1. YAZARLAR

  2. Ahmet Varol

  3. Bu İş Kimin İşine Gelir?
Ahmet Varol

Ahmet Varol

Yazarın Tüm Yazıları >

Bu İş Kimin İşine Gelir?

A+A-

5 Ağustos Pazar akşamı Rafah’ın Mısır tarafında Gazze sınırına ve “İsrail” olarak tanımlanan 1948’de işgal edilmiş topraklarla Mısır arasındaki geçiş kapılarından Kerem Ebu Salim (Kerem Şalom) kapısına yakın yerlerde iki noktaya tam iftar vaktinde saldırı düzenlendi. Suriye’de Baas diktasının yüzlerce savunmasız insanı katletmeyi gündelik hale getirdiği bir dönemde böyle bir saldırı, arka planda duranlar açısından çok da zor değildi. Ondan önce de Mısır Cumhurbaşkanının işgal devleti cumhurbaşkanının tebrik mesajına cevap yazdığı tartışması olmuştu. Türkiye’de bazı haber sitelerinin tartışmayı işgalcilerin ağzından veren yorumları günlerce vitrinde tutmaları da dikkatimizi çekmişti. Kısacası Mısır’da yeni sistemde taşların yerine oturması için kullanılan yola mayınlar döşendiği, çukurlar kazıldığı ve engeller çıkarıldığı görülüyor. O yüzden biz de Allah izin verirse bu haftaki yazılarımızda Mısır’daki son gelişmelerin tahlilini yapmaya çalışacağız.

Daha önce muhtelif gelişmelerle ilgili değerlendirmelerimizde vurguladığımız bir husus vardı ki bu, hukukta suçluyu ortaya çıkarma stratejisinin prensiplerindendir. Faili meçhul bir cinayetin aydınlatılabilmesi için önce maktûlün düşmanlarının kimler olduğuna, kimlerle sorunu olduğuna bakılır. Sina’daki saldırıda hedef alınanlar Mısır’ın sınır güvenliği sorumluları. Yani belli bir otoriteyi ve gücü temsil ediyorlar. Dolayısıyla onları hedef alanlar şahıslarını değil temsil ettikleri gücü ve otoriteyi hedef almışlardır. O da Mısır’da Firavun diktasının devrilmesinden sonra oluşan yeni otorite ve onun organize ettiği güçtür.

Bu otorite ve gücün Filistin’le bir meselesinin olması mümkün değil. Çünkü onun iş başına gelmesi her yönden Filistin’in lehine oldu. En başta Baas diktasının kendisine destek bildirileri yayınlamaları için sıkıştırması sebebiyle bu ülkeden çıkmak zorunda kalan Filistinli liderlere kucak açtı. Dr. Muhammed Mursi’nin cumhurbaşkanlığına seçilmesinden sonra Gazze’ye uygulanan ambargonun hafifletilmesi için Rafah sınır kapısının düzenli kullanılmasına imkân tanındı. Yine Gazze’nin elektrik sorununun giderilmesi için bölgenin termik santraline verilen mazot miktarı artırıldı ve santral geceleri tam kapasite çalışmaya başladı. Başbakan İsmail Heniyye ve Hamas Siyasi Birim Başkanı Halid Meşal Mısır’ı ziyaret ederek ikili ilişkileri geliştirme konusunda büyük adımlar attılar. Filistin iç uzlaşması için Mısır daha aktif bir şekilde devreye girdi ve Filistin yararına daha birçok şey yapıldı. Bütün bunlar dar bir zamana sığdırıldı. Dar zamanda bu kadar olumlu faaliyet yapılması geniş zaman açısından büyük ümitlere vesile olmaz mı?

Peki, bütün bu gelişmelerden rahatsız olan kimdir? Elbette siyonist işgal devleti. Onun bazı yetkililerinin Mısır’ın yeni yönetimine izlediği politikadan dolayı yönelttiği tehditleri unutmuş değiliz. İşgal devletinin bu tehditlerini doğrudan saldırıyla gerçekleştirmesi ihtimalinin en azından mevcut şartlarda bulunmadığı, böyle bir şeye girişmesinin kendisine epey pahalıya mal olacağını tahmin edeceği biliniyordu. Ama siyonist işgalcilerin cephede göğüs göğüse çarpışma dışında daha birçok metodu ve stratejisi bulunduğunu onun 64 yıllık tarihinin ayrıntıları hakkında bilgi sahibi olanlar bilirler.

Mısır’da dikta rejiminin devrilmesi sonucu iş başına gelen kadronun ikinci önemli düşmanı ise tabii ki eski rejimin adamlarıdır. Halkın “fulûl: artıklar” dediği bu kişilerin, korumakla yükümlü oldukları vatana ihanet ve bu vatanın düşmanlarıyla işbirliği dâhil her şeyi, her ameli kendilerine caiz gördükleri de biliniyor. Dolayısıyla yeni sistemin taşlarının yerine oturmasını engellemek için onun baş düşmanı siyonist işgalcilerle işbirliği içine girmeleri de zor değildir. Ne yazık ki iktidarı alan yeni kadro henüz gerek içeride ve gerekse ülkenin dışarıdaki resmî temsilciliklerinde bu artıkları tam olarak ayıklayabilmiş değil.

O yüzden farklı görüşlerden olan ama Sina’daki saldırılara biraz insaflıca yaklaşan yorumcuların üzerinde birleştikleri görüş olayın arkasında siyonist işgalcilerin ve eski rejimin adamlarının olması ihtimalinin en yüksek ihtimal olduğudur. Ayrıntıya dair bazı ince noktalara inşallah müteakip yazımızda yer vereceğiz.

YENİ AKİT 

YAZIYA YORUM KAT