hiç bir farkı olmayan ve korkunç zulümleriyle,baskılarıyla,uyguladığı pis şantajlarıyla ve bu karanlık yapıya hizmet eden akademisyenleriyle Kürt halkını sekülerleştirme operasyonuna hız veren bir KCK var karşımızda ve hiçte masum bir yapılanma değil. Bu karanlık yapılanmalara karşı tüm müslümanların uyanık olması gerekiyor. Lütfen bizi hayal kırıklığına uğratmayın ve zalimleri bize anlatmayın. Biz onların ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Kimden çekiniyoruz anlamış değilim. Bu kadın şiddete karşı çıkmışmı,masum insanların katledilmesinin yanlış olduğunu empoze etmiş mi,ırkçılık yapmanın doğru olmadığını belirtmiş mi? yok yok yok.
ekrem
m
04 Kasım 2011 Cuma 15:00
Özgür-der; Hizbullah , Hizb ut Tahrir gibi İslami duyarlılığı yüksek müslümanlardan müteşekkil hareketleri KCK gözaltıları için yaptığı açıklamada zikrederek nasıl bir resim oluşturduğunun farkında mı acaba ? Açıklamada da ima edilen mezkur medya organlarının en ucuz taktiğidir müslümanları PKK, DHKP-C gib örgütlerle aynı sütunda zikredip bilinçaltına müslüman = PKK , DHKP-C benzeri bir yapı algısı yerleştirmek.. Yapılan bu açıklamayla içerik farklı olsa dahi bu zihniyete hizmet edilmiş olmuyor mu ?
Zulüm kimden kime gelirse gelsin karşı durmak gibi bir yükümlülüğümüz var..
Ve dahi "Müslümanlar" olarak vahdet tablolarına ihtiyacımız var.. Fakat bunu ortaya koyarken dikkatli ve özenli davranmak durumundayız diye düşünüyorum..

selam ve dua ile
KARİKATÜR
PANO


Haksoz haksöz