Bu Eser Sizin.. Başardınız, ’Affferiiin!’ler..

02.10.2015 13:27

SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

secakirgil@yahoo.com

Suûdî rejiminin bir generali ile, siyonist İsrail rejiminin bir diplomatı, birbirinden ayrı olarak, ama aynı gün, Washington’da yaptıkları açıklamalarda benzer laflar edip, ’Büyük Kürdistan’ın kurulmasının İran ve Türkiye’nin bölgedeki planlarının bozulması için gerekli olduğun'u ve ’böyle bir durum gerçekleşirse, bunun Suûdî ve de İsrail rejimlerinin maslahatına da uygun düşeceği'ni söylemişler..

Resmî açıklama değil, bu görüşler.. Ama, birbiriyle görüşmeyen, konuşmayan ve zıd kabul edildikleri sanılan iki ayrı rejimin üst kademe yetkili isimlerinden birileri..

Zıdların da benzeştiği yerler olabilir.. Ama, Suûdîler de, sionist İsrail rejimi de varlıklarını Amerikan emperyalizminin ipoteği altında koruyabildiklerine göre, temelde birbirlerine ne kadar zıd oldukları ve olabilecekleri konusu, üzerinde ayrıca durulabilecek bir durum..

*

Asıl şaşılacak olan ise.. Arab dünyasında çoktandır söylenen bir sözün şimdilerde bizdeki kitleler arasında bile söylenmeye başlanmış olması..

Ne mi o?

’İran, İsrail’den daha tehlikelidir!..’ sözü..

Aman Allah’ım!. Bu sözün söylenebilmiş olmasını sağlıklı bir mantıkî zemine oturtmak imkânı var mı?

Niyeymiş?..

Çünkü, ’İsrail dışarıdan bir düşman’; İran ise, ’içimize saplanmış bir paslı hançer’ imiş..

*

Burada İran denilince, tahmin edilebileceği gibi, bir coğrafya veya bir yönetim mekanizması anlatılmıyor; anlatılmak istenen, yazık ki, bir mezheb farklılığı..

Bir taraf şiîlik, diğer taraf sünnîlik adına hareket ederken, karşı tarafı düşman gibi görmek ve göstermekten meded umuyor..

Çünkü, her iki taraf da, kendisini, gerçek İslâm’ın kendi anlayışlarındaki gibi olduğunu, karşı tarafın, yanlışlık ve hattâ sapkınlık üzerinde olduğunu iddia ediyor.. Böylesine sınırlar kesin olarak çizilince, söylenecek söz de kalmıyor.. O zaman, gelsin, (şiîliğin temsilcisi sayılan güç odağı olarak) İran, siyonist İsrail’den de daha tehlikeli lafı..

*

Bu noktaya nasıl gelindi?

İmam Khomeynî’nin vefatı üzerinden 26 yıl geçti..

İran denilince, dünyada o zaman diliminde uyandırdığı mesaj ne kadar da görkemliydi ve hemen her müslüman, onun zaferlerinden heyecan ve gurur, acılarından elem duyuyordu.. Ama, özellikle de son 15 yılın gelişmelerine bakılınca ve hele de Suriye Buhranı’ndan bu yana, tablo tamamen değişti ve bugünkü noktaya gelindi..

Bu noktaya gelinmesinde elbette birçok faktör vardır, ama, İran’ın kendi yanlışlarından kaynaklanan olumsuz etkenleri başka konularla karşılaştırarak hafifletmeye gerek yok..

Evet, İran, takib ettiği siyasetle, bu anlayışın dillendirilmesinde nicelerine öylesine bir fırsat verdi ki, kendi dışındaki müslüman kesimler nazarında âdetâ, ondan daha kusurlu kimse yok, bu konuda..

Çünkü, kendi ülkesinde resmî mezhebi dışındaki müslümanlardan yüksek icraî mercilerde kimseye yer vermeyişini örnek göstererek, aynı uygulamayı Irak’da Mâlikî’ye yaptıran ve onu katı mezhebçi bir çizgiye getiren aslî etken de o.. Ki, bugün müslim-gayrimuslim hemen her kesimin lanetleme yarışına girdiği DAİŞ’in ortaya çıkmasının etkenlerinden birisi de bu ayrımcı siyaset idi..

Suriye’de Baas rejiminin ve Esed Hanedanı’nın yarım asrı bulan diktatörlüğü boyunca ve hele de şu son dönemde işlediği bütün cinayetlerin hemen tamamına, farazî bir mezhebî yakınlık zannıyla ya da Suriye’deki filanca mezhebin türbelerini korumak adına gönderilen askerlerle destek vermek suretiyle sahib çıkıp, pay sahibi olan da o..

Lübnan’da da öyle.. Ve Lübnan Hizbull… örgütünün Suriye ve Irak’a sokulmasında ve, ‘Biz olmasaydık Esed rejimi iki günde çökerdi..‘ diye gururla o cinayetlerin sahiblenilmesinde de başka bir iradeden esasen bahsedilemez bile..

‘Bahrenyn’de de..‘ demeyeceğim.. Çünkü, orada en yüksek makamın ağzından, ’İran Bahreyn şiîlerini savunmasız bırakmayacaktır..’ dediği hâlde, Suûd rejiminin 1500 askerle gelip, Bahreyn’i ezip geçmesi sırasında sessiz kaldı.. Zira, o zaman Suûd rejimi ile karşı karşıya gelmenin  Amerikan emperyalizmiyle karşı karşıya gelmek olacağı biliniyordu..

*

Keza, Yemen’de de aynı atgözlüklü siyaset takib edildi. 

Yemen’de olup bitenlerle önceleri pek ilgilenilmezken, orada ’5 İmam mezhebi’ne, Zeydîliğe  dayandığı için 12 İmam mezhebi’ne, Caferîliğe göre, hiç de itibar edilmeyen zeydî müslümanların Yemen’deki etkili odağı Husî kabilesi, Suudî rejimine de düşman olup, mücadelesini yükselttikçe, umuda kapılarak, ona var gücüyle destek veren ve onlara ‘Ensarullah‘ diye bir örgüt kurdurup, sonra da onu, ‘Lübnan’da Hizbullah ne ise, Yemen’de de Ensarullah odur..‘ diye en üst yetkililerin ağzından teyid eden de yine o..  

Ve bütün bunlardan sonra..

Ama bugünlerde. Yemen’deki tablo ters sonuçlar vermeye başlayınca kenara çekilmenin ‘feraset’i (!?) gösterildi..

*

Bu gibi nice örneklerden sonra..

‘İran, İsrail‘den daha tehlikeli ve büyük düşman..‘ yâvesini dillere pelesenk ettirenlerden birisi de yine kendisi..

‘Evet; başardınız.. (İran‘daki söyleyiş tarzıyla, deyişle bir) Affferiiin!‘ denilmesini hak ettiniz demek bile elem verici..

Ama, n’apalım ki bu sonucun alınmasında en büyük pay sahibi kendisi..

*

Hani, Hitler Almanyası’nın orduları Paris’e girdiğinde..

Alman subayları bir bodrum kattaki atölyeye girerler.. Etrafta yığınla tablolar..

Burası ünlü ressam Pablo Picasso’nun çalışma mekânıdır..

Tablolardan birisi de İspanya İç Savaşı’nı ve genel olarak savaşı en iyi anlatan tablolardan sayılan ünlü Guernica’dır.. Nazi Subayları, Picasso’yu tanımaksızın hışımla sorarlar: ‘Bu tabloyu kim yaptı böyle?‘ diye..

Picasso cevab verir:

-Siz!

*

22 Eylûl 1980 günü Irak Baas rejiminin başındaki Saddam’ın İran‘a saldırmasıyla başlayıp 8 yıl süren ve her iki taraftan 1 milyondan fazla insanın hayatına mâl olan ve her iki tarafın  nice zenginliklerini de yok eden korkunç savaşın başlayışının 35. yıldönümü münasebetiyle geçen hafta İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhânî‘nin yaptığı konuşma da üzerinde durulmaya değerdi..

Evet, o savaş bir felaketti, amma nice kazanımları da olmuştu.. Öldürmeyen yara güçlendirir misali, İran, o savaşta büyük yaralar aldı, ama, ölmedi ve güçlendi de.. Savaş tecrübesi kazandı, yalnız kaldığı zaman bile, direnmesini bildi.. Dünya siyasetinde birkaç alternatifi olan siyasetler izlemeyi öğrendi, vs..

Haa, bunlar sonunda bir güç zehirlenmesi de meydana getirdi mi?

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhanî, o gün yaptığı konuşmada, İran’ı savunmakla kalmadıklarını; bugün, dünyanın 6 büyük gücüyle yürüttükleri müzakerelerden zaferle çıktıklarını ve İran ordusunun ve  İnkılab muhafızları / pasdarlarının ve ’besicî’ denilen gönüllü milis güçlerinin Irak ve Suriye’de de hazır bulunduklarını ve o ülkeleri koruduklarını ve gerekirse diğer bölge ülkelerine de zor zamanlarında yardım edebilecek bir noktaya geldiklerini söylüyordu..

Tabiatiyle, Rusya’dan ayrı olarak, artık Amerikan emperyalizmiyle de iyi ilişkiler geliştirdiklerini söyleyecek değildi ya..

 

  • Yorumlar 4
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim