1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. Bursa'da “Vahiyden Kültüre” Kitabı Semineri
Bursada “Vahiyden Kültüre” Kitabı Semineri

Bursa'da “Vahiyden Kültüre” Kitabı Semineri

Özgür-Der Bursa Şubesinin hanımlara yönelik olarak düzenlemiş olduğu seminerlerin beşincisi dernek binasında gerçekleşti. Celaleddin Vatandaş’ın “Vahiyden Kültüre” adlı kitabının tanıtımı Melike TURAN tarafından sunuldu.

A+A-

Melike Turan sunumuna kitabın üç genel başlıktan oluştuğunu söyleyerek başladı. "Vahiyden kültüre geçişin şartları" olan birinci bölümde bu şartların tarihi, fikri ve siyasi olarak işlendiğini söyledi. Tarihi şartlar içerisinde fetih hareketlerine, İslam öncesi ve sonrasıyla toplumlar ve özelliklerine, tercüme faaliyetlerine; fikri şartlar içerisinde bilginin kaynağı problemine; siyasi şartlar içersinde ise siyasi birliğin kaybolması ve fırkalar konularına değindi. Fetih hareketleriyle birlikte İslam'a girenlerin bir kısmının samimi niyetlerle, bir kısmının galip tarafın dini olduğu için, bir kısmının ise art niyetlerle bu dini kabul ettiklerini belirtti. Daha sonra İslam öncesi ve sonrasıyla toplumlar kısmına geçti. Burada Fars ve Türk toplumunu anlattı. Fars toplumunda bulunan art niyetli insanların kültür İslam'ına katkı sağladığını ve Türk toplumunun da vahiy İslam'ıyla değil de kültür İslam'ıyla karşılaştığını söyledi. Farslıların kendi kültürleriyle oluşturdukları İslam anlayışına Türkler de kendi renklerini katarak tonunu daha da değiştirdiğine dikkat çekti. Tercüme faaliyetleri başlığında ise felsefeye ilgi dolayısıyla bu faaliyete yönelişten, devlet ve zengin zümre desteğiyle yapılan tercüme faaliyetlerinden, bu alanda açılan Beytül Hikme (Hikmet Evi) adlı tercüme okulundan bahsetti. Fikri şartlar başlığı altında insanların vahiyle sağlanan bilgiye inanıp, yaşadıklarını fakat bu inanç sisteminin bozularak sadece akıl merkeze alınıp, sınırsız, gayb bilgilerine cevap bulma çabalarını anlattı. Siyasi şartlar kısmında ise halifeliğin saltanata dönüşmesi, şuraya dayalı yönetimin de sultan iradesiyle yer değiştirmesiyle siyasi birliğin bozulduğunu belirtti. İslam'ın kontrol mekanizmasının zayıflaması, farklı kültür ve inançlara olan ilginin artması, felsefe-kelam-tasavvuf adı altında İslam dışı inanç ve yaşantının hakim olması, içtihad sonucunda oluşan anlayış farklarının mezhep halinden din haline getirilmesinin bu dönemin özellikleri arasında olduğunu belirtti. Şia, mürcie, havaric, ehl-i sünnet gibi fırkaların özelliklerine kısaca değindi.

Kitabın ikinci bölümünde ise Kültür İslam'ının oluşum süreci ve temel dinamikleri başlığı altında kelam, felsefe, tasavvuf, fıkhı anlattı. Kelamla başlayan bu sürecin Müslümanların felsefeye olan ilgisi, tasavvufun doğuşu son olarak da fıkıhla beraber gelen problemlerle devam ettiğini söyledi. Kelam'ın, tartışılacak ve yorumlanacak yönü olmayan akaid konularını ele alarak kendi ilgi alanı haline getirdiğini hatta daha da ileri giderek her fırkanın kendine özgü akaid kitapları yazmaya başladıklarını, alimler arasında bir değer görmese de halk tarafından benimsendiğini anlattı. Müslüman toplumunun felsefe ile karşılaşmasını, zamanla Müslümanların felsefeyi araç olarak kullanmaya başladıklarını fakat bazılarının kendilerini kaptırarak felsefeyi amaç edindiklerini, felsefe ile İslam'ın çatışmasını açıkladı. Felsefeyi felsefeyle vurma çabasında olan Gazali'nin felsefeyi tahtından indirdiğini, İbn Teymiye'nin ise felsefenin karşısına İslam'ın esaslarını koyarak felsefeye cevap verdiğini son olarak da kültür İslam'ından kurtulmamız için İslam felsefesinin dışlanması gerektiğini söyledi. Tasavvufun oluşum ve gelişim süreçlerini açıkladıktan sonra tasavvufun kaynaklarının şunlar olduğunu söyledi: Felsefe, Hint mistisizmi, Şamanizm, Hıristiyanlık, Fars kültürü, Kur'an ve Sünnet. Kültür İslamına geçişte önemli bir rol üstlenen fıkıhtan bahsetti. İçtihad kitaplarının mezhep kıvılcımlarının oluşmasında etkili olduğunu söyledi.

Son bölümde ise değişim sürecinde sosyal hayatı işledi. Değişimin siyasi ve sosyal hayata olan yansımalarını örnek vererek açıkladı. Türbe geleneğinden, Hıristiyan ve Fars kökenli bayramlardan (nevruz), icat edilen yeni günlerden (Peygamber'in ana rahmine düşüş günü gibi) son olarak da mevlit geleneğinden bahsederek, sunumuna son verdi.

Etkinliğe gelenlerin katılımlarıyla konu son buldu.

HABERE YORUM KAT