1. YAZARLAR

  2. Abdurrahman Dilipak

  3. Bunları bu kadar öfkelendiren ne?
Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak

Yazarın Tüm Yazıları >

Bunları bu kadar öfkelendiren ne?

A+A-

Kanadoğlu çok sıkıntılı bir adam. Hep asık suratlı.. CHP’li Öymen’le, Kanadoğlu’nun daha fazla ekrana çıkmasını sağlamak gerek. Emekli generaller de öyle..

En akıllıları Sezer çıktı. Hiç ortada gözükmüyor. Sesi soluğu çıkmıyor..

Çetin Doğan yemin billah etse de millet artık bu yeminlere inanmıyor..

Ama itiraf etmeliyim ki, Baykal ve Öymen Doğan’dan daha beceriksiz.. Doğan renk vermemeye çalışıyor..

Öymen daha soruşturma aşamasındaki iddialar konusunda şüphelilerin suçsuzluğuna hükmediyor.. Devam eden davalarla ilgili olarak, iddianameden adı geçenlerin görevden alınmamış olmasını da suçsuzluklarının kanıtı olarak göstermeye çalışıyor..

Kozmik oda araştırması ile ilgili belgelerin incelemesi devam ederken de Öymen, TSK’dan yapılan açıklamaya dayanarak suç bulunamadığı iddiasını atıyor ortaya..

Ergenekon sanıklarına ve şaibe altındaki birtakım askerlere gösterdiği anlayış ve güvenin binde birini iktidara göstermiyor..

Yakında çok daha çarpıcı gelişmelere tanık olacağız.. Yeni tutuklamalar, yeni bilgi, belge, tanıklar..

Birileri bu strese daha fazla dayanamaz.. Ahir ömründe Demirel’in görecekleri var demek ki!! İster misiniz Demirel’le Baykal’ın yolları kozmik odada kesişsin..

Kanadoğlu yaşadığı ağır stresin ardından hayata küssün..

Doğan da kafasını bir yere çarpıp hafıza kaybına uğramaz inşallah..

Öymen’e bir şey olmaz. O olanların farkında değil. Biri ona şöyle de diyor o da söylüyor herhalde. Söylediklerinin gerçeklerle ilgisi de yok, derinliği de. “Maksat vatan kurtulsun” ya da dostlar alışverişte görsün kabilinden şeyler..

CHP’li Topuz kaçın kurası. Hiç konuşmuyor artık. O bu konularda tecrübeli. Ne zaman konuşup, ne zaman susacağını biliyor. Sözün gümüş, sükutun altın olduğu zamanı da.. Bir Öymen bir de Kemal Kılıçdaroğlu.. Onlar da yetiyor zaten.. Baykal desen öfke küpü. Adam şartlanmış, Erdoğan ne derse, iktidardan ne gelirse gelsin karşı çıkacak. Hatta dün kendi savunduğu bir fikir de olsa..

Bu kadar stres sağlık için zararlı. Sonuçta keskin sirke önce kendi küpüne zarar verir..

Bakalım Baykal mı, yoksa Kanadoğlu mu düşecek önce.. Onları böylesine öfkelendiren nedir aceba? Yoksa bir gün kendi kapılarının çalınmasından mı kaygı duyuyorlar.. Onun için mi bu kadar öfkeliler..

Çetin Doğan nasıl hiç renk vermeden, tereddütsüz ant içebiliyor bilmiyorum..

Onun yaptıklarını biliyor ve sözlerini hatırlıyoruz.

Bugünki tavrı ve rahat görünmesi, sanki başına gelecekleri tahmin edip kendini o yönde şartlandırması sonucu olsa gerek..

Lafı biraz dolandırıp, sözlerini, olayları te’vil ederek bir açık kapı bırakıp basıyor yemini.. Sonra ben şu anlamda söyledim diyecek.. Cami bombalama eylemini bir istihbarata dayalı önleyici operasyon olarak takdim etmeye çalışacak..

Ama artık mızrak çuvala sığmıyor ve gerçekler te’vile açık kapı bırakmayacak şekilde ortada..

Çember giderek daralıyor.. Dava, iktidarla Ergenekon arasında bir dava olmaktan çıkıp, toplumla darbeciler arasında bir hesaplaşmaya dönüşüyor..

Her inkarın ardından yeni bir isbat belgesi ve yeni bir tanık, yeni bir sanık, sanık sandalyesine oturtuluyor.. CHP ve Ergenekoncuların inkara dayalı propagandası tümü ile inandırıcılığını kaybetmekten öte iddia sahiplerini şaibe altında bırakıyor.. CHP kongrelerinde CHP’liler birbirlerini faşistlikle suçluyor artık..

Ergenekoncuların Media, Sermaye, Yargı, Ordu, Bürokrasi, Siyaset ve STK’lardaki işbirlikçileri tek tek ortaya çıkmaya başladı..

Çetin Doğan’ın konuşmaları tek tek kaydedilmiş.. TSK içindeki darbeci örgütlenmenin tüm elemanları belirlenmiş. İlişkileri biliniyor.. Deşifre olan örgüte yakın isimler isyanları oynuyor.. Örgüt ahlakdışı ilişkiler, tezgahlar peşinde.. Böyle bir yapının bugüne kadar deşifre edilememiş olması düşündürücü..

Aslında bu bilgiler bugün ele geçirilmiş değil. Bilgi sahipleri başından beri bu bilgiye sahip. Bugün şartlar olgunlaştığı için deşifre ediliyor.. Örgüt gibi deşifre de büyük bir planın parçası. Yani hiçbir şey tesadüfi değil..

Burada asıl üzerinde durulması gereken nokta, TSK’nın, MİT’in bugüne kadar bu oluşumlarla ilgili sesini çıkarmamış olması.. TSK da bilgi güvenliğinin kevgire dönmüş olması.. Hem çete oluşumu, hem bu oluşumun deşifre edilmemesi hem de kozmik odadaki bilgilerin bile elden ele dolaşması TSK içinde ciddi bir güvenlik zaafının işareti olarak görülmesi ve bunun soruşturulması gerek.. TSK’daki istihbarat zafiyeti, bir hakimin kozmik odaya girmesinden çok daha önce, öncelikli ve vahim bir konu.. İşler bu noktaya geldikten sonra yargıyı devre dışı bırakma çabaları ve kozmik odanın yargıya açılmasını eleştirmek pek de akıl kârı değil.. Aksine bu konuda geç kalınmış bir adım..

Aydın Doğan’dan sonra bir de Çetin Doğan adı dolaşmaya başladı ortalıkta.. Doğan’dan sonra sıra Koç’da mı diye sormuştum bir ara. Sahi şimdi sıra kimde?

Birileri konuşmalı.. Kanadoğlu, Baykal, Demirel, Sezer, Doğan, Öymen daha çok konuşmalı.. Konuşsunlar ki gerçek daha iyi anlaşılsın.. Bunların çoğunun öfkeleri aklından daha büyük.. Konuşunca değerleri(!) daha iyi anlaşılıyor.. Konuşsunlar, konuşsunlar, yazsınlar ki, sözleri daha sonra aleyhlerinde delil olarak kullanılabilsin!.. Zaten aklıselim, hayat, ortaya çıkan bilgi ve belgeler onları yalanlamaya devam ediyor..

Ha! Sahi Ulusalcı Cumhuriyetçi “Ağır abi / derin abi” Ulusalcılıktan, Cumhuriyeti korumak ve kollamaktan, Darbe anayasası ve kanunlarından, kanun hakimiyetinden bu kadar heyecanla söz ederken, Halkçılıktan, Demokrasiden, Hukuk devletini gerçekleştirecek, insan haklarına saygılı, hukukun üstünlüğünü sağlayacak bir girişimden söz ederken niye bu kadar telaşlanıyor ki. Demokratik Cumhuriyetten, Hukuk devletinden söz etmek bu kadar zor mu? Yoksa Osman Can’la ekranda ortaya çıkan Hukuk tarihi ve felsefesi ile ilgili bilgisizliği gibi, siyaset felsefesinden de bihaber mi? Sorgulanmaktan hoşlanmıyor ama, galiba Demokrasi ile Cumhuriyet arasındaki ilişki ve çelişkiden de habersiz..

Kılavuzu Sabih K. olanların hangi hayal dünyasında yüzdüklerini de böylece görmüş olduk.. Emekli başsavcı, Hitler ve Musolini’nin fikirlerini bilse, kendi düşünceleri ile benzerliğine kendi de hayret ederdi herhalde.. Selâm ve dua ile.

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT