1. YAZARLAR

  2. MUSTAFA SİEL

  3. Bu Savaş Burada Bitmez
MUSTAFA SİEL

MUSTAFA SİEL

Yazarın Tüm Yazıları >

Bu Savaş Burada Bitmez

A+A-

Seçim Sonuçlarının Anlamı

7 Şubat 2012 Mit Krizi ile başlayıp, 27 Mayıs 2013'te tetiklenen Gezi Parkı Kalkışımı ile ivme kazanan ve 17 Aralık 2013 Yolsuzluk Operasyonu maskeli açık darbe teşebbüsü ile alenileşen savaşın en önemli aşamalarından biri olan 30 Mart 2014 Yerel Seçimleri, objektif olarak bakabilenlerin tahmin ettiği gibi, Erdoğan'ın galibiyeti, karşısında duran Fergenekon ile güdümündeki siyasi parti, grup ve kesimlerin mağlubiyetiyle noktalandı.

Olayı sadece Türkiye içindeki ideolojik ve çıkar gruplarının savaşı olsa, normalde savaşın burada bitmesi, en azından bir 5 - 10 sene suların durulması gerekir. Ancak durum böyle olmayacak, önce Cumhurbaşkanlığı seçimi, ardından gelişen duruma göre genel seçimler, ardından gelişen duruma muhtemelen sokak olayları yada şu anda kestiremediğimiz başka boyutlarda devam edecektir bu savaş.

Çünkü savaşın bu önemli aşamasında mağlubiyete uğrayanlar sadece taşeronlar olup, ana taşeron odak Fergenekon henüz bir daha operasyon yapamayacak seviyede bir hezimete uğramış olmadığı gibi (ki ne pahasına olursa olsun bir daha başını kaldıramayacağı şekilde mutlaka hezimete uğratılmalı), savaşın asıl sahibi olan batılı odaklarda henüz emperyal güçlerini yitirmiş veya savaştan vaz geçmiş değiller.

200 Yıllık Bir Savaşın Yeniden Alevlenmesidir Yaşadıklarımız

Önce savaşın adını ve taraflarını doğru koymak gerekir. Bu savaş Erdoğan Derin Cemaat savaşı olmadığı gibi, dindarlar ile laikler arasındaki bir savaşta değildir. Kimse yaklaşık 200 yıldır bu coğrafyada yaşananları ve bilhassa son yıllarda ivme kazanan ve adı konulmamış bir savaşın aşamaları olan bu gelişmeleri, Türkiye'nin iç dinamikleriyle izah edemez. Öyle olsaydı, özellikle son 5-6 yıllık süreçte Türkiye'de, özellikle sosyal ve ekonomik alanlarda yaşanan gelişmeler nedeniyle sular çoktan durulur, memleket güllük gülistanlık olurdu.

200 yıl önce batı tarafından İslam Dünyasına ve ayakta kalan tek devleti - son kalesi olan Osmanlı'ya karşı başlatılmış diz çöktürme ve köleleştirme savaşına, 1923 yılında batı karşısında diz çökerek biat edip, köle kahyalığına razı olmuş bir rejimle ara verilmişti.

Şimdilerde ise, bu kölelikten kurtulmaya dair irade kırıntıları göstermeye başlayan İslam dünyasının ve Türkiye'deki halkın merkez kitlesinin üzerindeki batı boyunduruğunun perçinleştirilmesi ve ayağa kalkmasının engellenmesi için, bizzat batı tarafından tekrar alevlendirilmiştir bu savaş ve yaşadıklarımız bu savaşın tezahürleridir.

Yeniden alevlendirilen bu savaşta Erdoğan karşısındaki derin cemaat, partiler, ideolojik ve çıkar grupları sadece birer piyon ve taşeron, birer köle kahyası adayıdırlar. Batı yaklaşık 100 yıldır kahyalar vasıtasıyla köleleştirdiği bir halkın, Erdoğan liderliğinde zincirlerini şıkırdatmasından ürkmüş ve tüm İslam Alemine yansıyabilecek bir isyanın korkulu rüyasını görmektense uyanık yatmak iyidir diye, tedbir almaktadır.

Bu nedenle, Erdoğan liderliğini batı vesayetine boyun eğmeyerek devam ettirdiği ve Türkiye'nin merkez halk kitlesi ona desteğini sürdürdüğü sürece, kimse bu savaşın bitmesini asla ve kat'a beklemesin, herkes hesabını ona göre yapsın.

Savaşın Tarafları Ve Gidişatı

Bu savaş eşit güçler arasında devam eden bir savaş değil. 100 yıldır batılı efendileri namına kendi içinden çıkan mankurtlarca sindirilmiş bir halkın omurgasını oluşturan merkez kitlenin, bilinçaltı reflekslerle ardına takıldığı bir liderin, batının vesayetine dolaylı da olsa başkaldırmaya dair çabaların ardında durmasıdır.

Bu taraf her ne kadar siyasal partiler ve Derin Cemaat ile savaşıyor görünse de, aslında emperyal batı sistemi ile savaşmaktadır. Türkiye içindeki ideolojik grup, partiler ve derin cemaat batı vesayetinin gönüllü yada maaşlı taşeronlarıdır sadece.

Bu nedenledir ki bir zamanlar cephenin önündeki güçler Kemalistler ve ardından Ergenekon iken, şimdi zayıflayan bu güçler Derin Cemaatin yönetiminde tekrar cepheye sürülmüştür.

Son yıllarda yaşadıklarımızdan anladığımız kadarıyla, başta Derin Cemaat ve yedeğindeki güçler olmak üzere savaş düşük yoğunluklu da olsa devam edecek, bu arada imkan bulunduğunda Gezi ve Gazi unsurları gibi başka yedek güçler tekrar devreye sokulacaktır. Yada henüz farkına varamadığımız başka yedek güçler?

Türkiye Halkının Merkez Kitlesi, Boyun Eğmediği Müddetçe Kazanacaktır

Boyun eğilmediği sürece bitmeyeceğini söylediğimiz bu savaş olumsuz görünüyorsa da, aslında olumludur. Bu savaş vesilesiyle Türkiye halkının merkez kitlesi tekrar bilinçaltının farkına varmakta, yeniden 100 yıl önce mahrum edildiği İslami duyarlılık ve onuru hissetmekte, üstelik sosyal ve ekonomik açıdan da ciddi ilerlemeler kaydettiği gibi, gerçek kimliği olan İslam'ı tanımada ve yaşamada önemli alanlar elde etmektedir.

Bu savaş son 10 yıldır merkez kitleye her yönden de çok şeyler kazandırdığı gibi, çok şeyler kazandıracaktır. Bu kitle 100 yıl önce kaybettiklerini merhale merhale yeniden kazanacak, 100 yıllık uyuşukluk ve dejenerasyonun etkilerinden zamanla sıyrılacaktır.

T.C.'yi Kuranlar, Boyun Eğerek 100 Yıldır Kaybettiler Ve Kaybettirdiler

Ne kadar aksi iddia edilirse edilsin, ne kadar kahramanlık palavraları atılırsa atılsın, T.C. batıya biat ederek kahyalığa razı olan bir kadronun kurduğu taşeron bir sistemdir. Bu günlere kadar kahyalığını hakkıyla, hatta ağasından daha hırslı bir şekilde yapmış, hem de kendi halkını maddi ve manevi yönlerden batının kölesi haline getirmiştir.

Böylece hem tüm halka ve İslam alemine kaybettirmişler, hem de kendileri az bir sus payı ile geçinmeye razı olarak kaybetmişlerdir. Oysa son 10 yıllık vesayet sisteminden çıkma uğraşısı hemen meyvelerini vermeye başlamış, hem halk. hem yönetenler ve hem de İslam dünyası her yönden kazanmaya başlamışlardır.

Şu açıktır ki, eğer merkez halk kitlesi bu savaşa devam ederse maddi ve manevi yönlerden kazanmaya devam edecek, Türkiye belki ileriki aşamalarda dünya sistemine bir alternatif bile olabilecektir.

Türkiye Savaşı Filistin, Suriye, Mısır vd. Savaşlarının En Önemli Parçasıdır

Bu gün Filistin'de, Suriye'de, Mısır'da verilen mücadeleler, batı hegemonyası ve vesayetine karşı verilen aynı savaşın farklı cepheleridir. Nitekim Türkiye'deki gelişmelere, bu memleketlerin merkez kitleleri tarafından verilen tepkiler bunu ortaya koymaktadır.

Türkiye cephesi bu savaşın en önemli cephesidir. Çünkü Türkiye hem İslam'ın son kalesi olan Osmanlının merkezi ve asıl varisi olduğu gibi, hem de halkı en fazla batılılaştırılan - dejenere edilen memlekettir. Bu nedenle, Türkiye'deki kalkışma batının köleleştirme projelerinin boş çıktığının, batının kültürel hegemonyasının çöktüğünün en net ilanı olacaktır.

Türkiye halkının merkez kitlesi el yordamıyla yolunu bulmaya, 100 yıl önce çıkarıldığı yörüngeye geri dönmeye, değiştirilmiş olan nehir yatağına yeniden dönmeye çalışıyor. Bunda başarılı olduğu nisbette batının maddi ve manevi hegemonyasından kurtulduğu gibi, diğer İslam memleketleri halkları içinde tetikleyici bir işlev görüyor, yani batı açısından onlara kötü örnek oluyor.

Bu durum batılıların asla razı olmayacakları ve engellemek için tüm kozlarını ortaya koyacakları bir durumdur ve bu nedenle ya bu gidişat durdurulup batıya olan boyun eğişin ve biatın tazeleneceği yada batının emperyal gücü zayıflayarak savaş gücü kırılıncaya kadar devam edecek bir savaş sürecinin içindeyiz.

YAZIYA YORUM KAT

2 Yorum