1. HABERLER

  2. YORUM ANALİZ

  3. Bu ‘Redd-i Mîras’ Göstermelik Değilse; Buyur, Gereğini Yap!
Bu ‘Redd-i Mîras’ Göstermelik Değilse; Buyur, Gereğini Yap!

Bu ‘Redd-i Mîras’ Göstermelik Değilse; Buyur, Gereğini Yap!

Selahaddin E. Çakırgil gündemi yorumluyor:

A+A-

CHP lideri Kılıçdaroğlu, Tayyîb Erdoğan’ın CHP ve MHP liderleri için sık sık dile getirdiği, ‘Sivas’ın ötesine gidemedikleri’ne dair tahrik edici eleştirilerinden bezmiş olmalı ki, nihayet 20 Haziran günü Diyarbekir’de bir toplantıya katıldı. Böylece, Erdoğan’ın elinden, hiç değilse kendisiyle ilgili olarak bu eleştiri konusunu almış oldu.

Ne var ki, o toplantının adı bile, halkımızın her kesiminin ve hele de Diyarbekir’linin zihin dünyasında vazgeçilemez bir isim olan Dicle yerine, Dicle’nin ingilizce ismi olan 'Tigris’ ile öne çıkaran bir şekilde ‘Tigris  Diyalogları' şeklinde konulmuştu.

Hani, bir uluslararası toplantı olsaydı, bu biraz anlaşılabilirdi belki.. Öyle bir özelliği de yoktu, ‘Tigris Dialogları’ toplantısının..

Geçelim..

*

Ancaak, onun sözkonusu toplantıda yaptığı konuşma, Kılıçdaroğlu’nun nabza göre şerbet vermek taktiğine fena halde tutulduğunu bir daha gözler önüne sermekte.. Ve tıpkı, 10 Ağustos’da yapılacak C. Başkanlığı için kendi fikriyatından, ideolojisinden aday gösterecek kimseyi bulamayınca, büyük bir acziyet içinde, ama, büyük bir başarı imiş gibi, net bir siyasî çizgisi olmasa bile, yine de İslamî kimliği ile tanınan bir Ekmeleddin Bey’i -kendi partisinin ve cenahının büyük bir kısmını hışımlandırmak pahasına- aday göstermekten meded umar hale düşmesindeki gibi bir tuhaf durum daha sergiledi, Diyarbekir’de..

Çünkü, devamlı, ‘CHP, Cumhuriyeti kuran partidir, CHP Atatürk’ün partisidir, CHP İnünü’nün partisidir..’ diye aklınca propaganda yapan ve o propagandaların ters teptiğini bile anlamayan Kılıçdaroğlu, makas değiştirdi ve Diyarbekir’de, ‘CHP 1930’ların partisi değildir..’ demek gereğini duydu.

Bu sözlerine kendisinin inanıp inanmadığını bilemem, ama, eminim ki, o bu lafları sırf, Diyarbekir’de olduğu için söylemiştir. Hani, ‘karakolda doğru söyler, mahkemede şaşar..’ diye bir türkü var ya, onun misali bir komik durum.. Partisinin, ideolojisinin, kemalist bayrakdarlığının, ülkenin ancak yüzde 25 kadarından destek alabildiğini ve Akdeniz, Ege sahilleri ve Trakya bölgesi dışında, ülkenin hemen her köşesinden olduğu gibi, Diyarbekir’den yediği darbe karşısında Kılıçdaroğlu, orada doğru söylüyor gibi, ama, Ankara’ya dönünce, yine eski nakaratlara sığınacağı, ‘CHP, Atatürk’ün partisidir, İnönü’nün partisidir..’ diye nutuk atacağı rahatlıkla iddia edilebilir.

Bu durumda, hangi sözü doğru kabul edilmelidir?

 Yazının Devamı...