1. YAZARLAR

  2. Nusret Çiçek

  3. Bu düzen, her iktidar döneminde bir Aydın Doğan yetiştirir
Nusret Çiçek

Nusret Çiçek

Yazarın Tüm Yazıları >

Bu düzen, her iktidar döneminde bir Aydın Doğan yetiştirir

A+A-

Dikkatlerin bir kişi üzerinde toplanması, beni rahatsız etmeye başladı. 28 Şubat gecesinde 35 milyarı iç eden, bir kişi değildi herhalde. Hani bunun ağası, paşası, politikacısı?..

Darbeler...

Sonrası zenginlik mi, fakirlik mi?

Bir bakın bakalım, darbeler sabahında yükünü tutanlar kaç batman geliyor..

“Köylü milletin efendisidir”!

Nasıl efendi ise, ne buğdayı, ne meyvesi, ne pancarı, ne yağı-sütü para eder. Dışarıdan hazırı gelir, kuş gribi gelir, domuz gribi gelir... Yakında at gribi de gelecek.

Düzen demek istiyorum...

Hiç eğriden doğrunun çıktığını göreniniz var mı?

Aydın Doğan vergi suçu işlemişse ne olmuş yani? Bir şey olmamış. Bu ülkede vergi kaçırmadan zengin olan kaç kişi var? Bana göre Doğan’ın asıl özelliği, düzenin hem adamı hem de sahibi olmasıdır. Medyasındaki kimi yazarları inançlı insanlarla uğraşır, karalar, aşağılar. Kısacası devrin adamıdır. Bakarsınız ki işler iyi gitmeyince aslına döner. Yani, inançlı olan aile yapısına, geçmişine.

Düzen böyle, bilmem kaç yüzlü, kaç paralık.

¥

Ben şunu bilirim, bir şehrin kaldırımları sürekli sökülüp yapılıyorsa burada sorumlu olan vatandaşın ayakları değildir.

Yani ayak takımı!

Hani bu yolları kontrol eden mühendisler, ilgililer? Baş takımı!..

Hani bu işleri üzerlerine alıp yapanların sorumluluğu? Yöneticiler...

Hiçbirisi yok.

Sadece söküp yapmak, yollara para dökmek...

Sonra da suya zam, emlak vergilerine zam, taşıma araçlarına zam...

Vur abalıya...

Ondan sonra da Avrupa Konseyi’nden hemen madalyan gelir: “Hadi gözünüz aydın, çalışkan başkan seçildiniz”...

Sigorta açıklarına hiç bakmıyor musunuz?

Bu açıkları kime kapattırıyorlar?

Herhalde açığı yapana değil...

Emekli muayene olduğunda verecek, ilaç yazdırdığında verecek... Versin de, ne verdin ki neyi verecek? Verecek ki yeyip içenlerin delikleri tıkansın, değilse kurum iflasın eşiğinde. Açıkçası parsayı kim topluyor? Rüşveti cebine kim indiriyor? Devletin hazinesinden haksız kredileri kim dağıtıyor?

Yetkililer değil mi? Yetkili rüşvet almazsa sen verebilir misin?

Yetkili, malzemesi çalınan inşaata göz yummazsa sen çalabilir misin?

Yetkili vermezse, Aydın Doğan olabilir misin?

Düzen dedik ya, sokaktaki enikler gibi habire doğuruyor.

O yüzden sırf sermayesinden sebep; Doğan’a çatmak haksızlık olur.

Yenileri, yeni Doğanlar...

Adam belediye başkanı seçildiğinde evinde yemek pişirecek tenceresi yokken, bugün onun bunun üzerinde sakladığı hesapsız malı mülkü var...

Kargayı, doğanı ikiye beşe katlar.

Şöyle gözü kara bir savcıya verin yetkiyi de kimin çamaşırları daha kirli görün.

Hem bizim hırsızımızın başka meziyetleri de var...

Gitseniz yandaki odasında seccadesini de görürsünüz. Ama yaşantısına bakın, diğerlerinden pek farkı yok. Marka aynı marka...

O açmışsa o da açmış, o harcıyorsa o da harcıyor, o çalıyorsa o da çalıyor...

Uyanık: Devletin malı deniz yemeyen domuz!

Camiye gidince cemaati, sahneye kurulunca seyirciyi idare etmesini çok iyi biliyor.

Bakın bakalım, bir gecede kaç yatak odası değiştirenlere sizinkiler nasıl izzet ikramda bulunuyor. Oyunu aldığı kesimin kız çocukları kapalı olduklarından onlara iş yok, ama diğerlerine izzet ikram, özel kuryelerle arıyorlar.

Sayın, saygın, sanatkar!!!

Hatta devleti nasıl yöneteceklerini bile o tiplere soruyorlar.

Milletin milli ve de manevi değerlerini ifsat edenlere sevecen, ülkenin namuslu ve de inançlı evlatlarına yabancı...

Hatta düşman...

Düzen; dedik ya puşt... Kimi koltuğuna alıyorsa onu kendisine benzetiyor.

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT