Böyle olmaz Başbakan...

17.12.2011 00:31

Ahmet Altan

Hoş geldin, sefalar getirdin.

Geçmişler olsun, Allah tekrarını göstermesin, dualarım kabul olunacak olsa sağlığın için dua ederim.

Hastalığına gerçekten çok üzüldüm.

Dönüşün de çok şık oldu.

Meclis’teki milletvekillerinin gösterdiği kibarlık, gelip “geçmiş olsun” dileklerini iletmeleri çok etkileyiciydi.

Bu tür bir zarafet insanı hem sevindiriyor, hem ümitlendiriyor.

Sırrı Sakık’ın, Kazan Vadisi’nde hayatlarını kaybeden PKK’lıların mezarları için dile getirdiği isteği hemen sahiplenmen, “Bu çocukların aileleri zaten çok acı çekti, bırakın da çocuklarının mezarında bir dua edebilsinler” demen gönül alıcı, kalp kazanıcı insani bir jestti.

Sana da yakıştı.

Lakin...

İşte bu “lakin” kısmı gittikçe daha uzun bir liste olmaya başladı, gittikçe daha garip işler yapıyorsun.

Ve, gerçekleri halkından saklıyorsun.

Aniden savunma bütçesini yüzde 7,4 oranında arttırdın.

Neden?

Daha hükümetinden hiç kimseden bu artışın nedeni hakkında tek satır duymadık.

Üstelik, savunmaya ayrılan paraların hepsini bütçe içinde göstermiyorsun, ne Meclis biliyor kaç para harcandığını, ne de sana oy veren bu halk biliyor.

Lale Kemal’in harika haberinden öğrendiğimize göre Milli Savunma Bakanlığı, Meclis’e sadece “iki sayfalık” bütçe ödeneği gönderiyor, Meclis bu iki sayfadan ne anlıyor, ne öğreniyor da savunma bütçesini böylesine arttırıyor?

Meclis’te savunma bütçesinin ne için ve ne kadar arttırıldığını bilen kaç kişi var?

Meclis’in en önemli görevlerinden biri, halktan toplanan paraların nasıl harcandığını halk adına denetlemektir, iki sayfalık bir raporla mı bütün gerçeği öğrenip harcamaları denetliyorlar?

Sayıştay Yasası’nı da değiştirdin.

Sayıştay, orduyla ilgili denetimlerini halka açıklayamayacak bundan böyle.

Ordunun harcamalarını aldın tam bir sır perdesinin arkasına sakladın.

Ne hakla yaptın bunu?

Seninle Genelkurmay Başkanı’ndan başka kim biliyor kaç para harcandığını, nerelere harcandığını, o harcamaların gerekli olup olmadığını?

Harcadığın paralar bu halkın parası ama sen halkın parasını nasıl harcadığının hesabını halka vermiyorsun.

Son zamanlarda askerî meselelerde yaptıkların pek öyle akla mantığa sığacak işler değil.

Askerî hapishanelerle ilgili gizli işler yapıyorsun, ordunun harcamalarını halktan saklıyorsun, Sayıştay’ın orduyla ilgili yetkilerini buduyorsun.

Askerî vesayet denen zaten budur.

Sen, askerî vesayeti ortadan kaldırmıyor sadece bu vesayetin sağladığı ayrıcalıkların devamına “sivil bir yönetici” olarak yardım ediyorsun.

Askeri kontrol ettiğini sanırken asker seni kontrol ediyor.

Bütün bunları gerçekleştirdikten sonra senin “sivil” olman, vesayetin “askerî” olmasına hiç engel değil.

Gerçekleri halkından saklamaya başladın mı, bil ki yanlış bir iş yapıyorsun.

Çok çarpıcı ve utandırıcı gerçeklerle karşılaşıyorsun.

Uluslararası Şeffaflık Örgütü, “Ulusal Savunma Bütçelerinin Şeffaflığı” başlıklı raporunda ne diyor biliyor musun?

“Türkiye” diyor, “NATO’yla paylaştığı savunma bilgilerini kendi halkıyla paylaşmıyor.”

Sen, gerçekleri NATO’ya söylüyorsun ama kendi halkına söylemiyorsun.

Miting meydanlarına çıkıp bu gerçekle övünebilir misin, “NATO’ya söylediklerimi sizden saklıyorum” diyebilir misin?

Övünemeyeceğin işi niye yapıyorsun?

Kalkınma hızında dünya şampiyonluğuna oynuyoruz, bu senin ve iktidarının büyük başarısı, bununla övünüyorsun, övünmek hakkın, biz de övünüyoruz.

Bu başarının hak ettiği saygıyı ve hayranlığı gösteriyoruz.

Ama kalkınmada böylesine zirvede olan bir ülkenin başka konularda da zirvede olması gerekmez mi?

“Savunma bütçesi şeffaflık kategorisinde” senin on yıldır yönettiğin ülke nerede biliyor musun?

Nepal, Sri Lanka, Uganda, Zambiya gibi ülkelerin gerisinde.

Kalkınmada Amerika’yı geçiyorsun ama “şeffaflıkta” Zambiya’dan geridesin.

Bu gerçeği de halkına söyleyecek misin?

Neden özellikle askerî konularda şeffaflıktan kaçınıyorsun, askerlerle nasıl anlaşmalar yapıyorsun, ne diye gerçekleri halkından saklıyorsun?

Anlatsana bize, neden askerî harcamaları kamuoyunun denetiminden kaçırdığını, neden şeffaflıktan bu kadar korktuğunu.

Şeffaflıktan korkmak hayra alamet değildir.

Hoş geldin, sefalar getirdin, dilerim koltuğunda sağlıkla oturursun.

Ama o koltukta otururken, seni oraya askerlerin değil gerçekleri kendisinden sakladığın halkının oturttuğunu da hiç unutma.

ahmetaltan111@gmail.com

TARAF 

  • Yorumlar 0
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
PANO
KARİKATÜR
Tüm Hakları Saklıdır © 2001 Haksöz Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 212 635 43 75 | Faks : 0 212 631 55 27 | Haber Yazılımı: CM Bilişim