1. HABERLER

  2. HABER

  3. ANALİZ

  4. Bu Son 28 Şubat Olsun!
Bu Son 28 Şubat Olsun!

Bu Son 28 Şubat Olsun!

28 Şubat davasının sonuna yaklaşıldığı bu süreçte dönemin atmosferinde yapılan yargılamalar neticesinde hala cezaevinde yatmakta olan Müslümanların durumu çözüm beklemekte.

A+A-

Cezaevindeki Müslümanların durumuyla ilgili Veysi Selimoğlu'nun yorumu:

SON 28 ŞUBAT OLSUN!

Dağları oyup zindan etseler

Allah nurunu söndüremezler

Dağları oyup zindan etseler

Davamın önüne geçemezler

(Hasan El Benna...)

*

O günden bu güne 25 yıl geçti…

İslami olan ne varsa ona düşmanlığın tavan yaptığı yıllar...

İman edenlerin dindarların zorlu imtihan süreciydi. Zorbalığın zulmün işkencenin insanlığa ihanetin, düşünceye hakaretin,  bedenlere yapılan hayasızlığın, özgürlüklere set çekmenin, hukuksuzluğun prim yaptığı bir dönemdi.  Evlerin, sokakların, camilerin, şehirlerin hukuktan bu kadar mahrum olduğu bir dönem olmamıştı ve sonrasından gelen o soğuk ve çetin 28 Şubat… Karanlığın hukuksuzluğun tüm ülkeye yayıldığı bir dönem.

Masa başında yaratılan örgütler, delilsiz suçlamalar, işkenceler, taraflı içtihatlarıyla aldıkları karar neticesinde başında bulundukları ceza dairelerinin (şimdilerde bunların kimisi FETÖ’den içerdeler) onadığı kararlarla müebbetle idamla yargılamalar. Neticesinde yaklaşık 25 yıldır yüzlerce Müslüman o günlerden bugüne cezaevindeler. O gün 20 yaşlarında olan bir genç bugün muhtemelen 45’ine vardı. Bu süre zarfında çocukları büyüyenler, anne, baba, abla veya yakınları vefat edenler, cezaevinde hastalananlar, vefat edenler oldu. Dile kolay 20/25 yıl. Her zulüm dönemlerinin bedelleri, sıkıntıları olmuştur olacaktır. Bu sıkıntılı dönemlerin Ashabı Kehfleri olmuştur, her zindanların Yusufları, her karanlık günlerin Ahmetleri Abdüsselamları ve daha yüzlerce müslümanı olmuştur. Zindanlarda bile boş durmayan, her biri birkaç üniversite bitiren, birkaç kitap yazan, ilim tedris eden yiğitler. Nice annelerin babaların gözlerini yollarda açık bırakıp gittiler. 25 yıl önce bu insanlara işkence yaparken işkence arası namaz molası veren çete de, onları sorgulayan dönemin yargı mensupları da aynı çetenin mensuplarıydı. Bugün o hain kalkışma sonrası bu mensupların tutuklanmalarına ve o dönem yargılamaların bu çetenin ürünü olduğu aşikâr olmasına rağmen hâlâ bu kadar ceza yetmedi mi? Eski Cumhurbaşkanlarından A. Necdet Sezer’in sol örgütlerin mensuplarını birer ikişer affetmesi PKK tutuklularının bile bu süreçte aftan faydalanmaları, hırsızların tecavüzcülerin bile serbest kalmaları aşikâr iken bu Müslümanlara bu kadar eziyet yetmez mi? Hepimiz anne babayız, kardeşlerimiz, yakınlarımız var. 18, 20 yaşlarında bir çocuğumuzun bizden koparılıp dile kolay 25 yıl zindanlara atılması dayanılabilecek bir şey değil.  Bu insanlar mahpus iken ailelerinin yakınlarının dostlarının acı veya mutlu günlerinde yanlarında olamadılar. Yaşı 80’leri geçmiş hasta ve kendi ihtiyacını karşılayamayacak durumda olup ve hala cezaevinde tutuklu olanlar var. Yetmedi mi?

Cezaevindeki Müslümanlardan Ahmet Şat’ın dediği gibi “Evet, mücadele bedel ödemeyi gerektirir Ama, Ergenekon ve Balyoz gibi darbeci-Kemalist örgütlenmelere mensup insanların yakalandığı ilk günden itibaren taraftarlarının gösterdiği kararlı destek ve direniş takdire şayandır. Bunun neticesinde hepsi özgürlüğüne kavuşmuş oldu. Bunun bize bir şey öğretmiş olması gerekmez mi?” Bu aslında içerdekilerin değil dışardakilerinde imtihanı mıdır? Genç yaşta zindan karanlıklarında bir davanın şahidi olmak. Yemin ederiz ki biz şahidiz onlar Müslüman gençlerdir. Ergenekoncular, Balyozcular hatta Fetöcüler bile dışarda iken bunların hala içerde olması seslerimizin cılızlığından mıdır? Fakat bizim Rabbimiz var. O’na iman etmişiz.

Alınacak basit bir kararla yeniden yargılanmaları mümkün iken bu isteksizlik neden?

Olağanüstü bir ortamdı, olağanüstü bir dönemdi, olağanüstü bir yargılama süreciydi. Geçti. Yetmedi mi?                                                                                                                                

HABERE YORUM KAT

2 Yorum