1. YAZARLAR

  2. Ali İhsan Karahasanoğlu

  3. Bu CHP’den hiçbir .. olmaz!
Ali İhsan Karahasanoğlu

Ali İhsan Karahasanoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Bu CHP’den hiçbir .. olmaz!

A+A-

Şu basit afiş olayından ne sorunlar çıktı, izliyor musunuz?
Önce inkar ettiler. Sadece inkar değil, "Bu provokasyondur. Siyasi rakiplerimiz, bizim adımıza afiş yaptırıp, astırmışlar!" dediler.
Dikkat buyrun, sadece “Afiş bize ait değil"le yetinmediler.
Bir de suçlamada bulundular. Rakiplerine iftira ettiler.
Aynen, "Başörtülü kızlar, başı açıklara kezzap atıyorlar" iftirasındaki gibi. Aynen, "Oruç tutmadığı için, bıçakladılar, dövdüler” iftirasındaki gibi..
Oysa böylesine seviyesiz iftiralara kafa yorana kadar, afişin arka planını çözmeye birazcık çabalasalar.
Birazcık teknik ilerlemeye ayak uydursalar.
Birazcık akıl yürütseler.
Olay basit.
Afiş nerede görülmüş?
Avcılar'da.
Açarsın Avcılar CHP İlçe Başkanı'na sorarsın: "Ne iş, Başkan?"
İlçe başkanından hayır yok mu?
“Bilmiyorum” mu diyor?
Açarsın kendi partinden ilçe belediye başkanına.. Sorarsın: "Ne iş?"
O da “Bilmiyoruz” derse..
Toplarsın ilçedeki tüm partilileri..
Sorarsın: “Var mı bu konuda bilgisi olan?”
Ondan sonra çıkar, ona buna suçlama yöneltirsin..
Sadece ilçedeki partililere sormakla da yetinilmez..
Partinin koca koca bilim kurulu var...
O kadar profesörleri var...
O kadar teknik adamları var..
Hemen oluşturursun bir heyet.. Yollarsın Avcılar’a..
Henüz koparılmayan veya koparılsa da izi olan afişlerden numunelerini alır, baskısı nerede yapılmış olabilir, malzemesi hangi matbaaya ait olabilir, tesbit ettirirsiniz.
Ama bunlarda bu kapasite nerde?
Hemen karşısındakini suçlama.
Hemen iftira.
Bizim “Yes/No” hikayesinde de öyle olmamış mıydı?
CHPGenel Sekreteri, muhabirimizin telefonuna çıkıp, bir-iki soru cevaplandırdıktan sonra “Bir dakika” deyip, telefonu kapatmaya çalışırken, kapatamadan masanın üzerine bırakıp, konuşmalarını dinletmemiş miydi?
Hemen arkasından, CHPGenelBaşkanı, “Telefonlarımız dinleniyor” iddiası ile, ortalığı paniğe vermemiş miydi?
TacidarSeyhan isimli, aynı zamanda milletvekili olan, bilgisi kendinden menkul bir teknik adamlarına, “Genel Sekreterimizin telefonu, şu metodla dinlenmiştir. Bunun ortaya çıkarılması içiiin, ...” şeklinde, süslü cümlelerle bir yığın açıklamalar yaptırmamışlar mıydı?
Hatta gazetemizi, polisle ortak çalışma yapmakla itham etmemişler miydi?
Ne oldu o olay?
Sonunda ortaya çıktı ki, ne telefon dinlemesi var, ne de telefona program atma falan..
Genel sekreterleri, “No” tuşuna basarken, yanlışlıkla “Yes” tuşuna basmış.
Hepsi bu!
İyi de, siz tuşa basmayı bilmiyorsanız, en azından başkalarına iftira etmeyin beyler..
Olayın sorumluluğunu, gizemli senaryolarla masum insanlara yüklemeyin.
Ama bunlarda, o dürüstlük nerde?
En küçük bir olayı bile, iftira ile, avuçlarının içindeki medyayı kullanarak başka mecralara kanalize ediyorlar.
Hayal görüp, “Bizi zor duruma düşürmek için, kendileri afiş hazırlattırmışlar” diyorlar..
Adam o afişe bir bakar..
Koskoca afişte, CHP’lilerin bile bir kısmını rahatsız eden bölüm, küçücük bir parça..
Provokasyon amaçlı olsa, o kadar küçük bir bölümle geçiştirilir mi iş?
Üstelik, Avcılar nire, Diyarbakır nire?
Provokasyon amaçlı bir işte, kalkıp da yüzlerce km mesafeye, dandik bir afiş taşınır mı? Bu kadar pervasız bir şekilde, ortaya delil bırakılır mı?
O afişi taşıyan var, Diyarbakır’da teslim alan var. Asan var..
Afiş, provokasyon amaçlı olsa, Diyarbakır’a karıştırmanın ne manası vardı? (Sonradan ortaya çıktı ki, CHP’li Avcılar Belediyesi’nde çalışan bir Diyarbakırlı, hizmet olsun diye götürmüş, o afişleri!)
CHP’liler kafayı çalıştırıp, olayı çözemediler ama.. Gerçek ortaya çıktı! İftira yüzlerinde patladı.
Ama utanma var mı? “Özür diledik ya” diyorlar!
Bu kaçıncı “özür” ise!

VAKİT

YAZIYA YORUM KAT