1. YAZARLAR

  2. Abdülkadir Selvi

  3. Burkay'a iftira
Abdülkadir Selvi

Abdülkadir Selvi

Yazarın Tüm Yazıları >

Burkay'a iftira

A+A-

Kürtçesi de Türkçesi gibi Sakin bir ses tonuyla, tane tane konuşuyor.

Kürsüde konuşurken, "Burada ne işim var, şimdi şiir yazmalıyım" havasında.

Bize, "Gülümse" diyen adamdan, Kemal Burkay'dan söz ediyorum.

Sadece, "Bir kedisi bile yok"

Partisi de, dağlarda silahlı adamları da yok.

Ama fikirleri var.

Barış diyor, Kürt sorununun çözümü için silahlar bırakılsın diyor.

"Federasyon" gibi duyunca tüylerimizin diken diken olacağı bir öneriyi bile kibarca anlatabiliyor.

İftarda Kemal Burkay'la birlikteydik.

Yaşlı çınarı dinledik.

"Ben politikayı pek sevmedim" diye söze başladı Burkay.

"Benim siyasete girmem Yaşar Kemal'in Can Yücel'in girmesi gibidir. Ülke sorunları soktu bizi siyasete."

Ne kadar sevmese de, ülke sorunlarının çözüm mercii olarak siyaseti görmüş.

Günün sorusu ise şu: Burkay yeni bir siyasi proje için mi döndü?

Bir parti kurmak ya da HAK-PAR'ın başına geçmek gibi bir düşüncesi yok.

Ama bir arayış içinde.

Bir çatı örgütlenmesi ya da bir blok oluşturma çabası bu.

"Bir parti kuracak değilim ama daha geniş bir yelpazede bir araya gelinmesi için çalışırım. Bir blok oluşturulması gerçekçi bir adım olur" sözlerinden bunu çıkarmak mümkün.

Ama kafası çok da netleşmiş değil. Çünkü birkaç günlük temasları ona önyargıların nasıl aşılamaz olduğunu göstermiş.

Bir anlamda, Burkay, Türkiye duvarına çarpmaya başlamış.

O ne kadar, "İklim değişir, Akdeniz olur" çabasındaysa, sol ve Kürt hareketi adına yerleşik yapıların, o denli eski alışkanlıklarında ısrarlı olduklarını görmeye başlamış.

Burkay'ın gelişiyle birlikte, Kürtlerin arasında silahlı mücadeleye karşı olanların sesi, daha çok duyulur oldu. Bu durum en fazla, PKK-BDP çizgisini rahatsız etti.

PKK, Burkay'ın sözlerinin tesirini kırabilmek için ahlaksızca bir strateji izliyor.

Burkay'ı AK Parti'nin getirdiği ve Burkay'ı kullanmak istediği tezi bu.

Elbette ki AK Parti iktidarının oluşturduğu iklim, Burkay'ın dönüşüne uygun zemini hazırladı.

OHAL şartlarının hüküm sürdüğü Türkiye'ye gelmezdi herhalde.

Sonu Musa Anter gibi olacaksa neden gelsin?

Bu ağır bir töhmet.

Başta Burkay'ın geçmiş mücadele tarihine ve sürgünde geçen yıllarına hakaret olur.

Burkay'a en büyük zararı AK Parti'ye yakın bir görüntü verir. Çünkü sözünün tesirini kırar. AK Partililerin, Burkay'a ilgilerine sınır koymaları gerekiyor. Fazlası onu, "İşbirlikçi" gibi bir konuma düşürür ki, Burkay o zaman biter.

Başka gelecek olanlar, gelmez.

Çünkü Burkay gibilerin fikirlerinden başka bir şeyi yok.

Bir yanda silahlı bir Kürt hareketi. Onun karşısında ise silahı dışlayan, barışı önceleyen, ama fikirlerinden başka bir şeyi olmayan insanlar.

Burkay da farkında bunun.

Yaşının ve yaşadığı deneyimlerin sonucu olsa gerek, gerçekçi.

"Parlamentoda grubum, dağda silahlı adamlarım yok" diyor.

Ama ülkenin silahlı mücadeleyi reddeden, barışı dillendiren farklı, "Kürt" seslerine ihtiyacı var.

"Sizi AK Parti mi getirdi" sorusunu Burkay'a sorduk.

Başbakan'ın çağrısının, bakanların ilgisinin etkili olduğunu inkar etmedi.

Daha çok da ülkede değişen iklimin önemli olduğunu söyledi.

"Kitlelerin özgürlük talebi getirdi beni buraya. Bir de basının fikirlerime gösterdiği ilgisi" dedi ve ekledi: "Şimdiye kadar fikirlerimden ödün vermedim. Beni buraya getiren 50 yıldır verdiğim mücadele oldu. Başım dik."

Yıllarca aydınlarının ülkesini terk ettiği ülke ayıbını yaşadık. Siyasi mültecilerimiz oldu Avrupa'da. Aynen Şili'de Allende, İspanya'da Franco rejiminden kaçanlar gibi Türkiye'de Kenan Evren rejiminden kaçanlar mesken tuttu Avrupa'yı.

Biz onunla büyük bir onur mu kazandık ki, bugün Burkay'ın ülkesine dönmesinden, Türkiye'nin daha özgür bir ülke olması için 74 yaşında mücadeleye soyunmasından rahatsız oluyoruz?

İşbirlikçi damgası vurulursa kim gelir?

Örneğin, Şivan Perver gelecek mi?

"Gelmek istiyor. Önünde bir engel yok. Ama onun durumu farklı, gelince konser verebilecek mi onu düşünüyor."

PKK açıkça tehdit etmişti Şivan Perver'i... Niye o da sürgünde, sesi yasaklanmış bir Kürt sanatçı değil mi?

Öyle de... Barış dedi ya... Ülkemin şartları çözüm için umut veriyor diye konuştu ya...

Kemal Burkay'a döndük dolaştık çözümü sorduk.

Silahların bırakılmasını önerdi.

"Diyaloğu, çözümü Öcalan'a endekslememek lazım" dedi.

Öcalan yakalandıktan sonra 1999 yılında PKK'nın silah bırakma kararı aldığını hatırlattı.

"O zaman dağdaki son PKK'lı etkisiz hale getirilene kadar bu mücadele sürecek denildi? Birileri PKK'nın silah bırakmasını neden istemedi" diye koskocaman bir soru bıraktı.

Birileri neden silahsızları ülkeyi terk etmeye zorlarken, silahlıların önünü açtı. Ve birileri neden PKK'nın silah bırakmasını istemedi?

Bugün yaşadıklarımızın cevabı, geçmişin sorularının içinde.

YENİ ŞAFAK 

YAZIYA YORUM KAT