Bugün Laiklik; Yarın Atatürkçülük ve NATO Üyeliği mi?

15.09.2011 12:12
Bugün Laiklik; Yarın Atatürkçülük ve NATO Üyeliği mi?
"Bugün laikliği teklif ettiğimiz Mısır’a, yarın Atatürkçülüğü, öbür gün muhafazakar demokrasiyi sonrasında da NATO üyeliğini mi teklif edeceğiz acaba?"

Türkiye’nin Mısır ve İsrail Siyaseti / Kenan Alpay

Başbakan Erdoğan’ın kalabalık bir heyet eşliğinde başladığı Mısır, Tunus ve Libya ziyareti Orta Doğu’da nelerin değişebileceği veya nelerin değişemeyeceğine ilişkin tartışmaları yine yoğunlaştırdı. Değişimin ne yönde ve kimler eliyle sürdürüleceği kadar statükonun nasıl ve kimler eliyle korunacağı da bu tartışmalarda önemli bir yer tutuyor.

Tunus ve Mısır’da silahlı çatışmalara fırsat tanımaksızın hızla gerçekleşen toplumsal dönüşüm maalesef Libya ve Suriye için söz konusu olamadı. Özellikle Libya’ya yönelik NATO müdahalesi ve Suriye’nin öteden beri İsrail karşıtı cephede yer alması bu ülkelerdeki muhalif hareketlerin örgütlenme ve hedefleri hakkında bazı istifhamların oluşmasını kolaylaştırdı. İstifhamlar öyle bir noktaya doğru evrildi ki işi Kaddafi ve Esed cuntasının korunması, desteklenmesi gerektiğine kadar götürenler bile oldu.

Sığ ve tarafgir kafa yapısıyla toplum sloganik ve tepkisel siyasetlere mahkum edilmek isteniyor. Somut gelişmeler, beyan edilen hedefler, geçmişte yaşanan tecrübeler neredeyse hiç muteber sayılmıyor da bazı gizli örgütler, yazışmalar ve niyetler etrafında bir takım siyasal analizlere girişiliyor. Son gelişmeler üzerinden “Türkiye’nin Mısır ve İsrail’le ilişkilerinde ne olabilir veya ne olamaz?” sorularına bir kez daha bakmak faydalı olabilir.

Türkiye’nin AK Parti hükümeti eliyle giderek ABD-İsrail eksenindeki klasik Kemalist dış politika çizgisinden uzaklaşmasının somut göstergelerinden birisi de Filistin-İsrail meselesidir. Malumdur ki, Filistin’i işgal, Filistinlileri tehcir ederek Orta Doğu’ya monte edilen Siyonist çetesinin varlığını ilk tanıyan ülkelerden biri de Türkiye’ydi. 28 Şubat darbe sürecinde Türkiye-İsrail ilişkileri toplumun bütün karşı çıkışlarına rağmen silah alım ve modernizasyon ihaleleriyle, istihbarat ve diplomatik eşgüdümlerle, ticaret ve enerji anlaşmalarıyla stratejik işbirliği düzeyine çıkarılmıştı.

Toplumsal ve siyasal irade darbeci Kemalist kadroları iktidar koltuğundan sanık sandalyesine sevk etmeye başlayınca o sahte “Akdeniz iklimi”  İsrail açısından da hazan mevsim[in]e doğru yüz tutmaya başladı. Bu süreçte Başbakan Erdoğan’ın İsrail’e gösterdiği her tepkinin ardından yükseltilen “İsrail’in gazabı yakındır” çığlıkları siyasi kehanet olmaktan öteye gidemedi. (...)

YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ...

 

  • Yorumlar 5
    Diğer Haberler
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim