1. HABERLER

  2. ETKİNLİK

  3. Bursa'da “Gençliğin Özgürlük ve Adalet Algısı” Paneli
Bursa'da “Gençliğin Özgürlük ve Adalet Algısı” Paneli

Bursa'da “Gençliğin Özgürlük ve Adalet Algısı” Paneli

Uludağ Üniversitesi İnsani Değerler Topluluğu Gazeteci-Yazar Bülent Şahin Erdeğer ve Belgesel Yönetmeni Kevser Çakır’la “Gençliğin Özgürlük ve Adalet Algısı”nı konuştu.

A+A-

Bir önceki  programda  Emre Dorman ve Kenan Alpay’la “Gençliğin Değer Algıları ve Kimlik Arayışı”nı konuşan İnsani Değerler Topluluğu bu ay ise özgürlük ve adalet kavramlarını başlık olarak belirledi.

Üniversitede yer alan Mete Cengiz Kültür Merkezi’nde gerçekleşen ve İlyas Acar’ın yöneticiliğini yaptığı panelde, Acar ilk olarak konuşmacıları tanıttı,Ardından “gerek bireysel ve gerekse de toplumsal hayatla doğrudan ilişkili olan özgürlük ve adalet kavramlarını sağlıklı bir zeminde anlamak ve çözümlemek; hayatın içinde doğru tavırlar ortaya koymak ve gerçekçi çözümler üretmek açısından önemlidir.Aynı zamanda insanlığın özgürlük ve adalet arayışını önemsemek ve bu kavramları tutarlı, bağlayıcı, bütüncül bir zeminde değerlendirmek  taşıdığımız İslami kimliğin bir gereğidir.” diyerek panele giriş yaptıktan sonra  konuşmacılara panel sorularını yönelten Acar, sözü ilk olarak Kevser Çakır’a verdi.

Kevser Çakır, öncelikle özgürlük kavramının tanımı üzerinde durdu. Müslümanlar için ifade ettiği anlam alanını da örneklemelerle açan konuşmacı, Müslümanların kendi özgünlükleri içinden kavramları ve  olguları değerlendirmeleri gerektiğine bu özgünlüğü  korumak için ise vahiyle sağlıklı bir irtibatın gerekliliğine vurgu yaptı. Bizler için  özgürlük, en temelde Allah’ın ilettiği ölçülere uymak, istek ve arzularımızı yönlendirebilecek bir iradeye sahip olmaktır diyen Çakır, bireysel ve sosyal hayattaki özgürlük algılarını da değerlendirirken çarpık anlayışların özgürlük adı altında sunulduğunu, hazcılığın, çıkarcılığın, ifsadın, israfın  bu şekilde meşruiyet kılıfına sokulmaya çalışıldığını söyledi. Kürtaj örneğinde olduğu gibi “bedenim benim değil mi istediğimi yaparım” literatürünün insanı getirdiği yeri anlattı. İslam’ın özgürlük anlayışının ise bir başkasının hakkını korumak için bir garanti oluşturduğunu ifade etti. İkinci söz alışında adalet üzerinde duran Çakır, bu çerçevede  yaşanan sosyal ve siyasal sorunlara değindi. Örnek sadedinde Soma faciasının sorumlularının hala hesap vermediğini bunu ve buna benzer zulüm vakıalarını gündemleştirmenin Müslümanların en başta gelen sorumluluklarından olduğunu ifade etti.Coğrafyamızda yaşanan zulümlere kimden gelirse gelsin  kime yapılırsa yapılsın sessiz kalmamanın adil olmanıngereği olduğunu dile getirdi. Örnek sadedinde Suriye’de yaşanan zulmü çeşitli reflekslerle silikleştiren anlayışın adalet sınavından geçemediğini zikretti. Kevser Çakır’ın çeşitli örnekler üzerinden anlattığı konuya diğer konuşmacı Bülent Şahin Erdeğer,  farklı noktalara değinerek  devam etti.

Batı paradigmasının tepkisel olarak oluştuğunu, kilisenin zulmünden kaçan insanların fıtri bir talep olarak özgürlük arayışı içine girdiğine fakat Batılı paradigma içerisinde bu arayışın sorunlu noktaları beraberinde getirdiğine dikkat çeken  Erdeğer, bu bağlamda liberal ve postmodern algının problemlerine dikkat çekti. Postmodern anlayışın insanı kimliksizleştirici etkisine ve bu bağlamda sabitesi olmayan, usulden yoksun, bir orada bir burada olmaya müsait olan  duruma yol açtığına dikkat çekti. Bu algının  Müslümanlar üzerindeki yansımalarına örnekler vererek  değindi. Evrensel ahlak yasalarının ölçüsünü de yine Allah’ın koyduğunu ifade eden Erdeğer, artı olarak insani özü ifade eden fıtratla Allah’ın ilettiği mesajın uyumluluk ifade ettiğini fıtratla  dinin rekabet halinde gösterilmesinin ise büyük bir yanlışı içerdiğini söyledi.

Ardından coğrafyamızda  yaşanan yakıcı sorunlar lkarşısında adil tutumların değerine değinen konuşmacı, bu bağlamda Müslümanların sorumluluklarını dikkat çekti.Bu çerçevede zulmün her türlüsüne gerek Esed zulmüne gerek Kemalist zihniyetin ürettiği zulümlere ve asimilasyon politikalarına,gerekse de PKK zulmüne ve dünyanın herhangi bir yerinde gerçekleşen zulümlere alınacak tavırların Müslümanlar açısından ertelenemez bir görev  olduğunu vurguladı.

Bu bahiste Furkan olan(doğru ile yanlışı ayıran) Kitab’a alternatif “furkanlar”  üretmenin de büyük bir zulüm teşkil ettiğini söyleyen konuşmacı,din anlayışımızın ölçüsünün geleneğin içinde üretilenler değil bizzat “Kur’an” ve “Rasul’ün aslı Kur’an’da bulunan mütevatir uygulamaları” olduğunu ifade etti.Bu bağlamda yaşanan problemlere son olarak  kadın erkek ilişkilerindeki  modern ve geleneksel eğilimler üzerinden örnek veren Erdeğer ifrat ve tefritin  Kur’ani ölçülerle tashih edilmesi gerektiğini vurguladı.

Gayet samimi bir atmosferde  gerçekleşen program soru cevap kısmı ardından konuşmacılara plaket takdimiyle sona erdi.

bursa-20141228-01.jpg

bursa-20141228-02.jpg

bursa-20141228-03.jpg

bursa-20141228-04.jpg

bursa-20141228-05.jpg

UÜ İnsani Değerler Topluluğu İletişim Adresleri:

Facebook: /uludagidt

Twitter: @uludagidt

 

HABERE YORUM KAT