Bu cuma camilerde Obama için para toplansın

06.09.2012 00:36

Yıldıray Oğur

Dün Kuzey Carolina’nın Charlotte kentinde başlayan Demokrat Parti Kurultayı’ndaki etkileyici konuşmasında kendisini bin bir güçlükle Harvard Hukuk’ta okutan MS hastası pompacı babasından, evlendikten sonra üniversite kredilerini ve mortgagelarını geri ödemek için Barack’la çektikleri çilelerden bahseden Michelle Obama’dan etkilenmiş olabilirim.

Ama tüm İslam dünyasında yarın, Cuma namazı sonrası Obama için yardım sandıkları kurulması önerim şaka değil, ciddiyim.

Kongre için neredeyse meydan okurcasına New York’tan sonra ABD’nin ikinci finans merkezi olan bu “Altın’a Hucüm” diyarını seçen Obama, kampanyası için büyük şirketlerden bağış kabul etmiyor. Bu konuda öylesine duyarlılar ki kongrenin yapıldığı Bank of America Stadı’nı eski adı olan Panthers olarak anıyorlar. Bu duyarlılıklarla daralan kampanya bütçesinde tasarruf için Demokrat Parti’nin kongresi dört günden üç güne düşürüldü.

Yani “Obamacare” diye dalga geçtikleri bizdeki SSK sisteminin bile battığı, yüksek vergi karşıtı varyemez amcaların adayı Romney’e karşı fakir ama gururlu Obamaların acil paraya ihtiyacı var.

Bize ne bundan diyebilirsiniz? Ama Romney’nin dış politika ekibi ve vaatlerinden haberdar olan her dünyalının gezegeni bekleyen bu dört yıllık felaket karşısında “bize ne” demek gibi bir lüksü pek yok.

Tabii Romney, AKP hükümetine “İslamcı terörist” diyen Rick Perry, Filistinlilere “Osmanlı’da yoktu böyle bir şey, sonradan keşfedilmiş” diyen Newt Gingrich, Özbekistan’a “Ubeki-beki-beki-beki-stan-stan” diyen Herman Cain, başkan olursa İran’da 1980’den beri olmayan ABD elçiliğini kapatma sözü veren Bachmann ya da en önemli dış politika konuşmasını şekerleme dükkânında yapan Çay Partisi’nin gözdesi Santorum gibi rakipleri düşünüldüğünde ehvenişer sayılabilir.

Ama bu gerçekten de dünyanın yarısını şer eksenine dâhil etmeye hazırlanan bir ehvenişer olmalı.

Romney’nin dış politika ekibinin yüzde 80’i Bush’un dış politika ekibinden geliyor. İsimler tanıdık. Bush’u Irak’a sokan Amerikan neo-conlarının Project for a New American Century etrafında toplanan ekibinden sekiz isim Romney’nin dış politika ekibinde yer alıyor.

En tehlikeli isim Bush’un Irak işgali öncesi BM’deki pis işlerini halleden şahin John Bolton. Uzun bıyıklarından hatırlayabileceğiniz Bolton, Washington’daki “İsrail İran’ı vurmalı” lobisinin etkin isimlerinden. Bolton’un adı Dışişleri Bakanlığı için bile geçiyor.

Project for a New American Century’nin kurucusu, American Exceptionalism denen yani ABD’nin bütün diğer ülkelerden farklı olarak dünyaya demokrasi ve özgürlük yayma misyonu olan bir devlet olduğu fikrinin öncülerinden Robert Kagan da Romney’nin ekibinde.

Yine Romney’nin danışmanı olan Eliot Cohen de aynı ekipten, 11 Eylül saldırılarından sonra Irak’ta kitle imha silahları var argümanının sahibi Cohen.

Bush’a 2003’te Irak’ın Nijer’den zenginleştirilmiş uranyum aldığını söyleten Robert Joseph de ekipte.

En tanıdık olanı Türkiye’deki büyükelçiliği sırasında her türlü karanlık, cuntavari işin içinde olmuş Eric Edelman.

Irak’ta bir dönem ABD’nin kolonyal valisi olan Bremer’in sözcüsü Dan Senor yine Romney’nin yakın ekibinde ve tehlikeli bir isim. İsrail sağına yakın olan Senor, Netanyahu’nun hayranlarından biri. “Mitt-Bibi yeni Reagan-Thatcher olacak” tweetleri yapıp edebileceklerinin ilk işareti.

Peki, Romney dış politikada ne diyor? Bu ekiple ne denebilecekse onu tabii.

Cumhuriyetçilerin Kongresi’ndeki American Exceptionalism vurgusu ilk işaretler. Romney konuşmasında “Ben başkanlığıma bir iş turuyla başlayacağım. Obama bir özür turuyla başladı. Amerika’nın diğer uluslara dikte ettiğini söyledi. Hayır. Amerika diğer ulusları diktatörlerden kurtardı” sözleri bu “demokrasi mücahidi” ABD kâbusunun geri dönüş işareti.

Obama’nın açık kalan mikrofonda Putin’e “Seçime kadar esneklik göster” ricasını da diline dolayan Romney, Rusya’yı bir numaralı jeopolitik düşman ilan etmiş durumda, Rusya’ya karşı ürkek değil erkek politika vaat ediyor. Çin için de ağır konuştu: Manipülatör.

Tabii Cuma’dan sonra dünyadaki Müslümanları neden Obama’nın kampanyasına sadaka vermeye çağırdığımı bunlar tam açıklamıyor.

Romney’nin dış politika vizyonunda en geniş yer tutan iki ülke var: İran ve İsrail.

“Obama, İsrail gibi müttefiklerimizi otobüsün altına attı” diyen Romney, İsrail’i bir numaralı müttefik olarak görmekle kalmıyor, BM kararlarının aksine Kudüs’ün de İsrail’in doğal başkenti olduğunu söylüyor

İran’la ise konuşmaya bile karşı. Uzun uzun körfezdeki filoların güçlendirilmesinden, askeri müdahale seçeneğinin hissettirilmesinden bahsetmekte. İran’dan Türk Kemalistleri gibi “Ayetullahlar” diye bahsetmesi de cabası.

Romney’nin Ortadoğu ve Arap Baharı vizyonu de Ertuğrul Özkök çizgisinde endişeli modern. “Demokrasi tamam ama İran ve cihadistlere dikkat” vurgusu var.

Türkiye’nin adı ise iki yerde geçiyor. Biri çok ilginç İsrail maddesi altında. Önce Türkiye ve Mısır’la İsrail’in bölgedeki varlığı için birlikte çalışmaktan bahsediyor sonra da ekliyor: ABD, Türkiye ve Mısır’daki anti-İsrail politikalara karşı şiddetle karşı çıkmalı ve onlara çıkarlarının İsrail’i izole etmekten geçmediğini açıkça göstermeli.

Türkiye’nin geçtiği ikinci bölüm Suriye. Romney’nin ekibi “Suriye’de daha çok yaptırım ama Esed sonrası Alevilerin durumunun dikkate alınması” gibi vurgularla kendine bir kurtarıcı rol biçmiyor. “Türkiye ve Suudi Arabistan’la sivillerin korunması için birlikte çalışmalıyız” cümlesiyle top Türkiye’ye atılmış.

Yani “Türkiye masasının başında Obama var” denen Washington, kasımdan sonra otobanda çok havladığı için köpeğini arabasının üzerine bağlayıp öldürmüş Romney’nin dış politikada outsourcing hizmeti aldığı neo-conların yeniden eline geçebilir.

O yüzden gönlünüzden ne koparsa, Allah rızası için Obama’ya bir yardım...

yildirayogur@gmail.com

TARAF

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim