Bu‚ ’çok daha eşit’ general ve prof.ların hiç mi utanması yok?

06.06.2011 00:13

SELAHADDİN E. ÇAKIRGİL

secakirgil@yahoo.com

Eskiden ’fırıldak hamsi’ diye tanınan ve başkentin sosyete ve siyaset çevrelerinin bir tuhaf ’gül’ü olan bir prof. kişiyi hatırlıyorsunuz, değil mi?

Onun, Ecevit’i ağır hastalık günlerinde, iş yapamaz ve sorumluluk üstlenemez raporu ile makamından uzaklaştırıp, yerine başkasını getirmek şeklindeki siyasî manevraların içinde yer aldığına; daha sonra da, darbeci generallerle işbirliği yaptığına dair suçlamalarla ’Ergenekon Yargılamaları’ndaki iddianâme dolayısiyle, hakkında verilen tutuklama kararı üzerine, doktorlar arası meslekî dayanışma ilginç bir örneğiyle, ’yerinden oynatılmasında hayatî tehlike var’  gibi tıbbî kurnazlıklarla, bir hastahane odasında kendisini iki yıldan fazla bir süre korutması da bir ayrı ilginçti..  

Sonra ise, bu kişi hakkında verilen ’hayatî tehlike’  raporlarının düzmece olduğu ortaya çıktı.. Şimdi, tutuklu olarak yargılaması sürüyor ve de yerinden oynatılamaz diye iki yıl kadar, kamuoyuyla alay edilen bu sivri zekâ, şimdi m.vekili olmanın eşiğinde..

Üstelik, Ecevit’in 87 yaşındaki eşi Rahşan, bu kişinin katıldığı ’O eski siyasî manevraların konuşulmasının zamanı olmadığını; şimdi herkesin CHP’ye destek vermesi gerektiğini’ söyleyecek kadar bir dikkatle, kendi cebhesinin, safının maslahatını düşünüyor..

Bu kişi, gelecek hafta, m.vekili olarak Meclis’e girerse, son iki-üç yıl boyunca yargı ve diğer resmî makamlarla nasıl oynadığına dair hikayeleri anlatır mı; yoksa, ’kanunlar karşısında bütün vatandaşların eşit olduğu’ gibi metinleri tekrarlarken, ’Biz elbette daha eşitizdir..’ diye kahkahalarla mı güler; ya da, utanır mı dersiniz..

*

Dünlerde, Meclis’e bilgi vermeleri için davet edildiklerinde bile tenezzül buyurmayan, gelmeyen anlı-şanlı generallerin durumu, işbu, ünlü prof.’dan çok mu farklı sanki?

9 ay önce yapılan küçücük anayasa değişikliğinin bile neleri yaptırabildiğinin ilginç bir örneğiyle karşılaşıldı.. Ağır Ceza’yı müstelzim suç isnad ve iddiaları karşısında, asker kişiler hakkında da artık, herhangi bir izin almaya gerek kalmadan, sivil yargı kurumlarınca re’sen sorgulama başlatılabilmesi bu zamana kadar alışılmamış tabloları karşımıza çıkarıyor..

Kocaman kocaman generaller, elde geçirilen tuhaf belgelerle sorgulanıyor..

Sadece Balyoz Dosyası’ndan dolayı tutuklanan ve, hâlen TSK’da vazifeli / muvazzaf olan generallerin listesi yayınlandı, geçtiğimiz günlerde..

Evet, Milliyet'in haberine göre, Harb Akademileri Kom. Org. Bilgin Balanlı'nın ve sonra da Hava Harb Okulları Kom. Tümg. İsmail Taş’ın tutuklanmasıyla,  Hasdal Askerî Cezaevi’ne konulan general ve amirallerin sayısı 31'e çıkmış..

Bir örnek olarak bu listeyi buraya alabiliriz.. 

- Harb Akademileri Kom. Org. Bilgin Balanlı

- 8. Kolordu Kom. Korg. Mustafa Korkut Özarslan

- KKK EDOK Muhabere Destek Eğt. Kom. Korg. Nejat Bek

- Harb Akademileri Kom. Yard. Korg. Yurdaer Olcan

- Kuzey Deniz Saha Kom. Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu

- Genelkurmay MEBS Başkanı Koramiral Kadir Sağdıç

- Harita Genel Komutan V.  Tümg. Gürbüz Kaya

- Jand. Denetleme ve Değerlendirme Başk. V. Tümg. Halil Helvacıoğlu

- KKK Denetleme ve Değerlendirme Başk. V.Tümg. Salim Erkal Bektaş

- Harb Akademileri Kom. Kurmay Başk. Tümg. Ahmet Yavuz

- Gaziemir Ulaştırma Okul Kom. Tümg. İhsan Balabanlı

- 52. Taktik Zırhlı Tümen Kom. Tümg. Abdullah Dalay

- 4. Kolordu Kom. Yard. Tümg. Nurettin Işık

- İkmal Maliye Ok. ve Eğt. Mrkz Kom. Tümg. Hasan Fehmi Canan

- Genelkurmay Karargâhı'ndan Tümg. Bekir Memiş

- Donanma Kom. Kur. Başk. Tümamiral Ali Semih Çetin

- DKK Lojistik Başk. Tümamiral Soner Polat

- 4. Mekanize P. Eğt. Tug. Kom. Tuğg. Kasım Erdem

- Kastamonu Jand. Bölge Kom. Tuğg. Ali Aydın

- Genelkurmay Başkanlığı ATASE Başk. Tuğg. Gökhan Gökay

- Tokat Jandarma Bölge Komutanı Tuğg. Bulut Ömer Mimiroğlu

- NATO Savunma Direktör Yard. Tuğg. Hakan Akkoç

- Deniz Kuv. Pers. Başk. V. Tuğamiral Abdullah Gavremoğlu

- Denizaltı Filo Kom. Tuğamiral Ahmet Türkmen

- DKK Plan-Prensipler Başk. Tuğamiral Ramazan Cem Gürdeniz

- Sahil Güvenlik Kom. Kur. Başk. Tuğamiral Turgay Erdağ

- İskenderun Deniz Üs Kom. Tuğamiral Mehmet Fatih İlğar

- Güney Görev Grup Kom. Tuğamiral Cem Aziz Çakmak

- Karamürsel Eğitim Mrkz Kom. Tuğamiral Levent Erkek

- Müşterek Doktrin Geliştirme Deneme ve Eğt. Mrkz Kom. Tuğamiral Levent Görgeç

-Hava Harb Okulları Kom. Tümg. İsmail Taş

Bu listeye, elbette, emekli generaller ve de, Generallik rütbesi altındaki albay ve daha alt rütbelerdeki subayların sayısı ise, yüzlerle ifade olunuyor..

İleri sürülen iddialar veya ele geçirilen belgelere göre Savcılıklar’ca saatlerce sorgulanıp, sonra tutuklanmaları talebiyle mahkemeye sevkedilen ve haklarında tutuklama kararları verilenlerin hemen herbirisinin bahaneleri ise, hazır..

Ele geçerse, ’Bunlar harb oyunu, plan semineri diyeceğiz..’ gibi önceden planlanmış taktikler..

Geçmişte, başarıya ulaşan bütün ihtilallerde de aynı taktik geçerli değil miydi?

Darbe teşebbüsü başarılı olursa, işbu ’harb oyuncuları’, birer kahraman gibi fırlarlardı, sahneye..

Başarısız olunması halinde, zâten suçlamalar yapılır ve çoğu suç ortakları da araziye uyar, kendilerini kamufle ederler..

Ama, teşebbüse geçilmeden belgeler ele geçerse..

O zaman da sadece ’Harb Oyunu...  iddiasıyla geçiştirme taktiği..

I. Ordunun eski komutanı em. Org. Çetin Doğan ve benzerlerinin bugün yaptığı gibi..

Hele, bazılarının, ’Yahu, darbe gerçekleşememiş ki, suçlama yapılabilsin..’ şeklindeki karşı iddiaları, komikliğin ötesinde, akla ziyan ve muhatabını ahmak yerine koyan beyanlar olmaktan ileri bir mâna ifade etmez.. Bu, bomba patlamadan, bu yoldaki ihbara itibar edilmez gibi bir saçma iddiadan ileri geçemez..

27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylûl 1980 ve 28 Şubat 1997 Darbeleri’nin aslî liderlerine aid hâtıralar yayınlandıkça, bugünkü iddialar hâlâ mı görmezlikten gelinmeli?

Ve amma, artık bu oyunlar, bu entrika çarkları küçük çapta da olsa bozulma eşiğinde..

Müslüman halkımıza 100 yıldır, hattâ son 300 yıldır kan kusturan ve ’başıbozuk yeniçeri gücü’nün ve oradan kaynaklanan ’yeniçeri hastalığı’nın tedavisi yolunda daha cesur ve kararlı adımların atılması gerekiyor..

Kimsenin yaptığı, yanında kâr kalmamalı...

Ama, şu son Balyoz Dosyası’nda haklarındaki iddiaları çürütmek yerine, kendi çürüklüklerini göstermek için, hemen GATA’nın yolunu tutan generallere ne demeli?

Yaldızlı üniformalarıyla, ’küçük dağları ben yarattım..’ havasındaki anlı-şanlı kişilerin, o kocaman kocaman generallerin, tutuklanır tutuklanmaz, hemen (Gülhane Askerî Tıb Akademisi) GATA’ya koşmaları ve orada, hasta oldukları gerekeçesiyle, istirahate alınmaları, ’Kanunlar karşısında vatandaşlar eşittir..’  lafıyla alay edilmesi ve de, -askerî terimle söylersek- ’temaruz (sahte hastalık) tablosu uydurulması değil midir?

Bir savaş tehlikesi ânında, bu gibi kişiler, hemen yine mi GATA’nın yolunu tutacaklardır?

Ki, bunların en son ve ilginç örneği, Harb Akademileri Komutanı olan ve bu yıl Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na getirileceği beklenen Org. Bilgin Balanlı’dır.. O da, Hasdal’a gider gitmez, oradan GATA’ya geçiş yapıverdi..

Bir daha anlaşılıyor ki, bazıları daha bir ’eşit..’

Bu rakamlara emekli generalleri de eklerseniz, GATA, generaller sığınağı olarak anılmayı hakeden bir tıb merkezi olarak nitelenebilir..

Şimdi, nice sanık paşalar, GATA’nın koridorlarında yeni entrikalar için volta atıyorlar, kendilerini savunmak içini hukukî gerekçeleri hazırlıyorlar.. 

Onlar ki, 100 yıldır dokunulamaz sanılanlardı..

Dokunulmaya başlanınca ise, GATA imdadlarına yetişti: ’Hayatî tehlikeleri vardır, dokunulamazlar..’

Burada nasıl da insanî bir çehre gösteriveriyor, GATA’daki askerî doktorlar..

Onların da bir gün sıranın kendilerine geleceğini düşünmeleri gerek..

Çok daha hafif suçlamalarla içeriye tıkılan ’sıradan vatandaş’lardan binlercesinin ne ağır hastalıkları ve insanî açıdan yardım edilmesi gereken nice felaketli halleri vardır ki, kanunlar ve yargı onlar karşısında, bir taş duvar iken.. Hasta olduğu veya yakınları anası-babası veya çocukları vefat ettiği gerekçesiyle, birkaç günlüğüne bile serbest bırakılan ’sıradan vatandaşlar’ı kimseleri duydunuz mu siz, hiç?

Ki, hapiste olan bir babanın üç çocuğunun evde yanarak can vermesi üzerine bile, o kişiye izin verilmediğini de hatırlayalım..

Yani, böyle imtiyazlardan faydalanmak için, illâ da eli silahlı ve zorba mı olmak gerekiyor?

’Efendim, burada durum farklı, ordu komutansız kalıyor..  TSK’daki 301 muvazzaf generalden 32 tanesi tutuklu.. Memleketi kim savunacak?’ iddialarına gelince..

Böylesine korkak, böylesine kurnaz veya entrikacı kumandanların, komutanlık yapmaları mı hayırlıdır, yapmamaları mı?

Neyse ki, hiç değilse, dünün dokunulmazlarına dokunulabilen bir zaman dilimine gelindi..

*

Milletin parasıyla beslenen, rütbeler ve caf-caflı üniformalar giyen; ülkenin ve milletin hayat ve namusunun korunması için milletin parasıyla alınan silahların ellerine tutuşturulduğu bu kocaman kocaman kişiler hakkındaki iddialar keşke gerçek olmasa denilebilir..

Ama, sadece şu son yarım asırda  iktidarları deviren ve milletin iradesine zincir vuran 4 ayrı askerî darbe ile, (1957’deki 9 Subay Hadisesi, Harb Okulu Kom. Alb. Tal’ât Aydemir liderliğinde tezgahlanan 22 Şubat 1962 ve 21 Mayıs 1963’deki) başarısız darbeler veya (27 Nisan 2007’deki e-muhtıra örneğindeki gibi) başarısız bırakılan darbe teşebbüsleri gözönüne alınınca..

Hiç de mâsum bir güç karşısında olmadığımız anlaşılmıyor mu?

Ve bütün bu olup bitenlerden sonra, şu generallerin, şu anlı-şanlı generaller, prof.lar ve onların çeteçi anlayışlarına çanak tutan diğerlerinin vicdanlarında bir utanma duygusu uyanabilir belki diye umutlanabilir miyiz?

  • Yorumlar 1
    Yazarın Diğer Yazıları
    PANO
    KARİKATÜR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim